Bizi Öldürmeyen Şey Güçlendirir mi?
Uygun
- Felaket, hastalık ya da kayıptan sonra «bu beni güçlendirmeli» baskısını hissedenlere
- Röportaj ve anı üslubuyla yazılmış, gerçek insan öykülerine dayanan psikolojik kitapları sevenlere
- Travmadan sonra insanın nasıl değiştiğini basit «güçlenme» kalıbının dışında anlamak isteyenlere
Uygun değil
- Adım adım iyileşme programı ya da hazır teknik arayanlara: kitap bunu vermiyor
- Kısa, bilimsel kanıtlarla dolu bir travma kitabı isteyenlere: ana malzeme bireysel öyküler
- Yeni bir kayıp yaşayıp ağır hastalık ya da ölüm anlatımlarına hazır olmayanlara: bazı bölümler çok ağır
Giriş yazarın kişisel bir sahnesiyle açılır: üç kadın ve üç sandalyeyle yapılan «aile dizimi» terapisine gitmiştir. Annesi göğüs kanserinden, o kreşteyken ölmüştür; babası yasını sigarada, yırtık gömlekte ve ikinci el televizyonda yaşamış; 2012'de ise yazara yeni, kronik bir hastalık gelmiştir. Dizimde onu temsil eden kadın iki yandan — hastalık ve baba rolündeki sandalye — sıkıştırılmış, hareket edemez. Yazar ilk anda haklı hisseder, sonra «kendinden şüphe» baş gösterir: belki de kişiliği kaybını gizlemek için çizilmiş bir «duvar resmi»dir.
Bu seans onun Nietzsche'nin «beni öldürmeyen şey güçlendirir» sözüne inancını sarsar. Yazar Rachel Cusk'tan alıntılar: «acı bana hep bir fırsat gibi görünmüştür», sonra kronik hastalıklar, çocukluk travmaları ve beyin değişimlerine dair bilimsel kanıtlarla bu fikri karşılaştırır. Soru değişir: felaketler insanları nasıl değiştirir? Yazar annesinin ölümüne derin bir anlam yüklemeye çalıştığını da itiraf eder: kaybı «varoluşsal bir kurtarıcı lütuf» olarak açıklama ihtiyacı onunla bugüne dek gelmiştir.
Yazar kitabın yöntemini açıklar: istatistiklerin anlattığı «niteliksiz kayıp» hikâyesini değil, felaketten sonraki «gri bölgeleri» incelemek. Çernobil'i örnek verir: bir zamanlar fütürist vaatli şehir, 1986'dan sonraki on yıllarda bizonların, ayıların, kurtların ve yabani atların yaşadığı «yarı silinmiş ve yeniden yazılmış» bir parşömene dönüşmüştür. Altı kişinin hikâyesini seçmiştir: travmatik beyin hasarı geçiren Sophie, görme yetisini yitiren Gina, afyon bağımlılığı yüzünden hapse giren Jason, trafik kazasında bacaklarını kaybeden JR, felç kalan Valerie ve müebbet hapis cezası alan on yedi yaşındaki Sean. Konuştuğu yaklaşık 150 kişinin hepsi bir «öncesi-sonrası» deneyimi yaşamıştır.
Giriş bazı sınırlar da çizer: çocukluk travmaları, yoksulluk ve kuşaklararası sorunlar kitabın dışındadır; çünkü çocuğun kimliği «tamamlanmamış bir tablo»dur ve yoksulluk ayrı bir sistemik meseledir. Yazar Amerika'da felç, ampütasyon, TSSB ve hapis gibi sonuçların istatistiğini verir ve popüler kültürün bunları «daima kategorisi»ne uydurduğunu, «asla kategorisi»ne ittiğini gösterir. Zayıf yanı girişin uzun olması ve istatistik ile çözümlemenin bazen tekrarlanmasıdır; güçlü yanı yazarın kendi acısını başkalarının hikâyeleriyle birleştirmesidir.
- Kitap giriş, altı kişinin hikâyesi ve sonuçtan oluşur; giriş yazarın kişisel hikâyesini genel soruyla birleştirir
- Röportaj üslubu: görüşmeler, ayrıntılı saha betimlemeleri ve yazarın kendi yansıtması
- «Öncesi-sonrası» kavramı hikâyelerin ortak çizgisidir
- Bilimsel araştırmalar ve felsefi alıntılar (Nietzsche, Cusk) hikâyelere çerçeve verir
Farklılık ve zorlukla yaşayan ailelerin öyküleri, yazarın kendisinin de andığı ilham kaynağı
Depresyona kişisel ve bilimsel bakış, aynı şekilde anı ve röportaj karışımı
Ağır acıda anlam bulmak üzerine klasik kitap
Yazar şu sonuca varır: felaket insanı «daha güçlü» ya da «daha zayıf» yapmaz; öncesi ve sonrası yaşamlar aynı ölçüm sistemine bağlı değildir, bazı açılardan gazın sıvıya dönüşümü gibi bir «faz değişimi»dir. Nietzsche aforizmasının aldatıcı yanı insanın önceki halinin devamı olarak döneceğini ima etmesidir; oysa travmadan sonra insan eskiden bindiği ata yeniden binemez — o at gitmiştir, yeni bir at aramak gerekir.
Yazar kitabın bölümlerini Kübler-Ross'un yas aşamaları gibi aşamalar değil, kayıptan sonra yaşamda kalıcı niteliklerdir diye kurar: her bölüm bir tema (örneğin metanet, nezaket, kırılganlık) getirir. Eski hâline dönme imkânı olsa bunu isteyeceğini, ama hastalığın ona kazandırdığı içgörüleri yitirmekten korktuğunu yazar; «tek bir yara ruhu derinleştirir, ama o yara asla iyileşmez».
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.