Enerjinin Geleceği II — İklim Değişikliği, Yeni Enerjiler, Geleceğin Dünyası
Uygun
- Birinci cildi okuyup enerji hikâyesinin devamını isteyenlere
- İklim değişikliği konusunda hem bilimsel hem siyasi bağlam arayanlara
- Bilim tarihini insan hikâyeleri üzerinden öğrenmeyi sevenlere
- Enerji, ekoloji ve uluslararası ilişkiler alanında çalışanlara ve öğrencilere
Uygun değil
- En güncel rakamlar ve 2020'lerin enerji piyasası hakkında bilgi arayanlara
- İklim konusunda aktivist, çağrı niteliğinde bir kitap bekleyenlere — Yergin daha çok tarafsız bir gözlemci
- Uzun, ayrıntılı tarihsel anlatımlardan sıkılan okurlara
Bölüm, kitabın bütün ruhunu gösteren bir sahneyle açılıyor: 1856 Ağustos'unda İrlandalı bilim insanı John Tyndall İsviçre'nin Interlaken köyünden tek başına dağa çıkıyor, buzulun üzerine tırmanıyor ve sessizliğin ortasında çığ gürültüsünü duyuyor. Bir polis memurunun oğlu olan, Almanya'da Bunsen'in yanında eğitim alan, gökyüzünün neden mavi olduğunu açıklayan Tyndall buzullara «dehşete varan bir merak duygusu»yla bağlanıyor — bir keresinde Matterhorn'un zirvesine 100 metre kala çıkan fırtına onu geri döndürüyor. Yergin bilim tarihini bu tür insani ayrıntılarla canlandırmakta gerçekten usta.
Tyndall'ın sorusu basitti: buzullar hareket ediyorsa, bir zamanlar buz çağı yaşandıysa, iklimi ne değiştirir? Yergin bu sorunun köklerini 18. yüzyıla götürüyor: Cenevre profesörü Saussure 1770'lerde koyu mantarla kaplı bir «sıcak kutu» — küçük bir sera — yapıp atmosferin de cam gibi ısıyı tutabileceğini varsayıyor; Fransız matematikçi Fourier 1820'lerde bunun matematiğini kurmaya çalışıyor ve başaramıyor; İsviçreli Agassiz ise 1837'de Avrupa'nın bir zamanlar dev buz örtüsü altında kaldığını ileri sürüp meslektaşlarının alayına maruz kalıyor.
Bölümün doruk noktası Tyndall'ın Londra Kraliyet Enstitüsü'nün bodrumundaki laboratuvarı. Azot ve oksijenin şeffaf olduğunu görünce hayal kırıklığına uğrayan bilim insanı laboratuvara verilen şehir gazını, ardından su buharını ve karbondioksiti deniyor ve kızılötesi ışınları tuttuklarını keşfediyor. 18 Mayıs 1859'da günlüğüne «meseleyi tamamen avucumun içine aldım» yazıyor ve kısa süre sonra Prens Albert'in başkanlığında sera etkisinin ilk halka açık deneysel açıklamasını yapıyor. Benzetmesi — atmosferin bir nehir üzerine kurulan bent gibi ısıyı tutması — bugün bile en açık anlatımlardan biri.
Ardından hikâye İsveçli kimyacı Svante Arrhenius'a geçiyor. 1894'te, boşanmanın ve oğlunun velayetini kaybetmenin yarattığı melankoli içinde, aylarca günde 14 saat elle hesaplama yapıyor ve karbondioksitin iki katına çıkmasının 5–6 derecelik ısınma yaratacağı sonucuna varıyor — çağdaş modellere şaşırtıcı ölçüde yakın. En ilginç ayrıntı, Arrhenius'un bundan korkmaması: uzun, karanlık İsveç kışlarını iyi bilen kimyacı için ısınma, kuzey ülkelerine ılıman iklim ve bereketli hasat vaat eden «iyi bir haber»di.
Bölümün sonunda Yergin iklim fikrinin nasıl unutulduğunu gösteriyor: 1930'ların Amerikan «Toz Çanağı» kuraklığı «hava durumu»yla açıklanıyor, «iklim»le değil. 1938'de amatör meteorolog, buhar mühendisi Guy Callendar karbondioksitin arttığını gösteren verilerini Kraliyet Meteoroloji Cemiyeti'ne sunuyor, ama profesyoneller onu ciddiye almıyor. Sonradan «Callendar Etkisi» diye anılacak bu fikir yeniden unutuluyor; 1951'de bir klimatolog kuramın «terk edildiğini» yazıyor. Bu, sonraki bölümlerdeki siyasi dramaya mükemmel bir hazırlık.
Bölüm tek başına bir deneme olarak da okunabiliyor ve iklim biliminin yaklaşık iki yüzyıllık tarihini 14 sayfaya sığdırıyor. Tek eleştiri: Yergin Tyndall ve Arrhenius gibi figürlerin kişisel dramlarına öyle çok yer ayırıyor ki, bilimsel mekanizmaların açıklaması bazen kısa kalıyor — örneğin sera etkisinin fiziği bölümün başında yalnızca bir iki paragrafla veriliyor.
- Her bilimsel keşif somut bir insanın hayat hikâyesi üzerine kurulu
- Günlüklerden, mektuplardan ve söyleşilerden geniş alıntılar
- Bölüm sonlarında bir sonraki aşamaya köprü kuran merak uyandırıcı kapanışlar
- Ayrıntılı notlar ve kaynak gösterimleri
Aynı eserin birinci cildi — sitemizde incelemesi var
Yazarın Pulitzer ödüllü petrol tarihi — sitemizde incelemesi var
Bölümün sonunda Yergin iklim fikrinin nasıl unutulduğunu gösterir: 1938'de amatör meteorolog Guy Callendar karbondioksitin arttığını kanıtlayan verileri Kraliyet Meteoroloji Topluluğu'na sunar, ama profesyoneller onu ciddiye almaz. Sonradan «Callendar etkisi» adı verilecek bu fikir yeniden unutulur; 1951'de bir klimatolog kuramın «terk edildiğini» yazar.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.