Memlük — Kölelikten Sultanlığa
Uygun
- Moğol istilası ve Memlük tarihine ilgi duyanlara
- Hızlı tempolu, savaş odaklı tarihi romanlardan keyif alanlara
- Baybars gibi efsanevi Türk komutanlarının hikâyesini arayanlara
- Gerçek tarihi olayların (Bağdat'ın düşüşü) kurgusal canlandırılmasını sevenlere
Uygun değil
- Şiddetli, kanlı sahnelerden rahatsız olanlara
- Yavaş, ayrıntılı tarihsel analiz bekleyenlere — kitap aksiyona öncelik veriyor
- Tarihsel doğruluğu son derece önemseyip kurgusal eklemelere tahammül edemeyenlere
- Diyalogsuz, uzun betimlemelerden keyif alanlara — kitap diyalog ağırlıklı
Roman, 1258 yılının Şubat ayında, Bağdat'ın Hülagü Han'ın Moğol ordusu tarafından yıkılması sahnesiyle açılıyor. Açılış son derece acımasız: han, sarayın mermer merdivenlerine atını sürüyor, halife Abdullah Mustasım Billah'ı ve oğullarını esir alıyor, şehir saatler içinde 'ceset tarlasına' dönüşüyor.
Balkon sahnesinde Hülagü Han, yıkılmış halifeyi şehrin harabelerine bakmaya zorluyor ve onu suçluyor: 'Bu halkın katili sensin. Senin kibrin onları yaktı.' Bu, kitabın ana duygusal kutuplarından birini — iktidarın sorumluluğu temasını — açıyor.
En ilginç bölümlerden biri Nasireddin Tusi'nin intikamı: yıllar önce halife tarafından aşağılanmış (kitabını 'bir çift öküze' değişmeye çağrılmış) bilgin, şimdi Hülagü'nün en güvenilir danışmanı olarak geri dönüyor — 'istediğin öküzleri getirdim' sözleriyle tarihi bir göndermeyi canlandırıyor.
Halife ailesinin infazı özel bir tören gibi betimleniyor — komutanlar ve halifenin oğulları kütüklere yatırılarak infaz ediliyor, halifenin kendisi ise 'peygamber soyunun kanı toprağa düşmesin' diye halıya sarılarak öldürülüyor. Bu, kitabın şiddetten kaçınmadığını daha ilk sayfalardan gösteriyor.
Keskin bir kesmeyle hikâye 1249 yılının Mart ayına, Kahire'ye (Fustat) dönüyor — Bağdat'ın düşüşünden dokuz yıl önceye. İki çocuk, Hüseyin ve Selma, hırsızlıkla suçlanıp bir kalabalık tarafından kovalanır, şehrin dar sokaklarında koşarlar.
Hüseyin koşarken genç bir savaşçıya çarpar — bu, kitabın kahramanı Baybars'tır. Kalabalıktan biri onu 'pis Türk' diye aşağılayınca, bu söz Baybars'ın kendi geçmişini hatırlatır: Kıpçak bozkırlarında doğmuş, Moğol istilası sırasında ailesinden koparılmış ve köle olarak satılmış bir çocukluk.
Bölüm, paralel olarak Baybars'ın gelecekteki yol arkadaşı Seyfeddin Kutuz'u da sahneye çıkarıyor — ikisinin çocukluktan tanıdığı, birbirine hem dostluk hem rekabetle bağlı olduğu ima ediliyor. Yazar böylece kitabın ana yapısını — iki geleceğin sultanının köleliğinden tahta uzanan paralel yolunu — kurmaya başlıyor.
- Kısa, keskin cümleler ve sinematik sahne geçişleri hızlı bir tempo yaratıyor.
- Gerçek tarihi olaylar (Bağdat'ın düşüşü, Nasireddin Tusi efsanesi) kurgusal karakterlerle (Hüseyin, Selma) harmanlanıyor.
- Bölümler arası "***" işaretli sert kesmeler film kurgusunu andırıyor.
- Diyalog yoğunluğu yüksek, betimlemeler bilinçli olarak kısa tutulmuş.
Baybars'ın kendi hayatını efsanevi destan formunda canlandıran özgün kaynak
Aynı yazarın farklı bir dönemi (Osman Gazi) ele alan benzer üsluplu tarihi romanı
Aynı yazarın başka bir savaş odaklı tarihi romanı, aynı hızlı tempolu üslup
Kısa cevap: romanda Baybars ve Kutuz Ayn Calut'ta Moğolları birlikte yener, ama ardından bir av sırasında Baybars Kutuz'la düelloya girer ve Kutuz ölür. Bu hesaplaşmanın kökeni ise yıllar önce Kutuz'un eliyle öldürülen Fariseddin Aktay'dır.
