Düşüncenin Maddesi
Uygun
- Dil ile zihin arasındaki ilişkiye meraklı okurlara
- Siyasi retoriğin ve hukuki tartışmaların ardındaki sözcük oyunlarını anlamak isteyenlere
- Pinker'ın diğer kitaplarını ("Dil İçgüdüsü", "Boş Sayfa") okuyup devamını arayanlara
- Somut, gerçek olaylarla anlatılan akademik popüler bilim eserlerini sevenlere
Uygun değil
- Hızlı, hafif bir okuma arayanlara — metin yoğun, sık dipnotludur
- Dilbilim terminolojisine tamamen yabancı olup kademeli öğrenmek istemeyenlere
- Kurgusal, hikâye ağırlıklı kitapları tercih edenlere
- Somut pratik tavsiyeler arayanlara — kitap betimleyici ve argümantatif bir yapıya sahiptir
Kitap, 11 Eylül 2001 olayıyla açılır — ama tarihsel bir anlatım için değil, tuhaf bir hukuki soru için: O gün New York'ta gerçekte kaç 'olay' meydana geldi? Dünya Ticaret Merkezi'nin kiracısı Larry Silverstein'ın sigorta poliçesi, her bir 'yıkım olayı' için ayrı tazminat öngörüyordu — ikiz kulelere yapılan saldırı tek olay sayılırsa 3,5 milyar dolar, iki olay sayılırsa 7 milyar dolar ödenecekti. Kiracının avukatları 'olayı' fiziksel yıkımla (iki bina, iki olay), sigorta şirketlerinin avukatları ise tek bir niyet/planla (tek komplo, tek olay) tanımlıyordu.
Pinker bu davayı, dilbilimci Ray Jackendoff'un 'kavramsal anlambilim' adını verdiği fikri açıklamak için kullanır: zaman ve mekân fizikte sürekli bir akıştır, ama insan zihni bunu ayrı, sayılabilir birimlere — 'olaylara' — böler, tıpkı bir kasada iki greyfurtu veya bir paket tereyağını saydığımız gibi. Bu bölünme nesnel gerçeklikten değil, zihnin gerçekliği nasıl 'kestiğinden' kaynaklanır — bu yüzden aynı olgu üzerinde iki taraf tamamen farklı, ama her ikisi de mantıklı bir sayım yapabilir.
Pinker bu fikri siyasi dile taşır: kök hücre araştırması bir hücre yığınının mı yoksa gelişmekte olan bir insanın mı yok edilmesidir? Irak'ın işgali ülkenin istilası mıdır, özgürleştirilmesi mi? Vergi artışı servetin paylaşılması mıdır, yoksa 'el koyma' mı? Pinker, dilbilimci George Lakoff'un Amerikalı Demokratlara 'vergi' yerine 'üyelik aidatı', 'aktivist yargıçlar' yerine 'özgürlük yargıçları' demelerini önerdiğini hatırlatır — sözcüğün kendisi tartışmanın ana silahına dönüşür.
Bölüm ardından dilin OLAYLAR NESNEDİR ve ZAMAN MEKÂNDIR gibi örtük metaforlarla dolu olduğunu gösterir: toplantıyı saat 3'ten 4'e 'taşırız', tıpkı arabayı caddenin bir ucundan öbürüne 'taşıdığımız' gibi. Bu yalnızca bir edebi süsleme değildir — Pinker, bu metaforların soyut fikirleri nasıl işlediğimizin yapısını gösterdiğinde ısrar eder.
İkinci büyük örnek, Bush'un 2003 Kongre konuşmasındaki bir cümleye dayanır: İngiliz istihbaratının Saddam'ın Afrika'dan uranyum aradığını 'öğrendiği' iddiası — sonradan yalan çıkan 'sarı pasta' meselesi. Pinker bunu 'öğrenmek' fiilinin özel mantığıyla açıklar: bu, dilbilimcilerin 'olgusal fiil' dediği türdendir — 'bilmek' gibi, özneye atfedilen inancın DOĞRU olmasını gerektirir, 'sanmak'ın aksine. Ünlü Dewey-Truman seçim hatası örneğiyle (Mitch'in Dewey'nin kazandığını 'sandığını' söyleyebiliriz, ama 'bildiğini' söyleyemeyiz, çünkü bu yanlıştır) Pinker, Bush 'öğrendi' dediğinde sadece bir inancı değil, olgunun kendisinin doğruluğunu üstlendiğini gösterir — bu yüzden eleştirmenler bunu yalan sayar.
