Keşke Hiç Olmasaydık — Var Olmanın Kötülüğü
Uygun
- Antinatalizm felsefesini ilk elden, akademik düzeyde öğrenmek isteyen felsefe meraklılarına
- Etik meselelere (çocuk yapmak ahlaki olarak savunulabilir mi) sıkı bir mantıksal argümantasyonla yaklaşan okurlara
- Varoluşçu/karamsar felsefi geleneğe (Schopenhauer, Cioran) ilgi duyanlara
- Rahatsız edici, konvansiyonel bilgeliğe meydan okuyan tezleri incelemeye açık okurlara
Uygun değil
- Duygusal teselli veya iyimser bir yaşam felsefesi arayan okurlara — kitap keskin bir karamsar tezi savunuyor
- Ebeveynlik ve çocuk yapma kararına yeni hazırlanan, bu konuda hassas duygusal durumda olan okurlara — kitabın tezi bu kararı ahlaki olarak kınıyor
- Salt mantıksal-analitik felsefi argümantasyondan çok, anlatı tarzında, örneklerle zengin yazıyı tercih eden okurlara
Benatar kitabın ana tezini açıkça ortaya koyuyor: dünyaya gelmek her zaman ciddi bir zarardır. Argüman basit — hayattaki iyi şeylerden mahrum kalmak yalnızca var olan biri için bir kayıp sayılabilir; hiç doğmamış biri hiçbir şeyden "mahrum" kalamaz, çünkü mahrumiyeti hissedecek bir özne yoktur.
Yazar, bu tezin yalnızca insanlar için değil, tüm duyarlı canlılar için geçerli olduğunu vurguluyor, ancak pratik nedenlerle (insanların bu sonucu kendilerine uygulamakta zorlanması ve çocuk sahibi olmaktan gönüllü olarak vazgeçebilmesi) odağı insanlara yöneltiyor.
Benatar meşhur "Yahudi fıkrasını" aktarıyor — "Hayat o kadar berbat ki, hiç doğmamak daha iyi olurdu. Kim o kadar şanslı ki? Yüz binde bir bile değil!" — ve Freud'un bunu "absürt fıkra" olarak nitelendirdiğini, çünkü "doğmamış" ifadesinin gerçek bir göndergesi olmadığını belirtiyor.
Yazar bu "absürtlüğü" ikiye ayırarak çözüyor: (1) doğmamak daha iyidir tezi mantıksal olarak anlamlıdır, çünkü bu, var olmanın her zaman zararlı olduğunu dolaylı biçimde ifade eder; (2) "kimse doğmayacak kadar şanslı değildir" ifadesinde bir çelişki yoktur, çünkü burada potansiyel insanlardan söz edilmektedir, mevcut öznelerden değil.
Bölüm, bunun sadece felsefi bir oyun olmadığını vurguluyor — Benatar ciddi olduğunu belirtiyor ve üçüncü bölümde her hayatın düşünülenden çok daha fazla kötülük içerdiğini göstereceğini, ebeveynlerin çocuklarını acıdan korumak için en radikal (ama nadiren düşünülen) yolunun onları hiç dünyaya getirmemek olduğunu iddia ediyor.
- Sert, adım adım mantıksal argümantasyon — her iddia bir sonraki açıklama için temel görevi görüyor
- Felsefi geleneğe (Freud, Nozick, Bernard Williams) sıkı sıkıya atıfta bulunan akademik dipnot aparatı
- Tartışmalı tezi yumuşatmak için mizah (Yahudi fıkrası) kullanıp ardından bunu ciddi felsefi analize dönüştürme taktiği
- Okurun sezgisel itirazlarını önceden öngörüp sırayla yanıtlayan bir yapı
Benzer karamsar/antinatalist felsefeyi edebi-deneme üslubunda işleyen eser
Benzer varoluşçu karamsarlığı farklı (aforistik) bir biçimde ifade eden klasik felsefi eser
Doğmanın kendisinin sorunlu olduğu tezini paylaşan felsefi eser
Giriş yalnızca ana tezi sunsa da, İkinci Bölüm Benatar'ın en ünlü katkısı olan "asimetri argümanını" ayrıntılı olarak açıklıyor — acının yokluğu her zaman iyidir (kimse olmasa bile), ama hazzın yokluğu yalnızca o hazzı hissedecek biri varsa kötüdür; bu asimetri, doğmamanın doğmaktan her zaman üstün olduğunu gösteriyor.
Üçüncü Bölüm ise ampirik argümana geçiyor — insanların kendi hayatlarının kalitesini sistematik olarak fazla olumlu değerlendirdiğini (psikolojik "Pollyanna ilkesi") ve gerçekte her hayatın düşünülenden çok daha fazla acı içerdiğini iddia ediyor. Sonraki bölümler kürtaj, üreme etiği ve türün soyunun tükenmesi gibi pratik sonuçlara geçiyor.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.