Okulda Şiddet — Küresel Bir Tehdit
Uygun
- Öğretmenlere, okul yöneticilerine ve okul psikolojik danışmanlarına
- Eğitim politikası, sosyoloji ve kriminolojiyle uğraşanlara
- Medyadaki «okulda şiddet artıyor» haberlerine eleştirel bakmak isteyenlere
Uygun değil
- Zorbalığa uğrayan çocuğu için pratik rehber arayan ebeveynlere
- Hafif, gazetecilik üslubu bekleyenlere
- Türkiye okullarına dair somut veri arayanlara — örnekler ağırlıklı olarak Fransa, ABD ve Brezilya’dan
Debarbieux, Fransa’da okulda şiddetin «keşfedildiği» günü kesin olarak veriyor: 12 Kasım 1990, Paris’te «liselerde daha fazla güvenlik» sloganıyla yapılan öğrenci yürüyüşü ve sırasında yaşanan yağma olayları. Yazara göre sorun daha önce de vardı — sosyologlar 1960–70’lerde bunu yazıyordu — ama ancak medya onu keşfettikten sonra ideolojik bir temaya, çoğu zaman da yabancı düşmanlığı ve seçim kampanyası aracına dönüştü. Kitabın temel sorusu buradan doğuyor: okulda şiddet gerçek bir tehdit mi, yoksa medya, siyasetçiler ve «uzmanlar» tarafından abartılan, hatta uydurulan bir konu mu?
Yazarın cevabı ne «evet» ne «hayır». İki tuzağı eşit derecede tehlikeli buluyor: sansasyoncu abartma ve «hepsi medya» diyerek sorunu inkâr etmek. Okul katliamları bölümü iyi bir örnek: 1927’de Michigan’da Andrew Kehoe’nun havaya uçurduğu okuldan 2004 Beslan’a kadar en kanlı olayları sıralayıp bu katliamlarda ölenlerin büyük çoğunluğunun gençlerin değil yetişkinlerin elinden öldüğünü gösteriyor. Yani kamuoyundaki «vahşileşen gençlik» imgesi olgularla örtüşmüyor.
Kitabın en güçlü yanı «küçük şiddetler» kavramı. İtalya’da öğrencilerin %52’si, yazarın Fransa’daki anketlerinde ise kolej öğrencilerinin %73’ünden fazlası ve ilkokul öğrencilerinin %78’i aşağılayıcı lakaplarla çağrıldığını söylüyor. Tek tek alındığında önemsiz görünen bu olaylar yinelendiğinde mağdurla saldırgan arasında süreklilik kazanan bir ilişkiye, yani tacize (zorbalığa) dönüşüyor. Debarbieux bunun suç istatistikleriyle ölçülemeyeceği için bağımsız mağduriyet anketlerini ısrarla savunuyor: resmi rakamlar ya abartıyor ya görmezden geliyor.
Önleme bölümündeki tablo (ABD Genel Cerrahı’nın 2004 raporundan) pratik açıdan en yararlı sayfa: becerilerin geliştirilmesi, olumlu davranışın teşviki, sınıf yönetimi teknikleri, ebeveyn eğitimi, aile terapisi sonuç veriyor; akran nasihati, silah toplama programları, «boot camp» tarzı ıslah kampları ve bireysel öğütler ise vermiyor. Yazar «güçlü adamın çözümleri» dediği cezalandırıcı yaklaşımları reddediyor ve okulun kendisinin — örgütlenmesi, pedagojisi, iklimi — şiddeti hem artırabileceğini hem azaltabileceğini vurguluyor.
Zayıf yanlar da var. Metin akademik, zaman zaman polemikçi; Türkçe çeviri ise yer yer ağır ve anlaşılması güç (bazı cümleleri iki kez okumak gerekiyor). Verilerin çoğu 2000’lerin başına ait, siber zorbalık neredeyse hiç yok. Yine de «okulda şiddet» hakkında konuşan herkes için — özellikle karar vericiler ve öğretmenler için — sakin, veriye dayalı ve ideolojiden uzak bir bakışın nasıl olması gerektiğini gösteren önemli bir kaynak.
- Onlarca ülkeden karşılaştırmalı veri ve anket sonuçları
- Hem sağ popülizme hem sol inkârcılığa eşit mesafede eleştirel bakış
- Neyin işe yarayıp neyin yaramadığını gösteren kanıta dayalı tablolar
Okul zorbalığının klasik araştırması; Debarbieux de atıf yapıyor
Şiddetin mağdurlarda bıraktığı travma izini bireysel düzeyde açıklıyor
Çocukları zorluklara karşı nasıl güçlendirebileceğimize dair tamamlayıcı bir bakış
Önleme bölümündeki tablo (ABD Sağlık Genel Cerrahı'nın 2004 raporundan) pratik açıdan en yararlı sayfadır: becerilerin geliştirilmesi, olumlu davranışın teşviki, sınıf yönetimi teknikleri, ebeveyn eğitimi ve aile terapisi sonuç verir; akran danışmanlığı, silah arama programları, «boot camp» türü ıslah kampları ve bireysel öğütler ise vermez.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.