1254'te Mısır Sultanı Aybek, Nasır Selahaddin Yusuf adına Aktay'a yazılmış bir mektubu ele geçirir ve onu Kal'atü'l Cabel Sarayı'na çağırır. Aktay mektubun sahte olduğunu söyler, Aybek önce onu serbest bırakır, sonra «Bitirin!» der. Kutuz ona bir kılıç verdirip düelloya girer ve Aktay'ı öldürür; kesik başını kale surundan Baybars'ın atının ayaklarına atar. Baybars «Bunu yanına bırakmam!» diyerek yüz kişiyle Mısır'dan çıkıp gider; Kutuz ise Ravza Adası'nda Aktay ve Baybars taraftarı sayılan emirleri görevlerinden uzaklaştırır.
1259'da Hülagü Bağdat'ı aldıktan sonra Nasır Selahaddin Yusuf kararsız kalır; Baybars Halep'i korumak için ondan üç bin süvari ister, reddedilir ve öfkeyle çıkıp gider. Mısır'da ise emirler, çocuk yaştaki sultanın yerine Kutuz'u sultan seçer. Kutuz eski hasımlarına da çağrı gönderir; bu çağrıyı Baybars'a Hüseyin ve Halis (Kutuz'un onlara verdiği adlarla Aksungur ve Akdoğan) iletir ve Baybars geri döner. Kutuz Hülagü'nün elçilerini kendi eliyle öldürür; 3 Eylül 1260'ta Ayn Calut'ta Baybars öncü kuvvetlere komuta eder, Kutuz ve Aktay el-Mustarib de saldırıya katılır, Hüseyin ise Moğol komutanı Ketboğa Noyan'ı öldürür. Kutuz Şam'a zaferle girer; Hülagü Nasır Selahaddin Yusuf'u bizzat idam eder.
Mısır'a dönerken El-Kuseyr'de Kutuz zafer nedeniyle emirleri ödüllendirir, ama Baybars'ın adı neredeyse hiç geçmez; Baybars Aktay'ın da unutulduğunu hatırlatır. Ertesi gün av yarışında Baybars, Kutuz'un sağ omzuna ok atar ve «Anlaşmamız sona erdi!» der. Azizîlerin ve Hüseyin'le Halis'in gözü önünde başlayan düellonun sonunda yorgun ve yaralı Kutuz kılıç darbesini savuşturmak yerine durur, göğsüne kılıç saplanır ve yıkılıp ölür. Baybars onun cansız bedenine bakıp hüzünlenir.
Romanın son sahnesi bir yıl sonra Söğüt'te, Bizans sınırında geçer: Kayı Beyi Ertuğrul'un oğlu Gündüz Alp, ava çıktığında sıkıştığı yerde yardım eden, yırtık pırtık giyimli bir gençle tanışır; genç kendini Aksungur olarak tanıtır. Kitabın sonundaki notta ise Baybars'ın Kutuz olayına rağmen Aktay el-Mustarib ve Kalavun'un desteğiyle Memlük sultanı olduğu ve 17 yıl hüküm sürdüğü belirtilir.
Kapsam. İnceleme, romanın yalnızca Giriş bölümünü (Bağdat’ın düşüşü, 1258) ve I. Bölüm’ün başlangıcını (~24 sayfa, ≈%6) kapsamaktadır; kalan kısım açılmamaktadır. Aşağıdaki spoiler bölümü, romanın sonraki kısımlarının (s. 275–290 ve 365–410) okunan metnine dayanmaktadır. Kitap yalnızca Türkçe yayımlanmıştır.
Sorumluluk. Bu inceleme, yazarının kişisel değerlendirmesidir ve sorumluluk ona aittir. "Kitapta Ne Var?" platform olarak incelemenin içeriğinden sorumlu değildir. Eserin tüm hakları yazarına ve yayınevine aittir; kapak görseli yalnızca tanıtım amacıyla kullanılır.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.
Bağdat'ın düşüşü sahnesi beni ilk sayfadan sarstı, tarih kitabından daha etkileyici yazılmış.
Baybars'ın kim olduğunu bilmiyordum, kitap onun hakkında daha çok okumaya beni teşvik etti.
Savaş sahneleri çok hızlı ve kanlı, kalbi zayıf olanlar için değil.