Jack ya da Boyuneğme
Uygun
- Absürt tiyatro, hiciv ve kara komedi sevenlere
- Aile, uyumculuk ve toplum baskısı temasını grotesk bir dille okumak isteyenlere
- Tiyatro ve edebiyat öğrencilerine ve Ionesco ile tanışmak isteyenlere
Uygun değil
- Geleneksel olay örgüsü ve gerçekçi karakter arayanlara: oyunlarda mantık bilerek bozuluyor
- Grotesk cinsel imalara, tuhaf beden betimlemelerine ve sert hicve duyarlı olanlara
- Eski çeviri üslubundaki metni zor okuyanlara: 1964 baskısı sözcük oyunlarını uyarlamaya çalışmış
Kitap iki kısa oyundan oluşur; bu inceleme yalnızca ilki — «Jacques ya da Boyuneğme» — hakkındadır. Oyunun sahne notları koyu külrengi bir dekoru, karışık bir odayı, tozlu eski bir koltuğu ve pis perdeli bir pencereyi tarif eder. Koltuğun ortasında eski, kısa elbiseli Jak oturur ve susar. Çevresinde anne, baba, nine, dede ve kız kardeşi Jaklin durur; oyunda Jak'ın ailesindeki herkes «Jak» adını taşır, ailenin aynı kopyaları gibi gösterilirler.
İlk bölümün merkezinde ailenin Jak'ı «yola getirmesi» durur. Anne gözyaşıyla «sana o kadar fedakârlık yaptım» der, nine anlamsız hikâyeler anlatır, dede yalnızca türkü söyler («sevimli bir sarhoş ölürken ırlıyor…»), kız kardeş ise hem yumuşak hem aşağılayıcı konuşur. Baba «seni inkâr ediyorum» diyerek odadan çıkar; sonra aile gülünç sözlerle «zamanı» değerlendirir: «sen kronometrelenebilir cinstensin». Bu bölümde Ionesco dilin mantığıyla alay eder: sözcükler tekrarlanır, anlamsızlaşır, birbirine geçer.
Sonraki bölümde Jak çekinerek «pastırmalı patatese bayılıyorum» der. Bu cümle aile için zaferdir: anne ve baba onu «yeniden kabul eder», ailenin «geleneği» onarılır. Ancak cümleyi Jak robot gibi tekrarlar; onun için bu teslimiyettir. Oyun, tek bir sözle kabul edilmenin topluma uyum için en küçük iyi-kötü tarafı nasıl düzelttiğini gösterir: razı olmak için bir hile yeter, ama bu, bütün bir ruhu satmaya eşittir.
Üçüncü bölümde nişanlı gelir. Robert I ve anne-babası eve girer, aileler gelini uzuv uzuv ayrıntılı muayene eder: ayak, el, koltuk altı, baldır — her şey «uygun» olmalıdır. Jak tuhaf bir şart ileri sürer: nişanlının üç burnu olmalıdır. Robert I'in iki burnu vardır, bu yüzden reddedilir ve aileler arasında kavga çıkar; baba onu lanetler. Her iki Robert'i aynı oyuncu oynaması gerektiği için asıl sahne biraz grotesk, kostüm ve maskeyle abartılmıştır.
Üslup şiire yakındır: bilerek mantıksız diyaloglar, koro gibi tekrarlar, «Bir öğüt ister misiniz?» diyen ninenin değişmeyen nakaratı. Güçlü yanı kısalığı ve komik ritmidir; zayıf yanı söz oyunlarının çeviride (1964 baskısı) bazen anlaşılmaz olması ve sahne notları olmadan okumanın zor olmasıdır. Tiyatro oyunu olarak okunmaya yöneliktir, sıradan hikâye arayanlar için zordur.
- Diyaloglar bilerek mantıksız, hızlı ve kısadır; bu, absürt tiyatronun tekrar, koro ve slogan tekniğini gösterir
- Ninenin «bir öğüt ister misiniz?» ve dedenin türküsü gibi tekrarlanan ayrıntılar komedi ve gerilim yaratır
- Aile üyelerinin eşleşmesi (Jak/Robert, baba/anne) kişilikleri birbirinin aynısı yapar
- Sahne notları ayrıntılıdır: ışık, kostüm, kapı ve maske grotesk atmosferi kurar
Yazarın en ünlü kısa absürt oyunu, söz ve mantık oyunu
Uyumculuk ve kitle baskısı temasında daha tanınmış absürt oyun
Absürt tiyatronun bir başka klasik örneği
Robert I reddedildikten sonra aileler çıkar, Jak ve ikinci Robert (Robert II) yalnız kalır. Robert II'nin üç burnu vardır, kendini tanıtışı «başından beri neşeliyim» gibi absürt cümlelerle başlar. Robert II ona rüyada gördüğü şeyi — küvette suda yüzen beyaz süt domuzu — anlatır; Jak bunun kanser olduğunu söyler. Sonra Robert II ona değirmencinin atı ve köpek yavrularını suda boğması hikâyesini anlatır, Jak «ah, güzel yanılgı!» diye sevinir.
Robert II, çöl şehrinin yanan aygırını betimler; Jak gitgide heyecanlanır ve «ihi! ihi!» diye hırlar. Sonra söz oyunu başlar: Robert II «her şeye kedi denir» der ve dil «kedi» sözcüğüne bürünür. Jak şapkasını çıkarır, saçı yeşil çıkar; Robert II dokuz parmaklı elini gösterir ve Jak «sizinle evleniyorum» der. Aile topluluğu ağır bir ritüel dansı yaparak kedi gibi mırıldanır; sahne kararır ve yalnızca üç burunlu beyaz yüz ve dokuz parmak yılan gibi kıpırdar.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.