Mentalist — Akıl Okuma Sırları
Uygun
- Sihirbazlık, mentalizm gösterileri ve arkasındaki psikolojiyle ilgilenenlere
- Beden diline hafif, eğlenceli bir giriş arayanlara
- Arkadaşlarıyla denemek için basit «akıl okuma» deneyleri isteyenlere
Uygun değil
- Bilimsel temelli bir beden dili ya da iletişim psikolojisi kitabı arayanlara
- Sözde bilimsel iddialara (el rengi vb.) tahammülü olmayanlara
- Akıl okumanın gerçek sırrını adım adım öğrenmek isteyenlere — yazar çoğunu açıklamıyor
Giriş kişisel bir trajediyle açılıyor. 12 Nisan 1986'da yazarın erkek kardeşi Christian paraşütle atlarken hayatını kaybeder. Birkaç hafta sonra kardeşinin odasını toplayan Thorsten onun aldığı sihirbazlık malzemelerini bulur ve «sınırları olmayan bir dünyaya» bağlanır. Bütün harçlığını sihir numaralarına harcar, Amerika gezisinde «Siegfried ve Roy» gösterisine yaşı tutmadığı için annesi onu kadın kılığına sokup götürür, doksanlarda Fransa sihir şampiyonu olur. Ardından çeviribilimi okurken ilgisi beden dili ve hipnoza kayar ve mentalist olarak sahneye çıkar. Kitabı da kardeşine ithaf ediyor.
Birinci bölüm algının sınırları üzerine ve kitabın en faydalı kısmı. Havener okura basit deneyler öneriyor: odadaki mavi nesneleri sayın, sonra bakmadan üç yeşil nesne söyleyin. Harflerin yeri karışmış metni okumak, tekrarlanan sözcükleri fark etmemek, George Miller'ın «yedi artı eksi iki» kuralı, yeni bir araba almaya karar verince o modeli her yerde görmek — bunlar dikkatin nasıl «filtrelendiğini» iyi gösteriyor. Yazarın temel fikri şu: «Dünya, sandığımız şeydir.» Beklentilerimiz ne gördüğümüzü belirler.
Bölümün ikinci yarısında sorunlar başlıyor. Havener bilinen psikoloji araştırmalarını (öğretmen beklentisinin öğrencilerin notlarına etkisi, Richard Wiseman'ın «şanslı ve şanssız insanlar» deneyi) kaynak göstermeden kısaca aktarıyor ve sonuçları basitleştiriyor. Ardından «ilk izlenimler neredeyse her zaman doğrudur» diyor, birkaç cümle sonra ise dış görünüşe bakarak karakter hakkında hüküm vermenin mümkün olmadığını yazıyor. Sarı ellerin karaciğer sorunlarına ve «depresyona yatkınlığa», soluk ellerin anemiye işaret ettiği gibi iddialar ise tıbbi açıdan ciddiye alınamaz.
Sahne hikâyeleri ise gerçekten ilginç. Bir izleyicinin boynundaki oval lekeden ve sol elindeki kısa tırnaklardan keman çaldığını çıkarıyor, ama bunu doğrudan söylemiyor: «Kültürü ve estetiği seven, ahengi önemseyen birisiniz» gibi genel cümlelerle başlıyor ve izleyici «onayladıkça» ilerliyor. Bu, «soğuk okuma»nın ders kitabına girecek bir örneği ve yazar bunu dürüstçe gösteriyor. Saklanan nesneyi bulamadığı bir gösteride ise izleyicinin bilerek yanlış yönü düşündüğünü fark ediyor ve durumu espriyle kurtarıyor.
İkinci bölüm «ideomotor hareketi» açıklıyor: bir yönü yoğun biçimde düşündüğümüzde bedenimiz o yöne fark edilemeyecek kadar az hareket eder. Havener bu numaranın tarihini keyifle anlatıyor: J. Randall Brown, gözleri bağlı fayton sürerek şehirde saklanmış nesneyi arayan ve otopsi sırasında hayatını kaybettiği iddia edilen Washington Irving Bishop, sonra Nazilerin önce desteklediği, sonra öldürdüğü Erik Jan Hanussen. Ardından okura masadaki sekiz nesneyle bir «akıl okuma» deneyi öneriliyor. Bu kısım kitabın en eğlenceli ve en dürüst yanı.
Genel değerlendirme: kitap kısa, hızlı okunuyor ve sahne mentalizminin nasıl işlediğine dair ilginç bir pencere açıyor. Ancak yazar sonsözde kendisi «bir bilim adamı değilim», «birçok tekniği anlattım ama açıklamadım» diyor. Bu dürüstlük takdire değer, ama okur kitaptan sistemli bilgi değil, eğlenceli sahne anıları ve birkaç faydalı gözlem beklemeli. Yonca Kocadağ'ın Almancadan yaptığı çeviri akıcı.
- Sahneden gelen canlı, esprili hikâyeler
- Evde hemen denenebilecek basit algı ve «akıl okuma» deneyleri
- Mentalizm tarihinden ilginç figürler (Bishop, Hanussen)
Eski bir FBI ajanından beden diline daha ciddi ve sistemli bir bakış
Ünlü İngiliz mentalistten aynı konuya daha şüpheci bir yaklaşım
Havener'in de alıntıladığı psikologdan kanıta dayalı kısa öneriler
İkinci bölüm «ideomotor hareket»i açıklar: bir yönü güçlü düşündüğümüzde bedenimiz hissedilmeyecek kadar az o yöne hareket eder. Havener bu hilenin tarihini ilgiyle anlatır: J. Randall Brown, gözü bağlı faytonla kentte saklanmış nesneyi arayan Washington Irving Bishop, sonra Nazilerin önce himaye edip sonra öldürdüğü Erik Jan Hanussen. Ardından okura masada sekiz nesneyle «düşünce okuma» denemesi önerilir.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.