Hoşgeldin Hüzün
Uygun
- Fransız edebiyatının 1950'lerdeki "yeni sesini", gençlik ve ahlaki kayıtsızlık temasını keşfetmek isteyenlere
- Kısa, yoğun, bir-iki oturuşta bitirilebilecek bir klasik arayanlara
- Babanın yeni partneri ile çocuğu arasındaki gergin aile dinamiğini ilgi çekici bulanlara
- Baş kahramanın ahlaki duruşunun bilinçli olarak belirsiz, "sevimli olmayan" bırakıldığı düzyazıya açık okurlara
Uygun değil
- Klasik, ahlaki açıdan rahat ve net sonuçlanan bir hikâye arayanlara — kitap bilinçli olarak rahatsız edicidir
- Zengin betimleme, geniş dünya kurgusu bekleyen okurlara — Sagan minimalist, yoğun yazar
- Genç kahramanın sempatik ve örnek olmasını bekleyenlere
Roman, Cécile'in olayları geriye dönük anlattığı, "hüzün" adını verdiği yeni, kendine özgü duyguyu tanımlamaya çalıştığı bir monologla açılır — bu, kitabın tüm tonu için anahtar kelimedir: ağırbaşlı, yücelten klasik hüzün kavramından farklı, tamamen kendine yönelik, neredeyse utanç verici bir duygu.
Cécile durumunu anlatır: babası Raymond'la (kırk yaşında, canlı, her şeye meraklı, sık sık sevgili değiştiren bir adam) ve onun mevcut metresi, uzun boylu, kızıl saçlı Elsa ile birlikte Akdeniz kıyısındaki tenha bir yazlıkta yaz geçirmektedir. Annesi on beş yıl önce ölmüştür, Cécile babasının bu yaşam tarzını artık eleştirmeden kabul etmektedir.
Altıncı gün Cécile, yelken kullanan hukuk öğrencisi Cyril ile tanışır — denizde küçük bir kaza onları tanıştırır, aralarında hemen rahat, oyuncu bir yakınlık doğar. Cécile daha önce öğrencilerden hoşlanmadığını, babasının yaşlı dostlarını daha üstün tuttuğunu itiraf eder, ama Cyril istisnadır.
Aynı akşam, terasta otururken, babası aniden bir misafir geleceğini duyurur: Anne Larsen — Cécile'in merhum annesinin eski arkadaşı, kırk iki yaşında, zarif, serin, iradeli bir kadın, şimdi tasarımcılık yapmaktadır. Cécile bunu hemen kaygıyla karşılar — Anne ile Elsa'nın nasıl uyum sağlayacağını hayal bile edemez.
Anne Larsen'in karakteri kısa betimlemelerle ama çok etkili biçimde kurulur: Cécile ona hem hayran, hem de ondan biraz korkar — Anne'nin her sözden, her bakıştan anlam çıkaran, değişmez iç kuralları olan biri olduğunu hisseder. Bu, Elsa'nın saf, yüzeysel dünyasıyla keskin bir tezat oluşturur.
İkinci fasıl, Anne gelmeden önceki son haftayı anlatır — Cécile bunu "özgürlüğün son günleri" olarak algılar, çünkü Anne'nin gelişiyle rahat, disiplinsiz yaz hayatının biteceğini şimdiden sezmektedir. Fasıl kısa, gerilim dolu bir bekleyişle sona erer.
- Birinci şahıs, geriye dönük anlatım — Cécile olayları sona erdikten sonra anlatır, bu da metinde önceden bir talihsizlik hissi yaratır
- Kısa, yoğun cümleler, minimal betimleme — Sagan'ın sonradan tüm kariyerini belirleyecek "serin", analitik üslubu bu ilk romanda çoktan tam olgunlaşmıştır
- 18 yaşındaki yazarın yaşına rağmen, karakterlerin motivasyonlarına şaşırtıcı derecede soğukkanlı, yargısız bir bakış
- Fasıllar kısa, neredeyse sahne gibi kurgulanmış — bu, romanın sonradan kolayca sinemaya uyarlanmasına imkân sağlamıştır
Aynı yazarın benzer "serin" tonlu, genç kadın bakış açılı ikinci romanı
Farklı kültürel bağlamda ama benzer derecede samimi, yargısız gençlik yabancılaşması hissi
Kısa cevap: Cécile, Anne'ın babası Raymond'la evlenmesini engellemek için Elsa ve Cyril'le bir plan kurar: Elsa ile Cyril sevgili gibi görünecek, Raymond kıskanıp Elsa'ya dönecektir. Plan işler, ama sonucu Cécile'in beklediğinden ağır olur: Anne arabayla çıkıp gider ve aynı akşam Esterel yolunda bir kazada ölür.
Anne geldikten sonra o ve Raymond evlenme kararlarını açıklar; nikâh Paris'e dönünce, ekimin beşinde kıyılacaktır. Anne, Cécile'i sınava çalışmaya zorlar, Cyril'le görüşmesini yasaklar, bir tartışmadan sonra da onu odasına kilitler. Raymond akşam kapıyı açınca Cécile ondan ve Anne'dan özür diler, ama içten içe Anne'ın hayatlarını altüst edeceğinden korkmaktadır.
Eşyalarını almaya gelen Elsa'ya Cécile evlilik haberini verir, Anne'ın babasını elde ettiğini söyler ve ondan Cyril'e gidip «ona konuk olmasını» ister. Cyril, Cécile'e evlenme teklif eder; Cécile, Anne'ın razı olmayacağını bahane edip cevaptan kaçınır ve planı onlara anlatır. Cyril yalnızca Cécile'i almanın başka yolu olmadığı için razı olur.
Sonra Cécile Cyril'le sevgili olur; Elsa ile Cyril de ormanda, kumsalda, yolda Raymond'un karşısına çıkar. Bir sabah Cécile, Raymond'u yürüyüşten çam ormanı yoluyla döndürür ve Cyril'le Elsa'nın yan yana uyuduğunu görürler; Raymond Elsa'ya söver, ama onu düşünmekten de kendini alamaz. Saint-Raphaël'de Raymond, dostu Charles Webb'e nikâhın ekimin beşinde olacağını söyleyince Elsa ile Cyril de gelir ve Raymond'un gerginliği artar.
Elsa, Raymond'la konuştuğunu ve onun pişman olduğunu söyler; Raymond onu köyde çaya çağırmıştır. O öğleden sonra Raymond köye gider; Cécile, Anne'ın ormandan koşarak gelip arabaya bindiğini görür, yalvarır, Anne ise ağlayarak «Hiç kimseye ihtiyacınız yok» deyip çıkıp gider. Raymond yüzünde Elsa'nın dudak boyası, üstünde çam iğneleriyle döner ve Elsa'yı öptüğünü, Anne'ın bunu görmüş olabileceğini söyler. Gece saat onda telefon gelir: Esterel yolunda kaza olmuş, araba elli metreden yuvarlanmıştır. Anne ölür; Cécile bunun yalnızca bir kaza olduğuna tam inanmasa da baba-kız ona kaza derler. Bir ay yas tuttuktan sonra ikisi de yeni sevgililerle eski hayatlarına döner. Roman, Cécile'in sabah yatağında Anne'ın adını fısıldaması ve ona «Hoş geldin Hüzün» demesiyle biter.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.