II. Dünya Savaşı Sonrasında Türk Dış Politikası
Uygun
- Uluslararası ilişkiler, siyasi tarih ve Türk dış politikası öğrencileri ve araştırmacılarına
- Soğuk Savaş döneminde ve sonrasında Türkiye'nin Batı, Ortadoğu ve Kafkasya politikasını bir bütün olarak görmek isteyenlere
- Kaynakça ve dönem tablolarıyla başvuru kitabı arayanlara
Uygun değil
- Hafif ve hikâye üslubunda tarih okuması arayanlara: metin akademik ve ağırdır
- Kısa özet isteyenlere: kitap 800 sayfayı aşar
- Tartışmalı konularda (Kıbrıs, Ermeni ve Kürt sorunları) birkaç farklı bakışı bir arada görmek isteyenlere: bu kitap tek bir yazarın bakışıdır
Giriş yazarın temel tezini koyar: devletlerin dış politikalarını iç etkenlerden çok dış etkenler belirler ve bu Türkiye için de geçerlidir. Bu yüzden iktidar değişikliklerinin ardından dış politikada düşünüldüğünden az değişiklik olur: iktidar olanlar kısa sürede dış faktörlerin önemini fark eder. Yazar bunun sınırlarını da belirtir: dış politika iç gelişmelerden tamamen bağımsız değildir, ama değişiklik imkânının sınırları parti programlarında değil, uluslararası yapıdaki gelişmelerde aranmalıdır.
Türk dış politikasının temellerini anlamak için iki tür etken gösterilir: yapısal (coğrafya ve tarih) ve davranışsal (Lozan temelinde mevcut durumu koruma, Batıcılık, Sovyetler Birliği/Rusya endişesi). Boğazlar'ı elinde bulunduran Türkiye Avrupa/Balkanlar ile Orta Doğu/Asya arasında bir bağlantı öğesidir; bu ikircikli konum NATO'ya katılımda ve bugün Avrupa Birliği tartışmasında da kendini gösterir. Rusya ile uzun süre hasım bir güç olarak komşuluk güvenlik algılamasını etkiler. Türkiye imparatorluğun varisi olduğu için komşularıyla sorunludur: Yunanistan, Bulgaristan, Suriye, Irak ve Ermenistan tarihlerini Osmanlı'ya karşı yazar.
II. Dünya Savaşı dönemi dış politikada bir «kırılma» olarak gösterilir. 1930'larda İtalya'nın Doğu Akdeniz'e yönelmesi Türkiye'yi 1936 Montrö öncesinde İngiltere'ye yaklaştırmıştır; 24 Ağustos 1939'da Almanya–Sovyetler Birliği saldırmazlık paktı bütün dengeleri altüst etmiş; Türkiye 19 Ekim 1939'da İngiltere ve Fransa ile Karşılıklı Yardım Antlaşması'nı imzalamıştır. 1940'ta İtalya'nın savaşa girmesinden sonra Türkiye Fransa'nın çöküşünü ve vaat edilen silahın verilmemesini gerekçe göstererek savaşa katılmamıştır; Ocak 1941'de Churchill'in, Mart'ta Hitler'in mesajları, 18 Haziran 1941'de Türk–Alman saldırmazlık paktı savaş döneminin önemli anlarıdır.
Sonraki aşamada Müttefikler Türkiye'yi savaşa sokmaya çalışmıştır: Ocak 1943'te Adana görüşmesi (Churchill–İnönü), Kasım'da Kahire, Tahran Konferansı (Türkiye'nin savaşa ikna edilmesi kararı), Aralık'ta Kahire görüşmeleri. İnönü şartlı da olsa savaşa katılmayı ilke olarak kabul etmiş, ama silah ve malzeme şartıyla; 1944'te anlaşma sağlanamamıştır. Yazar sonuç çıkarır: Türkiye savaş sırasında «tam tarafsızlık» değil, savaş dışında kalmaya yönelik bir politika izlemiş; tarafsızlık stratejisinden yararlanmış, gerektiğinde ittifak stratejisini de kullanmıştır.
- Giriş yazarın tezini, yapısal ve davranışsal etkenleri ve savaş dönemi özetini bir arada verir
- Her iddia kaynağa (Ataöv, Gönlübol, Ülman, Gürün, Weisband) atıfla temellendirilir
- Dönemler aynı şemayla çözümlenir ve bu, kitabın başvuru olarak kullanılmasını kolaylaştırır
- Metinde döneme ait belgelere ve konferanslara geniş atıf vardır
Aynı yazarın editörlüğünde Türk dış politikası üzerine makale derlemesi
Türk dış politikasını belgeler ve yorumlarla anlatan geniş iki ciltlik çalışma
Türk dış politikasına başka bir kuramsal ve stratejik çerçeve öneren kitap
Okunan kısmın sonunda yazar Türkiye'nin 23 Şubat 1945'te San Francisco Konferansı'na katılabilmek ve Birleşmiş Milletler'in asıl üyeleri arasında yer alabilmek için Almanya'ya savaş açarak savaş dışı durumunu hukuken sona erdirdiğini belirtir; savaş sonrası dış politikanın ise Sovyetler Birliği ile sorunlar ve oluşmakta olan iki kutuplu uluslararası yapı çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyler. Bundan sonrası bu incelemenin kapsamı dışındadır.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.