Aşkın Terapisi
Uygun
- Aşka şiirle, alıntılarla ve sıcak, yüreklendirici bir üslupla bakmak isteyenlere
- Kısa, rahat ve moral veren bir aşk kitabı arayanlara
- Klasik Türk şairlerinin aşk üzerine dizelerini bir arada görmek isteyenlere
Uygun değil
- Bilimsel kanıt, çağdaş psikoloji ve araştırma arayanlara: iddiaların çoğu kaynaksız
- İlişkilerindeki gerçek sorunlara pratik çözüm isteyenlere
- Cinsiyet rollerine eşitlikçi bir gözle bakanlara: kitap kadın ve erkek hakkında eski kalıplar kullanıyor
Giriş aşkın insanı «diri tutan, yaşama bağlayan yegâne sebep» olduğunu ve «bir şifa kaynağı, bir terapi» sayılabileceğini yazıyor. Birinci bölüm biyolojik tanımla başlıyor: kadınlarda östrojen, erkeklerde testosteron aşkı davet eden hormonlar, endorfin ve başka maddelerin düzeyi de artıyor. Yazar «hormonların faaliyeti erkeklerde daha uzun sürdüğünden erkeklerde aşkın çağı daha uzundur» diyor ama buna atıf göstermiyor. Karşılıksız aşk için «patolojik kara sevda sendromu» adı kullanılıyor.
Sonraki başlıklar tanım derlemesi: Abdülhak Hamit, Cenab Şahabettin, Fuzuli, Balzac, Shakespeare ve Victor Hugo'dan alıntılar, «Aşk, İki Hayat Arasındaki Tebessümdür» başlığı ve dinî anlatılara (Musa ve Yusuf) atıf yapan bir bölüm. Burada kitabın zayıf yanı da görünüyor: «Aşk, Beyin Gücüdür» bölümünde ekstrasenslere atıf yapılıyor, insanların çevresindeki «enerji boyutlarının bilimsel verilerle kanıtlandığı» söyleniyor ve aşkın bittiği dönemlerde tufan, açlık ve doğal afetler yaşandığı «tespit edilmiştir» deniyor. Bunların hiçbiri için kaynak verilmiyor.
«Aşk, Bir Elektriktir» bölümü vücuttaki elektriğin hormonlarla birlikte aşkın başlıca nedeni olduğunu savunuyor ve iki kap arasındaki su akışıyla aşkın «dominant âşıktan diğerine akmasını» anlatıyor. Yaz mevsiminde havadaki elektrik fazlalığı nedeniyle insanların daha çok âşık olduğunu yazıyor. «Aşk Bereketlidir» bölümünde kedi, geyik, pelikan ve maymun anneliğinden örnekler veriliyor, «Aşkın Gözü Kör Değildir» bölümünde göz renklerinin anlamları sıralanıyor: yeşil gözler «cilve», ela «neşe», açık mavi «vefasızlık», siyah «samimiyet» ifade ediyor.
«Gerçek Aşk Düz Gitmez» ve «Aşk Öğrenilmez» bölümleri daha pratik: ekonomik çıkmazlar, ailelerin müdahalesi ilişkiyi sarsabilir ama aşk buna dayanmalı. Aşk, Havelock Ellis'in sözüyle «sanat» sayılıyor. Aşkın türleri olarak ilk aşk, yıldırım aşkı (ilk görüşte, aceleyle «aşk» adı koymamak öneriliyor), imkânsız, yasak ve platonik aşk sıralanıyor. Platonik aşkın ilk kez âşık olan genç kızlarda sıkça görüldüğü belirtiliyor.
«Aşkın Fizyolojisi» bölümü fMRI ile yapılan beyin araştırmalarına, dopamin, noradrenalin ve serotonine atıf yapıyor: aşkın ilk evrelerinde uyanıklık halinin %90'ı sevilen düşünülerek geçiyor, iştah kesiliyor, enerji artıyor. Beta-feniletilamin maddesinin çikolatada bol bulunduğu ve antidepresanların onu yok ettiği ileri sürülüyor. Bu bölüm kitabın daha bilimsel görünen ama yine kaynaksız kısmı. «Bitkiler ve Hayvanlar Alemini Saran Aşk» bölümü kazların eşi ölünce kendini öldürmesi, aslanın dişisine bağlılığı gibi anekdot niteliğinde örneklerle dolu, yazar evde maymun beslememeyi bile öneriyor.
«Aşkın Gücü» bölümü insanların elektromanyetik dalgalar yaydığını, aşkın bu dalgaların birleşmesi olduğunu, karşılaşmaların «tesadüf» değil «tevafuk» olduğunu ve «altıncı his, yedinci his, hatta on altıncı his» bulunduğunu yazıyor. İnsanlar dalgalarına göre üçe ayrılıyor: birbirini çekmeyenler, birbirinden kaçanlar ve birbirini çekenler. Sonraki «Bedendeki Aşk» bölümü cinsel yakınlığı Tolstoy'un sözüyle «iffetle birleştiğinde anlam kazanır» sayıyor ve «meşru zevk» çerçevesinde anlatıyor.
- Şiir ve özdeyiş alıntılarıyla (Fuzuli, Nedim, Abdülhak Hamit, Hugo, Balzac, Shakespeare) aşkın edebî tanımı
- Kısa bölümler ve ara başlıklar: her bölüm bir düşünce ve birkaç paragraftan oluşuyor
- Hayvanlar âleminden örnekler (kedi, pelikan, aslan, kaz)
- Sonda 1970'li yılların mektupları ve ünlü aşk hikâyeleri (Romeo ve Juliet, İlhan-Ayten Gencer)
- Dinî metinlere ve şairlere atıfla aşkın manevi çerçevesi
Aşkı öğrenilen bir sanat olarak çözümleyen klasik kitap
Aşkın günlük ilişkilerde nasıl ifade edildiğini anlatan pratik kitap
Aşka psikolojik kuram çerçevesinde bakan kitap
Yazar «Aşkın Gücü» bölümünde insanların elektrik ışınları ve elektromanyetik dalgalar yaydığını, aşkın bu ışınların birleşmesi olduğunu yazıyor: ışınlar uymazsa çarpıp geri dönüyor, uyarsa iç içe giriyor. Sevileni düşünürken ummadığı yerde onunla karşılaşmanın tesadüf olmadığı, bu karşılaşmayı hazırlayan gücün «Yaratıcı'nın gücü» olduğu söyleniyor. Dalgalar bir radyonun FM frekansları gibi düzenli ve önceden planlı.
Bölümün sonunda insanlar üç gruba ayrılıyor. Dalgaları birbirini çekmeyenler birbirini umursamıyor ve yakınlık duymuyor. Dalgaları birbirinden kaçanlar birbirini soğuk görüyor, hatta antipati duyuyor. Dalgaları birbirini çekenler birbirinden zevk alıyor, samimi yakınlık ve sempati hissediyor, «yıldızımız barışık» ya da «frekansım uyuşuyor» diyor. Yazar bu insanların «seksapel», yani hissi ve cinsi uyumluluk gösterdiğini yazıyor. Bu sınıflama için hiçbir araştırma gösterilmiyor.
Fizyoloji bölümünde bir iddia daha var: âşık olacağınız insanın fiziksel ve kişisel özellikleri 2-8 yaşları arasında belirlenip beyne «data olarak kodlanıyor», sonra bu özelliklere sahip biriyle karşılaşınca otomatik bir yöneliş gerçekleşiyor. Girişte ise yazar bin bir derde deva olan şifaya kavuşmanın yolunun «hemen âşık olmaktan geçtiğini» yazıyor.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.