Vazgeçemediklerinin Toplamıdır İnsan
Uygun
- Psikanalize (Freud, Lacan) ve eleştirel teoriye ilgi duyan, terminolojiden çekinmeyen okurlara
- Yas/kayıp konusunu basit "5 aşama" modelinin ötesinde, felsefi-siyasi bir derinlikte anlamak isteyenlere
- Edebi/kültürel referansları (Homeros, Shakespeare, Barthes) seven, deneme türü yoğun metinlere dayanıklı okurlara
- "Popüler psikoloji" ve "pozitif düşünme" söylemine eleştirel bir mesafeden bakmak isteyenlere
Uygun değil
- Yasla nasıl "başa çıkılacağına" dair pratik, adım adım tavsiye arayanlara — kitap betimler, reçete vermez
- Akademik/psikanalitik jargon içermeyen, sade bir dille yazılmış metin isteyenlere
- Ağır kayıp, ölüm ve şiddet konularına (Suruç katliamı gibi gerçek olaylara referanslar dahil) hazır olmayan okurlara
"Sunuş" bölümü kitabın tezini ortaya koyar: insan yavrusu dünyaya "vaktinden erken", çaresiz ve ötekilere mutlak bağımlı halde gelir -bu yüzden büyüme, en baştan bir kayıp ve travma hikâyesidir. Özmen bu zeminde günümüzün "depresyon salgını" söylemini eleştirir: 1980'lerden sonra antidepresanların yaygınlaşmasıyla ruhsal ıstırap sanki bir bakteri enfeksiyonu gibi görülmeye, "biyolojik serotonin hikâyesine" indirgenmeye başlanmıştır -bu, sadece tıbbi değil, siyasi bir meseledir, çünkü kapitalist "meta" mantığı mutluluğu pazardan satın alınabilir bir şeye çevirir.
"Başlangıçta kayıp vardı" denemesi Lacan'ın kuramına dayanarak, insanın konuşmaya başladığı andan itibaren "gerçek"le doğrudan temasını sonsuza dek yitirdiğini öne sürer -kayıp, öznenin SONRADAN karşılaştığı bir olay değil, öznelliğin kendisinin kurucu koşuludur. "Sanatla karşılaşınca" denemesi sanatı bu kaybın "ontolojik yas" için bir çerçeve ve "armağan" olarak görür -John Berger'in Van Gogh ve Leopardi üzerine sözlerine referansla.
"Dünyaya yerleştikçe" Freud'un oral evre kuramına (içe alma/introjection, dışa atma/projection) dayanarak, bebeklikteki "yutma/tükürme" reflekslerinin sonraki tüm kayıp deneyimlerimiz için ilk şablonu oluşturduğunu gösterir -"seni içime almak istiyorum" gibi sevgi ifadelerinin kökeni buradadır.
"Yas kardeşliği" denemesi Homeros'un İlyada'sından Akhilleus'un Patroklos'un ölümüne yasını betimler -ve çevredekilerin aslında Patroklos'un değil, kendi geçmiş kayıplarının yasını tuttuğunu öne sürer: kolektif keder herkese kendi kaybıyla yüzleşmesi için bir "armağan" sunar. "Yas bir armağandır insana" denemesi bu fikri 2015 Suruç katliamının kurbanlarına ithaf ederek sürdürür -yas tutmanın kendisi insani onurun son sığınağı olarak sunulur.
"Ertelenmiş keder: Hamlet" Shakespeare'in Hamlet'ini klinik bir vaka gibi okur -Gertrude'un tutulmamış yası Hamlet'in melankolisinin kökeni olarak yorumlanır, Laertes'in açık kederi ise Hamlet için bir "tetikleyici" işlevi görür. Bölümün son denemesi "Ya Yas Ya Melankoli" ise popüler "yasını tamamla, hizaya gir" söylemini keskin biçimde eleştirir -bunun ardında kapitalist "işlevsel, kedersiz benlik" talebinin yattığını öne sürer.
- Metin, Birikim dergisinin "Haftalık Yazılar" köşesinden derlenen bağımsız denemelerden oluşur -tek bir çizgisel argümandan çok, tekrarlayan temalar etrafında dönen bir mozaiktir
- Freud ve Lacan terminolojisi (introjection, "gerçek", ambivalans) açıklanmadan kullanılır -psikanaliz bilgisi olmayan okur için ekstra çaba gerektirir
- Edebi/felsefi referanslar (Homeros, Shakespeare, Roland Barthes, John Berger) yoğundur ve metni zenginleştirir, ama aşinalık gerektirir
- Cümle yapısı uzun, çok katmanlı ve zaman zaman soyuttur -Türk deneme geleneğinin yoğun üslubunu yansıtır
Kitabın temel kuramsal referans noktası -Özmen'in tüm argümanı Freud'un bu klasik denemesi üzerine kuruludur
Kitapta doğrudan alıntılanan, kişisel yas deneyimini parçalı deneme formunda yazan benzer bir eser
"Kayıp ve Yas Metinleri" bölümü devam ederek melankolinin "ütopik arzu" ile ilişkisini, çocukluktaki melankolik kökenleri ve postmodern/neoliberal dönemde kaybın "tıbbileştirilmesini" inceler, ardından ayrı bir "Ölüm" bölümüne geçer.
Kitabın ikinci yarısı daha siyasi bir tona bürünür -psikiyatri kurumlarının "iktidar pratiği" olarak eleştirisini, travma ve toplumsal belleği ele alır, sonunda "Nedir Şu Depresyon?" ve "Depresyon Politik Bir Sorundur" denemeleriyle depresyonu bir tıbbi tanıdan çok, siyasi-ekonomik bir semptom olarak okuyan bir argüman geliştirir, "Sonsöz: Ruhlarımız 'Bir Şey' Değildir" ile sona erer.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.