Evlilik ve Ahlak
Uygun
- Felsefe, sosyoloji ve aile tarihine ilgi duyanlara
- Aşk ve evlilik hakkında «herkesin bildiği» düşünceleri sorgulamayı sevenlere
- Russell'ın açık ve ironik deneme üslubunu sevenlere
- 20. yüzyıl başındaki cinsel ahlak tartışmalarını tarihsel bağlamda görmek isteyenlere
Uygun değil
- Güncel, bilimsel temelli aile psikolojisi kitabı arayanlara — birçok bilgi eskidi
- Dini ve geleneksel aile değerlerine yönelik sert eleştiriden rahatsız olan okurlara
- Eski ve ağır çeviri dilinden yorulanlara — Türkçe baskı 1980'lerin üslubunda
Russell bölüme sert bir tezle başlıyor: Hıristiyanlığın ve barbarlığın zaferiyle kadın-erkek ilişkileri, ilkçağda bilinmeyen bir vahşetin karanlığına gömüldü. Kilise cinselliği murdar sayıyor ama bu, Ortaçağ ahlaksızlığını durdurmuyor — yazar tarihçi Lea'nın eserinden piskoposların gayrimeşru çocuklarına dair belgeli örnekler aktarıyor. Buradan çıkan sonuç bölümün asıl fikrine köprü oluyor: Kilise aşkı güzelleştirebilecek hiçbir şey yapmadığı için bu iş ruhban sınıfının dışında kalanlara — aristokrasiye ve şairlere — düştü.
Bölümün en ilginç kısmı romantik aşkın tanımı. Russell'a göre özü, sevilen kişiyi son derece değerli ve ulaşılmaz görmek; bir erkeğin kolayca elde ettiği kadına duyguları hiçbir zaman romantik sevgi biçimini almıyor. Ortaçağ trubadurları aşklarını çoğu zaman evli, yüceltilmiş hanımefendilere yöneltiyordu ve bu aşk mutlaka platonik olmalıydı. Yazar Dante'nin Beatrice'e duyduğu aşkı bu açıdan açıklıyor ve uyarıyor: bu yalnızca edebi bir gelenek değildi, çağdaş okurun sandığından çok daha tutkulu bir duyguydu.
Russell burada tarihçi Huizinga'nın «Ortaçağın Güz Dönemi»nden uzun alıntılar yaparak 12. yüzyıl Provence trubadurlarının «doymamış isteği» şiirin merkezine koymasının uygarlık tarihinde bir dönüm noktası olduğunu gösteriyor. Ardından çizgi Rönesans'a, Sidney'in ve Shakespeare'in sonelerine, Don Kişot'un Dulcinea'sına kadar uzanıyor. Bu tarihsel yolculuk kısa ama bilgi açısından zengin; Russell'ın kültür tarihi ile felsefeyi birleştirme becerisi en iyi hâliyle burada görülüyor.
Bölümün merkezî argümanı Shelley örneğinde açılıyor: romantik aşk, engellerin hem var olduğu hem de aşılmaz olmadığı bir «kararsız denge» durumunda serpiliyor. Emilia Viviani bir manastıra kapatılmasaydı Shelley «Epipsychidion»u yazmayacaktı. Tersine, her şeyin ailelerce kararlaştırıldığı eski Çin sisteminde ya da tam özgürlük ortamında aşk şiiri doğmuyor. Bu hem ilginç bir edebi gözlem hem de Russell'ın kitap boyunca savunduğu fikrin temeli: aşırı katı ahlak da tam boşluk da insanın en değerli duygularını zayıflatır.
Bölümün sonu belki de beklenmedik: özgür aşk savunucusu olarak tanınan Russell, romantik aşkı evliliğin tek temeli yapmaya karşı çıkıyor. Romantik aşkta sevilen kişinin «büyüleyici bir sisin ardında» göründüğünü, bu sis evlilikte dağılınca hayal kırıklığının başladığını yazıyor; Amerika'daki boşanma çokluğunu da buna bağlıyor. Ona göre evlilik, iki insanın birbirinden hoşlanmasından çok daha ciddi, çocuklar için var olan toplumsal bir kurum ve çocuklar geldikten sonra eşler kendi duygularını en önemli şey saymaktan vazgeçmeli. Bu, kitabın «her şeye izin veren» kitap olarak bilinen ününe kıyasla oldukça ölçülü bir tutum.
Türkçe çeviri anlamı iyi aktarıyor ama dil eski, çok sayıda parantezli açıklama («ethik (ahlak felsefesi)») ve baskı hatası var. Bazı genellemeler (örneğin tüm Ortaçağ'ın «vahşi» olması) bugün tarihçilerce basitleştirme sayılıyor. Buna rağmen bölüm, kitabın neden klasik sayıldığını çok iyi gösteriyor: Russell aşktan hem tarihçi, hem filozof, hem de biraz şakacı bir dost gibi söz ediyor.
- Tarihsel örnekler, edebi alıntılar ve felsefi argümanlar iç içe
- Huizinga, Lea ve Lecky'nin eserlerine geniş atıflar
- Russell'a özgü ironi ve kısa, keskin yargılar
- Her bölüm bağımsız bir deneme olarak okunabiliyor
Erkek egemenliğinin ve toplumsal cinsiyet rollerinin toplumsal köklerini inceleyen başka bir klasik — sitemizde incelemesi var
Romantik aşkın evlilikte nasıl hayal kırıklığına dönüştüğü sorusuna modern psikolojik bir yanıt — sitemizde incelemesi var
Bölümün sonu beklenmedik: özgür aşkın savunucusu olarak bilinen Russell romantik aşkı evliliğin tek temeli yapmaya karşı çıkar. Romantik aşkta sevilen kişi «büyülü bir sisin ardında» görünür ve bu sis evlilikte dağılınca hayal kırıklığı başlar; evlilik ona göre iki kişinin birbirinden hoşlanmasından daha ciddi, çocuklar için var olan toplumsal bir kurumdur.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.