Dünyayı Bölen Devrim: Sovyet Sosyalizminin Yükselişi ve Çöküşü
Uygun
- Rusya ve Sovyet tarihini yalın dille, tek yazarlı bir kronik olarak okumak isteyenlere
- Totalitarizm ve otokrasi konusuna ilgi duyanlara
- Türk basınında tarihçi-gazeteci yazı üslubuna ilgi duyanlara
Uygun değil
- Akademik, çok kaynaklı ve eleştirel Sovyet tarihi arayanlara
- Bolşevik devrimini sosyolojik, ekonomik ya da sınıfsal çözümleme çerçevesinde anlamak isteyenlere
- Yazarın anti-komünist duruşunu dengelemeden kabul etmek istemeyenlere
Önsözde Akyol kitabın amacını şöyle koyar: Sovyet sosyalizmi çöktü, ama demokrasilerin krize girdiği, otokrasilerin yükseldiği zamanımızda onun tecrübesi «son derece değerli dersler» içeriyor. Yazar Putin'in yönettiği bugünkü Rusya'yı «zamane otokratlarının tipik örneği» diye adlandırır, kendisinin «anti-komünist» olduğunu açıkça yazar ve kitabın iki yılda yazıldığını, Besim Tibuk'un önerisi ve «Komünizmin Kara Kitabı» gibi kaynaklara dayandığını belirtir.
Birinci bölüm Bolşevik devriminin «dünyayı böldüğünü» ve Rusya tecrübesinin totaliter sistemlerin doğuş ve çöküş nedenlerini anlamak için bir «laboratuvar» olduğunu söyleyerek başlar. Ana tez Lenin'in «Sol Komünizm» kitabından aktardığı alıntıya dayanır: devrim «yalnızca Rusya'nın tarihi özellikleri» sayesinde gerçekleşti. Akyol buradan Korkunç İvan (1530–1584) ve I. Petro (1672–1725) dönemlerinin otokratik devletine geçer ve Puşkin'in «Cinler» şiirinden, Dostoyevski'nin «Cinler» romanından nihilizmin uyarısı olarak yararlanır.
Korkunç İvan dönemi Szamuely'ye atıfla anlatılır: Novgorod'un 1570'te katliamı, 6000 kişilik «Opriçniki» siyasi polisi, boyarların yok edilmesi. Yazar bunu «Opriçniki — Çeka — GPU» çizgisinin başlangıcı olarak gösterir, Rus kilisesinin çara bağlılığını «sezaropapizm» (çar-papa) kavramıyla açıklar ve Rus atasözlerinden («Gökte Tanrı, yerde Çar») örnek verir. Sonuçta «Tanrı yerine Marksizm-Leninizm, çar yerine Birinci Sekreter konulduğunda otokratik süreklilik açıkça görülür» görüşü ileri sürülür.
Bölümün sonuna doğru «Rütbeler Tablosu» ile Sovyet «nomenklaturası» arasında paralellik kurulur; toprak sahibi soylular ve köylülerin ağır durumu anlatılır. Akyol'un yaklaşımı açıklayıcı ve akıcıdır, ama Rusya tarihinin tüm evrelerini tek bir «despotizm geleneği»ne bağlamak bir basitleştirmedir: Sovyet sistemi ideolojik, ekonomik ve uluslararası etkenlerle de açıklanmalıdır; yazarın kendisi sonraki bölümlerde bu yöne geçeceğini belirtir.
- Metin yalın, kronolojik ve öykü tarzındadır; her alt başlık tezi açıkça gösterir
- Başlıca atıflar Szamuely, Wolfe, Kurat gibi tarihçilerdir ve dipnotlarla verilir
- Rus edebiyatı (Puşkin, Dostoyevski) siyasi tarihi açıklamak için kullanılır
- Yazarın ideolojik duruşu (anti-komünist) açıkça ilan edilir ve metnin tonunu etkiler
Rusya tarihine akademik giriş; Akyol'un temel atıflarından biri
Akyol'un ana kaynağı: Rus siyasi kültüründe despotizm geleneği
Okunan kısmın sonunda Akyol çar iktidarını «Çar'ın iradesi Tanrı'nın iradesidir» formülüne bağlar, kilisenin çara bağlılığını «sezaropapizm» diye adlandırır ve Rus atasözlerini sıralar; sonra Tanrı ve çarın yerine Marksizm-Leninizm ve Birinci Sekreter konulduğunda «otokratik sürekliliğin» açıkça göründüğünü yazar. Sonrası bu incelemenin kapsamı dışındadır.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.