Bırak Olduğu Gibi Gelsin Hayat — Sevme Kusurları
Uygun
- İlişkilerinde aynı hataları tekrarladığını hissedenlere
- Bilişsel davranışçı terapinin temel fikirleriyle sade bir dille tanışmak isteyenlere
- Kısa, aforizmalı, herhangi bir yerinden açılıp okunabilen kitapları sevenlere
- Kıskançlığın sevgi belirtisi olup olmadığını düşünenlere
Uygun değil
- Bilimsel kaynaklara dayanan bir psikoloji kitabı arayanlara
- Motivasyon dilinden ve tekrarlanan sloganlardan yorulanlara
- Ciddi bir ilişki sorunu ya da şiddet yaşayıp somut bir yardım planı arayanlara
Bölüm Shakespeare'in «Othello» tragedyasının geniş bir özetiyle açılıyor: Venedik'in siyahi komutanı Othello, onu seven ve babasına rağmen ona kaçan Desdemona, yaverlik için Cassio'nun seçilmesine kin besleyen emir eri Iago. Iago saf Roderigo'yu da işe katarak Othello'ya Desdemona ile Cassio arasında bir ilişki olduğu söylentisini ulaştırıyor. Önce inanmayan Othello giderek kuşkunun tutsağına dönüşüyor, karısını boğarak öldürüyor, gerçek ortaya çıkınca da kendi canına kıyıyor. Yazar hikâyeyi canlı, konuşma diliyle anlatıyor.
Bölümün ana iddiası buradan doğuyor: bu romantik bir aşk hikâyesi değil. Okur Othello'yu «çok sevdiği için kıskanan», talihsiz bir âşık olarak görmeye meyilli, ama yazara göre bu trajedide küçücük de olsa sevgi yok — yalnızca obsesyon ve kaygı bozukluğu var. Othello kahraman değil, hasta bir adam ve karısını öldürmüş bir suçlu. Sevgide yok etmek yoktur, yalnızca yaşatmak vardır; sevgi sahiplenilen, alınıp verilen bir şey değildir. Bu, özellikle kıskançlığın hâlâ «sevginin belirtisi» sayıldığı toplumlar için önemli ve cesur bir mesaj.
Ardından kitap daha tartışmalı bir adım atıyor: «Az kıskançlık normaldir, çoğu hastalıktır» denemez, çünkü «az kıskançlık çok kıskançlık yoktur» — ikisi de farklı dozlarda seyreden bir kaygı bozukluğudur ve profesyonel destekle, özellikle bilişsel terapiyle tedavi edilmelidir. Bu hüküm akılda kalıcı olsa da fazlasıyla keskin: gündelik, geçici bir kıskançlık duygusunu klinik bir bozuklukla eşitlemek okuru gereksiz yere kendini «hasta» saymaya itebilir. Kitap bu ayrımı açıklamıyor ve hiçbir kaynağa atıf yapmıyor.
«Othello Sendromu: Sanrısal Kıskançlık» kısmı daha bilgilendirici. Burada sevgi nesnesini mülk gibi sahiplenmek, hiçbir dayanağı olmayan senaryolara kendini ikna etmek, «beş dakika gecikiyorum» mesajını bile aldatılmanın kanıtı saymak gibi betimlemeler var. Yazar bunun ardında derin bir kaybetme korkusu, özgüvensizlik ve narsistik özellikler gördüğünü söylüyor ve Iago'nun manipülasyonunun aslında ne kadar basit olduğunu gösteriyor: kuşkuyu bir kez zihne yerleştirmek yeterli, kendine güvenmeyen bir kişilik manipüle olmaya zaten hazır.
Bölüm dokuz belirtilik bir listeyle sürüyor: sürekli sorgulama ve takip, telefon ve kişisel eşyaları karıştırma, başkalarıyla görüşmeyi kısıtlama, tepkileri kontrol edememe, şiddet, hakaret, tehdit ve haklılığını onaylayacak taraf arama. Ardından sendromun şiddetini artıran etkenler sıralanıyor: hormonal bozukluklar, alkol ve uyuşturucu, Parkinson, şizofreni, beyin tümörü, bipolar bozukluk, multipl skleroz ve stres. Yazar bazı durumlarda bilişsel terapinin yanı sıra ilaç tedavisinin de gerekebileceğini belirtiyor — bu, kitabın en sorumlu tavsiyesi.
Sonuçta bu bölüm kitabın güçlü ve zayıf yanlarını bir arada gösteriyor. Güçlü yanı: kıskançlığı ve kontrolü romantikleştirmeden adlandırıyor, şiddet belirtilerini açıkça sıralıyor ve okuru uzmana yönlendiriyor. Zayıf yanı: metin Shakespeare alıntıları ve sloganlarla dolu, hiçbir araştırma gösterilmiyor, klinik terimler de zaman zaman kesinlikten uzak kullanılıyor. Sosyal medya diliyle yazılmış, hızlı okunan ama derinliği sınırlı bir kitap.
- Kısa bölümler, aforizmalar ve vurgulanmış alıntılar
- Shakespeare, Küçük Prens gibi edebi örneklerin kullanımı
- «Bir kusurlu sevme biçimi hikâyesi» adlı örnek öyküler
- Maddeler halinde sıralanan belirtiler ve öneriler
Kıskançlık ve korku gibi duygulara başka, manevi bir bakış — sitemizde incelemesi var
İlişkilerde bağlanma ve yalnızlık üzerine popüler bir kişisel gelişim kitabı — sitemizde incelemesi var
Kaygı bozukluklarını daha bilimsel bir dille anlatıyor — sitemizde incelemesi var
Bölüm dokuz belirtilik bir listeyle sürer: sürekli sorgulama ve izleme, telefon ve kişisel eşyaları arama, başkalarıyla görüşmeyi kısıtlama, tepkileri yönetememe, şiddet, hakaret, tehdit ve haklı olduğunu onaylayacak taraf arama. Ardından sendromun şiddetini artıran etkenler sıralanır: hormonal bozukluklar, alkol ve uyuşturucular ve bazı ruhsal-nörolojik hastalıklar.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.