Çocukla Geziyorum
Uygun
- Küçük çocuklarla Avrupa'ya seyahat planlayan anne babalara
- Şehirlerin tarihini ve mimarisini sade bir dille okumak isteyenlere
- Dürüst, esprili aile günlüklerini sevenlere
Uygun değil
- Adres, fiyat ve rota tabloları olan klasik bir rehber arayanlara
- Çocuksuz, salt edebi gezi yazısı isteyenlere
- Milliyetçi genellemelere duyarlı okurlara
Sunuşta yazar çocukluğundan beri «Bahçenin ötesinde ne var?» sorusuyla yaşadığını anlatıyor: komşu annelerin kendi çocuklarını onun «kavalının sesinden» koruduğunu, eşinin araba kullanmaya karşı yorulmaz sevgisini, ilk çocuk doğduğunda «asla ikincisini yapmayacağım» kararını ve sonra gelen ikinci oğlunu. Çocukları bakıcıya bırakıp gezmeye gittiklerinde bakıcı hanım onların evinde akrabalarına «tur» düzenlemiş. Bu esprili, samimi sayfalar kitabın tonunu belirliyor: kusursuz bir anne değil, yanılıp öğrenen bir anne.
Amsterdam bölümü hazırlıkla başlıyor: aylar önce alınmış biletler, otel, her gün için bir plan, uçakta «acil durum kutusu» — çocukların sevdiği şekerlerle dolu bir «rüşvet paketi». Yemek servisi sırasında küçücük masada kapakları, çatal bıçak kâğıtlarını ve bardakları yerleştirmek bir «zekâ küpüne» dönüşüyor. Havalimanında bilet otomatıyla boğuşan anne babanın yerine sekiz yaşındaki Çağan düğmelere basıp işlemi bitiriyor. Bu küçük komik sahneler küçük çocukla seyahat eden herkese tanıdık gelecek.
Kitabın en değerli sayfası başarısız kanal turu. Yazar çocukların tekneye hayran kalacağını düşünüyor, ama onlar yalnızca teknenin dar dönemeçlerde manevra yaptığı anlarda ilgileniyor, sonra koridorda oyuncak araba sürmeye, diğer yolcuları rahatsız etmeye başlıyorlar. Anne baba turu çocukları koltuklarının altına kıstırarak bitiriyor. Buradan kitabın ilk «dersi» çıkıyor: «Kendi ilgi alanlarına karşı duyduğun heyecanı çocuklarından bekleme.» Ardından Dam Meydanı'nın yanındaki panayırda çocuklar nihayet eğleniyor, odada yapılan «piknik» ise yolculuğun ilk kutlamasına dönüşüyor.
Bilgi zenginliği kitabın güçlü yanı. Kanalların 17. yüzyılda nasıl açıldığı, binaların neden öne eğik yapıldığı, Doğu Hindistan Şirketi gemisinin replikasında iskorbüt hastalığı, Edam ve Gouda peynirlerinin farkı, bisiklet kültürü, Artis Hayvanat Bahçesi'nin 1838'de birkaç maymun ve papağanla kurulması, Begijnhof'un yangından kurtulmuş ahşap evleri — hepsi hafif bir dille anlatılıyor. Yazar bir şehir plancısı olarak kentin yapısını özellikle iyi görüyor: «Hollandalılar denizi sürekli zapt etmeye çalışarak yaşıyor, mühendislik becerilerine güveniyorlar.» Üçüncü gün aile Madurodam'a, ardından Den Haag'ın sahil semti Scheveningen'e gidiyor: yazar ilk kez gördüğü Kuzey Denizi'ne «Tanıştığımıza memnun oldum!» diye veda ediyor, çocuklar ise sonbahar güneşinin altında dondurma yiyor. Bu sayfalarda hem Van Gogh'un buradaki resimleri hem de dünyanın bütün denizlerini görme hayali var.
En dürüst sayfalar Rijksmuseum'un kapısında. Üç buçuk yaşındaki Caka müzeye girmek istemiyor; yalvarmalar, kandırmacalar işe yaramıyor, çocuk kendini arabasından yere atıp bağırıyor. Utançla kaçan anne baba bir süre kanallar boyunca amaçsızca yürüyor. Yazar burada kendi «yetişkin çıkarcılığını» da itiraf ediyor: çocuklar için plan yapsa da araya mağazalar, kafe ve müze gibi küçük kişisel isteklerini sıkıştırmak istemiş. Madurodam minyatür parkında oyuncak gibi görünen ama oynanamayan araçlar yüzünden ağlayan Caka da aynı dersi tekrarlıyor.
Zayıf yanlar da var. Muiderslot Şatosu'nda yazar «Biz Türkler kesinlikle savaşçı bir milletiz, büyük Türk medeniyetlerinin savaş mirasını genlerimizde taşıyoruz» diye yazıyor; Hollanda mutfağı için «Bir Türk'ün iyi yapılmamış bir yemeği yiyebilmesi kolay değil» gibi kibirli cümleler de var. NEMO bilim müzesi anlatılırken «astronomi» yerine «astroloji» yazılmış. fotoğraflar ve Türkçe harfler kaybolmuş. Yine de kitap, çocukla seyahatin gerçek yüzünü gösteren nadir, samimi ve yararlı Türkçe gezi kitaplarından biri.
- Başarısızlıkları saklamayan esprili bir dürüstlük
- Her günün sonunda anne babalar için açık bir ders
- Tarih, mimari ve mutfak üzerine hafif, ilginç bilgiler
Çocuk gözüyle seyahat üzerine Türkçe bir kitap
Seyahatin bize kattıkları üzerine felsefi bir bakış
Esprili, dürüst ve bilgili gezi yazısı
Son gün aile Muiderslot Şatosu'na gidiyor. Nereye gittiklerini bilmeden otobüsten iniyor, yolu biliyormuş gibi görünen iki Hollandalının peşine takılıp ormana giriyorlar; yazar bir yandan da eşinin «neden böyle bir geziye çıktık» sorusuna cevap arıyor. Şato henüz açılmamış; az sonra çalıların arkasından onlarca çocuk çıkıp kapıya koşuyor. İçeride Rijksmuseum'un çocuklar için kurduğu interaktif bir «peri masalı» var: şövalye kıyafetleri, savaş odası. Yazar, Rijksmuseum'u gezemeseler de aynı müzenin çocuklar için yarattığı şatoyu gezmenin daha anlamlı olduğunu yazıyor.
Amsterdam'a dönüp son saatlerini Jordaan'da geçiriyorlar: kanalda yüzen «Poezenboot» — kediler için bir tekne-barınak, eski işçi mahallesinden gözde semte dönüşmüş sokaklar, pazar günü kafelerde ağır ağır bira içen Amsterdamlılar. Gece uçuşunda herkes uyurken yazar bir hesap yapıyor: çocuklar açlıktan ölmedi, hastalanmadı, kaybolmadı, kaza geçirmedi. Hep en kötüsünü düşünen eşinin korkularının hiçbiri gerçekleşmedi ve artık yeni bir gezi için hevesli. Bir sonraki durak Budapeşte. Yazar Amsterdam listesinde daha çok yer olduğunu, ama bu yolculuğun asıl amacına ulaştığını yazıyor: çocuklara seyahati sevdirmek.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.