Boscombe Vadisi Esrarı — Öyküler
Uygun
- Sherlock Holmes'u Azerbaycan Türkçesinde okumak isteyenlere
- Kısa, bir oturuşta biten klasik polisiye öyküleri sevenlere
- Gençlere — Holmes dünyasına iyi bir giriş
- «Baskerville'lerin Köpeği» ve «Dörtlü İttifak»ı beğenen okurlara
Uygun değil
- Çeviri doğruluğuna duyarlı okurlara — uyarlama Türkçeden yapılmış, bazı yerlerde anlam bozulmuş
- Modern, hızlı bir gerilim bekleyenlere
- Holmes öykülerini başka bir dilde zaten tam okumuş olanlara — yeni malzeme yok
Öykü bir aile sahnesiyle açılıyor: artık evli olan Watson kahvaltıda Holmes'tan telgraf alıyor, karısı ise onu «Rengin solmuş, bu değişiklik sana iyi gelir» diyerek yolcu ediyor. Trende Holmes olayı kısaca anlatıyor: Herefordshire'daki Boscombe Vadisi'nde, Avustralya'da zenginleşip dönmüş toprak sahibi John Turner'ın kiracısı Charles McCarthy göl kıyısında başına ağır bir darbeyle öldürülmüş. Av bekçisi arkasından tüfekli oğlunun gittiğini, on dört yaşında bir kız ise baba ile oğulun sert bir tartışma yaşadığını görmüş.
Doyle'un ustalığı burada Holmes'un ünlü ilkesini göstermesinde: «Apaçık görünen olaylardan daha aldatıcı bir şey olamaz.» Watson ve müfettiş oğlun aleyhine olan ayrıntılara — babasının onun döndüğünü bilmeden «Kuuii» diye seslenmesine, tartışmanın sebebini söylemeyi reddetmesine, babanın son sözü «arat»a — bakıyor; Holmes ise aynı ayrıntıları oğlun lehine okuyor. Trende Watson'ın traşına bakıp yatak odası penceresinin hangi tarafta olduğunu söylemesi de küçük ama lezzetli bir çıkarım gösterisi.
Öykünün ikinci yarısı tipik bir Holmes sahnesi: Ross'ta Lestrade'i, ardından «parlak menekşe gözlü» Alice Turner'ı görüyoruz — James'in masum olduğuna yemin eden, onu çocukluktan tanıyan genç kız. Holmes'un hapishanede James ile görüşmesi gencin gizli bir sırrını açığa çıkarıyor: Bristol'da bir barmen kızla gizlice evlenmiş ve bu yüzden babasının Alice ile evlenme baskısına karşı çıkmış. Göl kıyısındaki sahnede ise Holmes, Watson'ın tasviriyle «koku almış bir av köpeği gibi» çimen ve çamurdaki izleri okuyor, bir ağacın dibinde puro külü ve izmariti buluyor.
Holmes'un katil hakkında söyledikleri — «uzun boylu, solak, sağ ayağı aksıyor, kalın tabanlı av çizmeleri ve gri bir pelerin giyiyor, Hint purosu içiyor, ağızlık kullanıyor ve cebinde kör bir çakı taşıyor» — Doyle'un en ünlü çıkarım listelerinden. En güzel an ise «arat» sözünün çözülmesi: Holmes Victoria kolonisinin haritasından elini kaldırınca sözcüğün tamamı — «Ballarat» — ortaya çıkıyor. Her ayrıntının mantıklı bir açıklaması var: aksaklık ayak izlerinin derinliğinden, solaklık kafatasının sol tarafına arkadan vurulan darbeden çıkarılıyor.
Öyküyü sıradan bir bilmece olmaktan çıkaran ise sonu: katil ölüm döşeğinde, Holmes onu polise teslim etmiyor, yalnızca James'i kurtarmak için yazılı bir itiraf alıyor. «Hukuk» ile «adalet» arasındaki bu fark, Holmes'un yasanın üstünde duran merhametli tutumu Doyle'un sonraki öykülerinde de tekrarlanacak bir motif. Holmes'un son sözleri — kaderin «zavallı, çaresiz varlıklarla» oynadığı oyunlar üzerine — öyküye melankolik bir ton katıyor.
Çeviri genel olarak akıcı, ama Türkçe baskıdan uyarlandığı hissediliyor ve birkaç yerde anlam bozulmuş. Örneğin Holmes'un sonunda andığı Richard Baxter'in ünlü «Tanrı'nın lütfu olmasaydı, orada Sherlock Holmes giderdi» sözü «Sherlock Holmes yalnızca Tanrı tarafından hareket eder» gibi çevrilmiş, barmen kızın zaten Bermuda tersanesinde bir kocası olduğu bilgisi ise anlaşılmaz bir cümleye dönüşmüş. Küçük yazım hataları da var. Yine de öykü Azerbaycan Türkçesinde rahat okunuyor ve Holmes dünyasına iyi bir kapı.
- Watson'ın ağzından birinci tekil şahıs anlatımı
- Çıkarım listesi ve «Ballarat» haritası gibi akılda kalan çözüm anları
- Sonda hukuk ile vicdan arasındaki ikilem
- Derleme: her biri bir oturuşta okunan altı bağımsız öykü
Holmes'un Hindistan hazinesi etrafında kurulan ikinci romanı — sitemizde incelemesi var
Aynı «Maceralar» dizisinden başka bir Holmes öyküsü — sitemizde incelemesi var
Katil, Alice'in babası, zengin toprak sahibi John Turner. Gençliğinde Avustralya'da «Ballaratlı Kara Jack» adıyla eşkıyalık yapmış, bir altın konvoyunu soyarken arabacı McCarthy'nin canını bağışlamış. Yıllar sonra İngiltere'de onu tanıyan McCarthy, Turner'a yirmi yıl şantaj yapmış: toprak, para, ev — her şeyi almış, sonunda da oğlunu Alice ile evlendirip Turner'ın bütün servetine sahip olmak istemiş.
Göl kıyısındaki buluşmada Turner bir ağacın arkasında puro içerek baba-oğul tartışmasını dinliyor, McCarthy'nin kızından «sokak kadını»ymış gibi söz ettiğini duyunca onu arkadan vuruyor ve kaçarken düşen pelerinini geri dönüp alıyor. Şeker hastalığından ölüm döşeğinde olan Turner, Holmes'un yanında itirafını imzalıyor; Holmes bu belgeyi yalnızca James mahkûm edilirse kullanacağına söz veriyor. James beraat ediyor, Turner yedi ay sonra ölüyor, Watson ise James ile Alice'in geçmişin karanlığından habersiz mutlu olacaklarını umuyor.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.