Yağmur Durunca
Uygun
- Ağır, gözyaşartan Türk melodramlarını (arabesk edebiyatı) sevenlere
- Yoksulluk, sürgün, aile trajedisi temalarını canlı, halk diline yakın bir üslupla okumak isteyenlere
- 1980-2000'ler Türkiye'sinin sosyal manzarasına (köyden kente göç, siyasi şiddet) ilgi duyanlara
Uygun değil
- Hafif, iyimser veya hızlı tempolu bir hikâye arayanlara
- Cinsel şiddet betimlemelerine hassas okurlara (romanda ağır bir sahne var)
- Yoğun, patetik duygusal dil yerine minimalist edebi üslubu tercih edenlere
Roman, Adana tren istasyonunda başlar — jandarmalar tarafından götürülen mahkûm Veli Yüklü başka bir şehre sürgün edilmektedir. Kompartımanında ölümcül hasta yaşlı bir adam, kızı Emine ve küçük oğlu Sinan'dan oluşan yoksul bir aile oturmaktadır. Ailenin İstanbul'a, hasta için doktora gittiği ortaya çıkar — yolculuk boyunca ailenin iç konuşmaları, yoksulluğu ve baba-kız arasındaki gerilim (Emine'nin okuyamamasından doğan acı) betimlenir.
Veli, aileye bakarken kendi çocukluğunu hatırlar — Doğu Anadolu'da bir köylü kadının başına gelen trajedi: köylerine sığınan iki genç "orman işçisi" aslında silahlı militan çıkar, askerlerin baskını sırasında kadının oğlu kurşunla ölür, kadın kendisi de uzun bir mahkeme sürecinden geçer. Bu hikâye Veli'nin kendi ailesinin ve ülkesinin tarihiyle iç içe geçer.
Veli kendisinin de bir hamalın oğlu olduğunu, yoksulluk içinde okula gitmek için her gün kilometrelerce yol yürüdüğünü hatırlar. Cezaevindeyken senaryo yazmaya başlamış — "Suçlu Melek" adlı bir hikâye üzerinde altı yıl çalışmış, ama hiçbir zaman tamamlayamamış; kompartımandaki insanların kaderini "henüz yazılmamış bir roman"ın malzemesi olarak görür.
Tren Toros Dağları'nı geçerken küçük, insani anlarla (simitçi çocuktan simit almak, jandarma ile mahkûm arasındaki gayriresmi sohbet, çocuğun yaramazlığı) yolculuğun ağır atmosferi yumuşatılır. Ferdi Tayfur'un üslubu bol mecaz ve patetik iç monologlarla doludur — her küçük detay sembolik bir anlam kazanır.
Üçüncü bölümde olaylar İstanbul'a kayar. Veli affedilerek cezaevinden çıkar, ablası Asiye ve küçüklüğünden beri tanımadığı enişte Nazım'ın yanına taşınır. Aynı zamanda okura Emine'nin başına gelen ağır bir olay açılır: İstanbul'a taşınan Emine, ona ilgi gösteriyormuş gibi görünen yaşlı bir kadın olan Billur tarafından kandırılıp sarhoş edilir ve tecavüze uğramaya çalışılır — Emine kendini kurtarsa da derin bir travma yaşar.
Bu noktada roman iki paralel hat kurar: Veli'nin İstanbul'da yeni hayata uyum sağlama çabaları (enişte yanında boyacı işçisi olarak çalışması, "kaynço" hitabından rahatsız olması) ve Emine'nin yaşadığı travmanın sonuçları. Her iki hattın adı geçen karakterlerin isimleri bölüm başlığında birleştirilir ("İstanbul'da Kesişen Yaşamlar: Veli, Emine, Asiye, Sinan"), bu da yollarının ileride tam olarak kesişeceğine işaret eder.
- Bölümler uzun, yoğun paragraflardan oluşur, diyalog bol, ancak iç monologlar patetik ve tekrarlayıcıdır — arabesk şarkı sözlerine benzer bir retorik var
- Anlatı açısı ağırlıklı olarak Veli üzerinden ilerler, ancak zaman zaman diğer karakterlerin (Emine, hatta tren yolcularının) düşüncelerine de geçiş yapılır
- Çeviri meselesi yok (yalnızca Türkçe), ancak Doğu/Anadolu ağzı diyaloglarda korunmuştur
Türk edebiyatının klasik melodramatik, kadere bağlı aşk/trajedi üslubunu paylaşır
Aynı sitede benzer ağır, kadere bağlı Anadolu/Kafkasya temalı bir düzyazı
Emine, Çakal'ın şebekesine düşmüş ve kurye olarak kullanılmaktadır. Havalimanında Veli ona evlenme teklif eder, Emine «evet, evet, evet» diyerek boynuna atılır. Pasaport kontrolünün kapısından geçerken siyah minibüsteki keskin nişancı onu şakağından vurur. Emine, tek söz söyleyemeden Veli'nin kollarında ölür. Veli, Emine'nin küçük kardeşi Sinan'ı güvendiği Arto'ya emanet eder.
Romanın sonunda Veli yeniden cezaevindedir. Orada bulduğu tek can dostu İmam, karısı Nermin'in Sami ile ihanetini öğrenip ikisini karavanda yakmıştır. İmam cezaevi avlusunda idam edilir; son isteği, öbür dünyada Nermin'e rastlayıp rastlamayacağını sormak olur. Sabaha karşı yağmur durmuş, gök yüzü berraktır. Veli pencereden bakar, gözyaşları akar, mahkûmlar pencerelerden mendil sallar. Kitabın adı bu son sahneden gelir.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.