Geleceğin Suçları — Dijital Dünyanın Karanlık Yüzü
Uygun
- Dijital güvenlik ve siber suça geniş, anlaşılır bir giriş arayanlara
- Teknoloji, hukuk ve güvenlik alanında çalışanlara
- Akıllı cihazların ve sosyal ağların «gizli bedelini» anlamak isteyenlere
Uygun değil
- Teknik bir güvenlik ders kitabı bekleyenlere — kitap bunu vaat etmiyor
- Kısa bir kitap isteyenlere — 600 sayfayı aşıyor
- Son on yılın (yapay zekâ çağının) olaylarını arayanlara
Goodman önsözü akılda kalıcı bir anekdotla açar: 1995'te Los Angeles polisinde 28 yaşında bir müfettişken başkomiser ona sorar: «WordPerfect'te nasıl yazım denetimi yapılacağını biliyor musun?» O «Ctrl+F2» diye cevap verir ve aynı gün ilk bilgisayar suçu davasını alır. Bu esprili başlangıçtan sonra ton ciddileşir: yazar Meksika kartellerinin kendi şifreli hücresel ağlarını kurduğunu, suçluların her zaman polisten bir adım önde olduğunu gösterir ve kendini «korku tellalı» değil, «akılsız bir iyimser» olarak tanımlar.
Kitabın merkezî tezi tek cümledir: «Her şey bağlantılı olduğunda, herkes savunmasız hale geliyor.» Goodman teknoloji düşmanı olmadığını, onun «iyiliğin en büyük destekçisi» olabileceğine inandığını vurgular; ama Silikon Vadisi girişimcilerinin ürünlerinin kamusal, yasal ve güvenlik risklerine pek özen göstermediğini söyler. Önsözün sonunda Matrix'ten Morpheus'un kırmızı hap sözüyle okuru uyarır: bu sayfalardan sonra arabanıza, telefonunuza ve elektrikli süpürgenize aynı gözle bakamayacaksınız.
Birinci bölüm Wired muhabiri Mat Honan'ın 2012'de hacklenme hikâyesiyle başlar: birkaç saat içinde, yeni doğmuş kızının fotoğrafları dahil bütün dijital hayatı silinir. Sonra Goodman genişler: elektrik şebekeleri, hava trafik kontrolü, itfaiye sevk sistemleri, hatta asansörler bilgisayarlara bağımlıdır — «İnsanlığın B planı var mı? Tahmin edebileceğiniz gibi, yok.» Vestfalya sistemiyle karşılaştırma da ilginç: devlet sınırları fiziksel dünyada işler, ama bitler ve baytlar hiçbir gümrük görmeden akar.
En açık anlatım banka soygunu karşılaştırmasıdır. Times Meydanı'nda banka soyan suçlu parmak izi, DNA, kamera görüntüsü bırakır; paranın ağırlığı ve patlayan boya paketleri onu sınırlar. 1994'te ise St. Petersburg'daki evinden Citibank'tan 10,7 milyon dolar çalan Vladimir Levin ABD'ye hiç ayak basmamıştı. Yetki kimde — ABD, Rusya, yoksa paranın aktarıldığı Finlandiya ve İsrail mi? Goodman, «ülke atlama» imkânının siber suç soruşturmalarını bu kadar zorlaştıran temel neden olduğunu gösterir. 1986'da Lahor'da iki kardeşin yazdığı ilk PC virüsü Brain hakkındaki kısım ise siber suçun «zararsız eğlenceden» bir sanayiye nasıl dönüştüğünü anlatır.
Zayıf yanlar: kitap fazla uzun, aynı mesaj — teknolojiye körü körüne güvenmeyin — pek çok örnekle tekrarlanıyor. Ton zaman zaman sansasyona yaklaşıyor. 2015'te yazıldığı için sonraki yılların önemli olayları — fidye yazılımı patlaması, yapay zekâ ile derin sahtecilik — yalnızca öngörü olarak var. Buna rağmen dijital hayatımızın risklerini sade bir dille görmek isteyenler için etkileyici bir kitap.
- Gerçek suç hikâyeleri ve polislik deneyiminden anekdotlar
- Her bölümde teknolojinin hem faydası hem istismarı
- Sonda pratik öneriler ve geniş notlar
«Ürün sizsiniz» fikrinin derinlemesine sosyolojik çözümlemesi
Goodman'ın son bölümlerde değindiği yapay zekâ risklerinin felsefi çözümlemesi — sitemizde incelemesi var
Siber silah pazarı üzerine gazetecilik araştırması
En açık açıklama banka soygunu karşılaştırmasıdır. Times Meydanı'nda banka soyan suçlu parmak izi, DNA, kamera görüntüsü bırakır, paranın ağırlığı ve renkli boya paketleri onu sınırlar. 1994'te ise St. Petersburg'daki evinden Citibank'tan 10,7 milyon dolar çalan Vladimir Levin ABD'ye hiç ayak basmamıştı. Yargıç kim — ABD, Rusya, yoksa paranın aktarıldığı Finlandiya ve İsrail?
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.