Ben Şeytanın Oğluyum
Uygun
- Gerilim romanlarının ardındaki yazarın gerçek hikâyesini merak eden Grangé okurlarına
- Aile sırları, çocukluk travması ve bellek üzerine otobiyografik kitapları sevenlere
- Psikanaliz, korku kültürü ve yaratıcılığın kaynağı konusuyla ilgilenenlere
Uygun değil
- Roman ve kurgusal gerilim arayanlara: bu, anı-belgesel bir kitap
- Aile içi şiddete ve ölüm tehdidine duyarlı olanlara
- Sakin, nostaljik bir anı kitabı arayanlara
Kitap, 1963 Temmuz öğleden sonrasında Paris'in 12. bölgesindeki Soult Bulvarı'nda başlıyor. Yazar sanki kamerayla oradaymış gibi anlatıyor: otobüs durağında bekleyen yirmi beş yaşında genç bir kadın, yanına yanaşan kamyonet, kar maskeli üç adam, çığlık. Kaçırılan kadını mezarlığa götürüyorlar, aile kabrinin taşı çoktan sökülmüş. Kadın diri diri gömülmekten kurtuluyor. Sonra yazar sakladığı gerçeği açıyor: kadın onun annesi, kar maskeli «şeytan» ise babası. Olay 18 Temmuz 1963'te saat 13.30'da yaşanmış ve polis kayıtlarına geçmiş, yazar o sırada iki yaşını yeni doldurmuş.
Yazar bunu bir sır olarak değil, kendi yaratıcılığının açıklaması olarak koyuyor. Roman yazmaya başladığından beri en sık sorulan soru «Böyle şeyler aklınıza nereden geliyor?» olmuş, cevabı çocukluğunda buluyor: mutlu görünen ama kimsenin anlatmak istemediği bir korku hikâyesinin gölgesinde geçen bir çocukluk. Sonra 2 Şubat 2024'te altmış iki yaşındaki yazar Batı Virginia'da kar altında babasının kız kardeşi Sylvie Hala'yı görmeye gidiyor. Babasını hiç tanımamış: anne babası doğumundan birkaç ay sonra ayrılmış, yargıç babanın ziyaretlerini yasaklamış, anne ile anneanne gerçeği saklamış.
2005'te kırk dört yaşındayken depresyona giren yazar psikiyatrın önerisiyle ilaç tedavisi görüyor ve sekiz yıl psikanaliz yapıyor. Psikiyatr ona önce babasıyla sorunu halletmesini söylüyor. Annesinin verdiği «boşanma dosyası», sekiz yıl süren bir hukuk mücadelesinin belgeleri. İlk klasörü açınca bir gazete kupürü çıkıyor: annesinin babası tarafından kaçırılması ve diri diri gömülmeye çalışılması. Tutuklandıktan sonra babası «cezalandırmak için» demiş. Yazar klasörü kapatıyor, ancak ABD'ye uçarken okuyor. Vardığı sonuç: babası ne kötü bir baba ne de şiddet gösteren bir kocaydı, o sadece şeytandı.
Üçüncü bölümden itibaren kitabın sesi değişiyor: anlatı annenin ağzından ilerliyor. Yirmi iki yaşındaki Michele 12. bölgedeki iş yeri, Saint-Mande'daki Terrasse Kafe, «altın ceketliler» denen zengin gençlerin dünyası ve tıp fakültesinde okuduğunu söyleyen, üstü açılır Triumph süren zengin sanayici oğluyla tanışması. Yazar bu bölümleri anne ve anneannenin ağzından, büyük olasılıkla belgelere ve anılara dayanarak kuruyor. Babanın içkisi, zalimlikleri, hızlı araba kullanması ve ailesindeki gizli şiddet (yemekte aile reisinin oğluna bıçak atması) yavaş yavaş görünür oluyor.
Altıncı bölüm anneannenin sesiyle Nisan 1961 düğününü anlatıyor: beyaz tayyörlü gelin, siyah takımlı damat, rock dansı yapan konuklar, anneanne ise gelinin karnındaki çocuğa korkunun bulaşmasından endişeli. Anneanne damadın önceki evliliğinin bir yıldan kısa sürdüğünü ve bir gece krizinde duvardan kılıcı söküp karısına saplamaya çalıştığını duymuş: aile buna «zayıflık anı» diyor. Yedinci bölümde yazar çocukluk kabuslarına dönüyor, anlamadığı korkuyu estetik zevke dönüştürmek için Foire du Trône'un korku tüneline, korku filmlerine ve sonraları gerilim romanlarına sığınıyor.
Bölümün sonunda yazar tüm romanlarının «değiştirilmiş otobiyografi» olduğunu söylüyor: ilk romanında katil kahramanın babası, ikincisinde ikame babalar. Bu kitabı ise «nihai hesaplaşma» olarak adlandırıyor.
- Açılış sahnesi: sinematik, her ayrıntıyı yakın planda veren gerilim dili
- Üç ses: yazarın, annesinin ve anneannesinin ağzından anlatılan bölümler
- Polis kayıtları, mahkeme dosyası ve boşanma belgeleri hikâyenin temelini oluşturuyor
- Psikanaliz ve «yüceltme» kavramıyla yazarlık yolunun açıklanması
- Korku kültürüne göndermeler: Foire du Trône, Hammer filmleri, «Şeytan»
Yazarın babalar ve köken temasını kurgusal gerilimde işlediği ünlü romanı
Yazarın ilk romanı, babanın katil olduğu hikâye
Çocukluğu ve aile trajedisini açıkça anlatan ünlü otobiyografik kitap
Açılış sahnesinin sırrı bölümün sonunda açılıyor: kaçırılan genç kadın yazarın annesi, kar maskeli adam ise babası. Yazar bu olayın 18 Temmuz 1963'te yaşandığını, polis kayıtlarına ve yerel gazetelere geçtiğini, tüm ayrıntıları anne babasının boşanma davasının belgelerinde okuduğunu yazıyor.
Dosya okunduktan sonra yazarın vardığı sonuç sert: babası ne kötü bir babaydı ne de şiddet gösteren bir koca, o «sadece ve sadece şeytandı». Yazar sekiz yıl psikanaliz yapmış olsa da dosyayı kapalı tutmuş ve ancak ABD'ye uçarken okumuş. Üçüncü ve sonraki bölümlerde annenin aşkının nasıl dağıldığı anlatılıyor: kocanın içkisi, zalimliği ve ailesindeki gizli şiddet annenin uyarısına dönüşüyor, anneanne ise torununun «korku çocuğu» olmasından korkuyor.
Annenin ağzından anlatılan bölümlerde bir sır daha açılıyor: tıp fakültesinde okuduğunu söyleyen genç aslında fakülteye gitmiyor, günlerini kafede geçiriyor ve kendi fotoğrafını «kanıt» diye yüzüne fırlatıyor. Ailenin zengin ama mutsuz olduğu, aile reisinin evde olmadığı, annenin kafesteki kanarya gibi evde oturduğu, yalnızca küçük kız kardeş Sylvie'nin «normal» göründüğü yazılıyor. Bu bölümlerin sonunda genç kadın artık hamile.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.