Kral Oidipus
Uygun
- Antik Yunan dramaturjisinin "analitik tiyatro" tekniğinin nasıl işlediğini görmek isteyen okurlara
- Fatalizm, kader ve insan iradesi temalarında derin felsefi metinler arayanlara
- Freud'un "Oidipus kompleksi" kavramının kökenini orijinal kaynaktan okumak isteyenlere
- Dramatik ironinin edebiyatta nasıl kullanıldığına dair klasik bir örnek arayan edebiyat meraklılarına
Uygun değil
- Modern, hızlı olay örgülü eserler arayan, arkaik dile hazır olmayan okurlara
- Koro bölümlerinin uzun monologlarına sabırsızlık gösterecek okurlara
- Yalnızca "mutlu son"lu hikâyeler okumak isteyenlere — bu, klasik tragedya türünün en karanlık örneklerinden biridir
Tragedya, Thebai sarayının önünde, veba içinde acı çeken halkın Kral Oidipus'a yakarışıyla açılır — ürünler çürümekte, sürüler ölmekte, kadınlar doğum yapamamaktadır. Oidipus kendini her zaman halkına yakın tutan, sorunu bizzat çözmek için gelen bir hükümdar olarak sunulur — bir zamanlar Sfenks'in bilmecesini çözüp şehri kurtarmış kahraman.
Kreon, Delfi kâhininden haberle döner: vebanın nedeni eski kral Laios'un hiçbir zaman öcü alınmamış cinayetidir. Sophokles burada tragedyanın temel mekanizmasını — "analitik tiyatro" tekniğini — devreye sokar: geçmişin gizli faciası flashback olmadan, şimdiki zamanda kademeli olarak açığa çıkar.
Oidipus hemen bütün şehrin önünde bir yemin eder — katili bulup sürgün edeceğine, ona hiçbir sığınak verilmeyeceğine. Bu sahnenin gücü, seyircinin çoktan bildiği (Oidipus'un kendisinin katil olduğu) bir gerçeği kahramanın bilmediği anda yaşanır — klasik dramatik ironinin ders kitabı örneği: Oidipus kendi kendine lanet okur.
Kör kâhin Teiresias sahneye getirilir, ama konuşmayı reddeder — "sen kendi kaderini taşı, ben de kendiminkini" diyerek gitmek ister. Oidipus'un baskısı arttıkça Teiresias'ın direnci de artar, bu da seyircide gerilimi kademeli olarak yükselten klasik bir retorik mücadele yaratır.
Oidipus öfkeyle Teiresias'ın Laios'un cinayetine karışmış olabileceğini ima edince, kâhin sonunda patlar: "Aradığın adam sensin! Kralın katili sensin!" Bu, metnin bu incelemede ele alınan bölümünün doruk noktasıdır — Oidipus bunu hemen reddeder, komplo teorisiyle Kreon'u şüpheli sayar, gerçeğin henüz kabul edilmediği anı yaşatır.
Görme/körlük metaforu daha bu ilk karşılaşmada kurulur — fiziksel olarak kör olan Teiresias gerçeği "görür", gözleri sağlam olan Oidipus ise kördür. Bu çelişki tragedyanın sonuna kadar gelişecek merkezi semboldür.
- Sophokles'in "analitik tiyatro" tekniği — geçmişin faciası kademeli olarak, şimdiki zamanda açılır, flashback yoktur
- Dramatik ironi: seyirci baştan Oidipus'un kaderini bilir, ama kahraman bilmez — her replik çift anlam taşır
- Görme/körlük metaforu metin boyunca tekrarlanır (kör kâhin gerçeği "görür", gören kral kördür)
- Üç birlik kuralına (zaman, mekân, eylem) sıkı sıkıya bağlı kalınır
Aynı yazarın Thebai serisinden, Oidipus'un kızının kaderini sürdüren eser
Freud'un Oidipus kompleksini bağladığı ikinci büyük tragedya, benzer "bilmek/gecikmek" gerilimi
Kısa cevap: Laios'un katilini arayan Oidipus'un kendisi o katil çıkar. Laios ile Iokaste'nin oğludur, bilmeden babasını öldürmüş ve annesiyle evlenmiştir. Gerçek ortaya çıkınca Iokaste kendini asar, Oidipus ise kendi gözlerini kör eder.
Teiresias önce konuşmak istemez; Oidipus onu cinayeti tasarlamakla suçlayınca açıkça söyler: «Aranan katil sensin». Oidipus bunu Kreon'un tahtı ele geçirmek için kurduğu bir tuzak sayar, Kreon'la sert bir tartışmaya girer. Iokaste araya girer ve yatıştırmak için kehanetlere inanmamasını öğütler: Laios'a çocuğunun onu öldüreceği bildirilmişti, ama çocuk doğduktan sonra ayakları bağlanıp dağa atılmış, Laios da üç yolun kesiştiği yerde haydutlar tarafından öldürülmüştü. Bu yerin adını duyan Oidipus korkuya kapılır ve kendi geçmişini anlatır: Korinthos'ta Polybos ile Merope'nin oğlu sayılıyordu; Delphoi'de babasını öldüreceğini, annesiyle evleneceğini öğrenip kaçmış, yolda üç yolun birleştiği yerde karşısına çıkan yaşlı adamı ve yanındakileri öldürmüştü.
Korinthos'tan bir haberci gelip Polybos'un öldüğünü bildirir; Oidipus kehanetten kurtulduğunu sanır. Ama haberci onun Polybos'un öz oğlu olmadığını açıklar: Oidipus'u Kithairon Dağı'nda bebekken ayakları bağlı halde bulup Polybos'a veren kendisidir, bebeği ona da Laios'un çobanlarından biri vermiştir. Iokaste daha fazla araştırmaması için yalvarır, Oidipus dinlemez ve Iokaste umutsuzluk içinde saraya girer. Laios'un yaşlı kölesi olan çoban sorguya çekilip konuşmaya zorlanınca bebeğin Laios'un sarayında doğduğunu, onu kendisine Iokaste'nin «öldürmesi için» verdiğini söyler; çünkü Iokaste, çocuğun babasını öldüreceği haberinden korkuyordu. Çoban ise acıyıp bebeği habercinin eline vermiştir.
Her şeyi anlayan Oidipus «Ey gün ışığı, bu seni son görüşüm olsun!» diyerek saraya koşar. Saraydan gelen haberci, Iokaste'nin yatak odasında kendini astığını anlatır. Oidipus onu asılı bulup ipi çözer, sonra ölünün elbisesinden altın iğneleri alıp kendi gözlerine batırır ve bir daha bu felaketleri, sevdiklerini görmek istemediğini söyler.
Yüzü kan içinde sahneye çıkan Oidipus Apollon'u suçlar, ama gözlerini kendi elleriyle kör ettiğini söyler. Kreon'dan kendisini kentten sürmesini, Iokaste için uygun bir mezar yaptırmasını ve iki kızına dokunmasına izin vermesini ister; Kreon kızları getirtir. Oidipus onların kaderine ağlar: hiç kimse onlarla evlenmeyecektir. Kreon sürgün kararının tanrıdan geleceğini söyler, sonra «yürü, ama çocukları bırak» der; Oidipus kızlarını elinden bırakmayı reddeder. Oyun, Korobaşı'nın son sözleriyle biter: hiç kimseye son gününü görmeden mutluluğa ermiş demeyin.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.