Kavgamız
Uygun
- II. Dünya Savaşı arifesindeki bilim-siyaset kesişimine ilgi duyanlara
- Einstein ve Szilard'ın az bilinen iş birliğinin detaylarını öğrenmek isteyenlere
- Dramatikleştirilmiş diyaloglarla canlandırılan tarihi hikâyeleri sevenlere
- Manhattan Projesi'nin arkasındaki kişisel motivasyonları anlamak isteyenlere
Uygun değil
- Akademik, sıkı referanslı bir tarih kitabı arayanlara — eser daha çok popüler/dramatikleştirilmiş üsluptadır
- Sadece bombanın teknik-bilimsel yönüne odaklanmak isteyenlere — kitap daha çok insan hikâyelerine dayanır
- Doğrusal, kronolojik bir biyografi bekleyenlere — kitap 1939'dan geriye, Macaristan'a dönerek zaman çizgisini karıştırır
Kitap klasik doğrusal bir biyografi gibi başlamıyor — bunun yerine okuru doğrudan 1939'a, Amerika'da Albert Einstein'ın evine götürüyor. Macar asıllı fizikçi Leo Szilard telaşla gelir ve eski dostuna ağır bir haber verir: Alman bilim insanları Otto Hahn ve Fritz Strassmann, 1938 Aralık'ında uranyum atomunu parçalamayı (nükleer fisyonu) başarmıştır.
Szilard, bu keşfin yıllar önce ortaya attığı "zincirleme nükleer reaksiyon" teorisiyle birleşirse, saniyeler içinde eşi görülmemiş güçte bir patlama yaratabilecek bir silahın temelini attığını anlatır. Einstein'ın kendi E=mc² formülü bu enerjinin büyüklüğünü hesaplamaya imkân verir — Szilard bunu "dünyanın sonu olabilir" sözleriyle nitelendirir.
En rahatsız edici nokta ise şu: Amerikalı ve Macar bilim insanları bu tehlikeyi görebiliyorsa, Almanya'da Hitler'in emrindeki fizikçiler de görmemezlik edemez. Szilard, Alman fizikçi Siegfried Flügge'nin bu konuda çoktan makaleler yayımladığını hatırlatır — Nazi rejiminin bu yöne sınırsız bütçe ayıracağından endişe eder.
Sahne bir tür ahlaki düellodur: Szilard harekete geçmeye çağırırken, pasifist Einstein taraf tutmaktan çekinir. Szilard'ın "Naziler atom bombasını ilk bulursa, ölü bir adam olarak öbür dünyada pasifistliğine devam edersin" tarzı argümanları sonunda Einstein'ı ikna eder.
Pratiğe geçildiğinde Szilard'ın planı ortaya çıkar: Nazileri en kaliteli uranyum kaynağı olan Belçika Kongosu'ndan mahrum bırakmak. Einstein'ın Belçika kraliçesiyle kişisel tanışıklığından yararlanılmalı ya da mesele doğrudan ABD Dışişleri Bakanlığı'na taşınmalıdır — meslektaşı Eugene Wigner ise bürokratik yolun daha güvenli olacağında ısrar eder.
Bu "davetsiz mektup" sahnesinden sonra kitap keskin biçimde geriye, 1918 Macaristanı'na döner — I. Dünya Savaşı'nın sonunda monarşinin çöküşüne, Károlyi Mihály'nin önderlik ettiği devrime ve kısa ömürlü Macaristan Cumhuriyeti'nin ilanına. Bu, Szilard'ın gençlik yıllarının siyasi zeminini, bir sonraki bölümde ise ("Faşist Amiral Nicholas Horthy") Macaristan'ı neden terk etmek zorunda kaldığını açıklamak için bir hazırlıktır.
Büyükdağ'ın üslubu dikkat çekicidir: tarihi olayları kuru bir kronoloji olarak değil, canlandırılmış diyaloglar aracılığıyla sunar — bu, bilimsel-tarihi malzemeyi popüler okur için erişilebilir kılar, ancak faktüel temelin nerede bitip kurgusal yeniden canlandırmanın nerede başladığını ayırt etmek zaman zaman zorlaşır.
- Tarihi olayları canlı, dramatikleştirilmiş diyalog biçiminde sunması — olgu temelli, ancak bazı replikalar yazarın kurgusal yeniden canlandırmasıdır
- Zaman çizgisini doğrusal olmayan biçimde kurması: 1939'dan başlayıp Szilard'ın Macaristan köklerine döner
Manhattan Projesi'nin daha kapsamlı, akademik düzeyde tarihi
Einstein'ın kişiliğine ve dönemine daha geniş biyografik bakış
Kitabın ilginç yan hatlarından biri Türkiye'dir. Yazara göre 17 Eylül 1933'te Einstein imzalı bir mektup Başbakan İsmet İnönü'ye ulaşır: Almanya'da çalışamayan 40 profesör ve doktorun bir yıl karşılıksız olarak Türkiye'de çalışmasına izin istenir. Hükümet, başka bilim insanlarıyla sözleşme imzaladığını ve bütçe olmadığını gerekçe gösterip olumsuz yanıt verir. Kitap, bazı uzmanların mektubu Einstein'ın değil OSE yetkililerinin yazdığını öne sürdüğünü de not eder.
Son bölümlerde mektubu Roosevelt'e ekonomist Alexander Sachs ulaştırır. Sachs mektubu okumak yerine kendi 800 kelimelik özetini hazırlar, sohbete Napolyon'un buharlı gemi mucidi Fulton'u geri çevirmesi hikâyesiyle başlar, atom enerjisi üzerine 1936 tarihli bir dersten alıntı okur ve başkandan hükümet ile bilim insanları arasında bir komite kurmasını ister.
Kitap Birinci Dünya Savaşı'ndaki gaz saldırıları üzerine bir sohbetle biter: Fritz Haber'in zehirli gaz üretimi, eşi Clara Immerwahr'ın itirazı ve intiharı, Ypres'te hardal gazından geçici olarak kör olan onbaşı Adolf Hitler. Son sözü Roosevelt söyler: Avrupa'nın en iyi bilim insanları Amerika'ya geldi, «Adolf Hitler'in önüne ancak biz geçebiliriz!» Devamı «Hesaplaşma» kitabındadır.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.