New York Üçlemesi
Uygun
- Dedektif türünün kurallarını yıkıp yeniden kuran postmodern edebiyatı sevenlere
- Kimlik, dil ve "ben kimim" sorusunun romanın yapısına işlendiği metinler arayanlara
- New York'u neredeyse ayrı bir karakter gibi yaşatan şehir romanlarına ilgi duyanlara
- Auster gibi kendi adını karakter olarak metne dahil eden metakurgusal oyunlardan keyif alanlara
Uygun değil
- Klasik, doğrusal bir polisiye kurgusu ve net bir çözüm bekleyen okurlara — roman soruları bilerek cevapsız bırakıyor
- Hızlı tempolu, aksiyon odaklı bir gerilim bekleyenlere
- Karakterlere tam duygusal bağ kurmak isteyen, soyut/felsefi tona uyum sağlayamayacak okurlara
Roman, yalnız bir yazar olan Quinn'in minimalist tanıtımıyla açılıyor — karısını ve oğlunu uzun zaman önce kaybetmiş, artık kendini "William Wilson" takma adının arkasına gizleyip yalnızca hayali dedektif Max Work'ün maceralarını yazan bir hayalet gibi yaşıyor.
Gece yarısı gelen yanlış numaralı arama — arayan kişi "Paul Auster Dedektiflik Bürosu"nu aramaktadır — üç gece boyunca tekrarlanır, her seferinde aynı mekanik, cinsiyeti belirsiz sesle. Quinn önce aramayı reddeder, sonra merak duymaya başlar, üçüncü gece ise aniden "Ben Paul Auster'ım" diyerek tanımadığı müşterinin talebini kabul eder.
Auster burada oyunbaz bir metakurgu hilesi devreye sokuyor: "Paul Auster" adı romanın gerçek yazarının kendi adıdır, ama metinde bu sadece Quinn'in taktığı bir maske; sonraki bölümlerde "Paul Auster Dedektiflik Bürosu"nun aslında yazar Paul Auster'la aynı adı taşıyan ama farklı bir kişi olduğu ortaya çıkar — kimliklerin bu şekilde üst üste binmesi tüm üçlemenin ana temasıdır.
Quinn'in kendi yazarlık deneyimi üzerine — William Wilson/Max Work üçlü kimliği hakkında geniş bir iç dökme — romana "dedektif hem yazar hem okurdur" fikrini getiriyor: suç türünün yapısı üzerine bu meta-analiz, ardından Quinn'in kendisinin gerçek bir "iş"e nasıl gireceğinin zeminini hazırlıyor.
Bölüm, telefon aramalarının tekrarını neredeyse bir ritüele dönüştürüyor — her aramadan sonra Quinn'in gündelik hayatının küçük ayrıntıları (beyzbol sonuçları, Marco Polo'nun Seyahatnamesi'ni okuması) anlatılıyor, bu da romanın gergin, klostrofobik tonunu sıradan gündelik detaylarla dengeliyor.
Bölüm, Quinn'in ertesi gün saat 10'da 69. Sokak'taki adrese gitme kararıyla sona eriyor — bu, onun kendi yazarlık kimliğinden "Paul Auster" adlı dedektif rolüne geçişinin resmileştiği andır.
- Kısa, sade cümleler ve minimalist üslup — Hemingway etkisini anımsatan ama felsefi ağırlığı olan bir dil
- Dedektif türünün kuralları (yanlış numara, gizemli müşteri, gizli adres) bilerek kullanılıyor, sonra yavaş yavaş sökülüyor
- Yazarın kendi adını ("Paul Auster") karakter olarak metne dahil etmesi — dolaylı, oyunbaz bir metakurgu tekniği
- "Ben" sorusu (kimlik, adların sabitliği) romanın yapısının merkezine yerleştirilmiş, daha ilk bölümlerden belli oluyor
Benzer şekilde dedektif kurgusunu metafizik bir soru arayışına dönüştüren postmodern kısa roman
Dedektif türünün kurallarını edebi, karakter odaklı bir analizle birleştiren çağdaş bir örnek
Kısa cevap: üç öykünün hepsi kimliğin yitişiyle biter. «Cam Kent»te Quinn evsiz ve izsiz kaybolur, «Hayaletler»de Mavi izlediği Siyah'la yüz yüze gelir ve ortadan kaybolur, «Kilitli Oda»da ise anlatıcı Fanshawe'un kapının ardından verdiği defteri sayfa sayfa yırtıp atar.
«Cam Kent»te yanlış bir telefon yüzünden Quinn «Paul Auster» adıyla Stillman vakasını kabul eder. Yaşlı Stillman'ın her gün sokaklarda yürüdüğü güzergâhlar Quinn'in kırmızı defterinde harflere dönüşür ve sonunda «THE TOWER OF BABEL» sözcüklerini yazar. Sonra Stillman otelden çıkıp kaybolur. Quinn gerçek Paul Auster'ı bulur: dedektif değil yazardır, eşi Siri ve oğlu Daniel'le yaşar. Auster'ın bir şey açıklayamadığını ve Virginia Stillman'a yaptığı aramaların hep meşgul sesiyle karşılandığını gören Quinn, Stillmanların evinin yakınındaki dar bir geçitte beklemeye başlar.
Quinn haftalarca, belki aylarca orada kalır: çöp bidonunda uyur, az yer, parası tükenir. Ağustosta Auster'ı aradığında çekin karşılıksız çıktığını ve Stillman'ın iki buçuk ay önce Brooklyn Köprüsü'nden atlayarak intihar ettiğini öğrenir. Virginia Stillman'ın numarası artık kullanılmamaktadır, Peter'ın akıbetini ise Auster bilmez. Quinn kendi dairesine döndüğünde orada başka bir kadının oturduğunu, kitaplarının ve eşyalarının gittiğini görür.
Quinn boş Stillman dairesinin arka odasına gider, giysilerini pencereden aşağı atar ve orada kalır. Odaya karanlık giderek daha çok çöker, kırmızı defterin boş sayfaları tükenir. Defterin son cümlesi şudur: «Kırmızı defterde boş sayfa kalmayınca ne olacak?». Öyküyü anlatan (Auster'ın arkadaşı) şubatta Auster'la o odada defteri bulur, ama Quinn'in şimdi nerede olduğunu bilmez.
«Hayaletler»de 1947'de Beyaz, Mavi'yi Siyah'ı izlemesi için tutar; Mavi her hafta rapor yazar, Siyah ise karşı evde bir şeyler yazar. Mavi Siyah'la tanışır, ama sohbeti rapora yazmaz; karşılığında «Neden yalan söylüyorsun?» notu gelir. Mavi Siyah'ın odasına girip bayılır ve aldığı sayfaların kendi raporları olduğunu görür. Sonunda Siyah onu tabancayla karşılayıp «Artık sana ihtiyacım kalmadı» der; Mavi tabancayı alıp Siyah'ı baygın düşene kadar döver, el yazmasını alır, okur («Siyah haklıydı, ezbere biliyordum») ve çıkıp gider. «Kilitli Oda»da ise anlatıcı, çocukluk arkadaşı Fanshawe'un kaybolmasından sonra onun eşi Sophie'yle yaşar. Paris'teki araştırmadan sonra, 1982'de Boston'da Fanshawe kapının ardından onunla konuşur, kendisine Henry Dark dediğini söyler ve kırmızı bir defter verir. Anlatıcı defteri istasyonda okur, sonra sayfalarını tek tek yırtıp çöp kutusuna atar.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.