Mark Twain'in 'dünyanın sorunu insanların az bilmesi değil, çok şeyi yanlış bilmesidir' sözüyle desteklenen bu analiz, olgusal fiillerin günlük dilde ne kadar hassas bir güven sistemi kurduğunu gösterir — kimse tam emin olmasa bile, 'biliyorum'/'öğrendim' gibi sözcükler konuşanı doğruluk taahhüdüne bağlar.
Bölüm, sözcük anlamının yalnızca zihinde saklanan bir tanım olmadığını, gerçeklikle daha derin bağlantılı olduğunu vurgulayarak biter — buna örnek olarak özel adların anlambilimine (William Shakespeare'in 'kim olduğu' sorusu ve yazarlık tartışması) değinilir; bu konu kitabın ilerleyen bir bölümünde (Altıncı Bölüm) daha derinlemesine ele alınacaktır.
- Pinker her soyut dilbilim argümanını uydurma cümleler yerine gerçek olaylarla (9/11 sigorta davası, Bush'un konuşması, Shakespeare yazarlık tartışması) kanıtlar.
- Akademik dipnotlara rağmen ton esprili ve canlıdır — Mark Twain alıntıları, tarihi anekdotlar metni hafifletir.
- Bölüm sürekli ileriki bölümlere açık göndermeler yapar ("Beşinci Bölümde göreceğimiz gibi...") — kitap birbirine bağlı bir argüman zinciri olarak kurgulanmıştır.
Aynı yazarın dil-düşünce üçlemesinin ilk kitabı, bu eserin dayandığı dilbilimsel kavramları tanıtır
Kitabın temel argümanlarından olan kavramsal metafor teorisinin ilk kaynağı
Günlük dilin ve kararların ardındaki bilişsel şemaları benzer bir yaklaşımla inceleyen başka bir popüler bilim klasiği
2-3. bölümler ('Tavşan Deliğinden Aşağı', 'Doğuştan Gelen Elli Bin Kavram') mekân edatlarının ince grameri ve çocukların doğuştan gelen kavram dağarcığına dair radikal teorilere ayrılmıştır.
4. bölüm ('Göğü Yarmak') fiillerin argüman yapısını inceler, 5. bölüm ('Eğretilemenin Eğretilemesi') ise metaforun kendisinin nasıl bir metaforla açıklanabileceğini sorgular.
6. bölüm ('Adın Ne Değeri Var?') özel adların anlambilimini — Shakespeare'in yazarlık tartışmasını Kripke'nin adlandırma teorisi ışığında derinleştirir; 7. bölüm ('Televizyonda Söylenemeyen Yedi Sözcük') küfürlerin neden bu kadar güçlü duygusal yüke sahip olduğunu açıklar.
Son iki bölüm ('İnsanların Oynadığı Oyunlar', 'Mağaradan Kaçmak') dolaylı konuşmayı (örneğin bir rüşvet teklifini 'örtük' biçimde ifade etmenin dil mantığını) ve kitabın ana tezini — dilin insan doğasına açılan bir pencere olduğunu — özetler.
Kapsam. İnceleme kitabın yalnızca Birinci Bölümünü (≈%5) kapsar; kalan sekiz bölüm açılmaz (yalnızca konuları yukarıdaki bölümde verilmiştir). Kitap yalnızca Türkçe yayımlanmıştır.
Sorumluluk. Bu inceleme, yazarının kişisel değerlendirmesidir ve sorumluluk ona aittir. "Kitapta Ne Var?" platform olarak incelemenin içeriğinden sorumlu değildir. Eserin tüm hakları yazarına ve yayınevine aittir; kapak görseli yalnızca tanıtım amacıyla kullanılır.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.
9/11 sigorta davasıyla açılış beni hiç beklemediğim bir yerden yakaladı, bir dilbilim kitabından bunu beklemezdim.
Olgusal fiiller kısmı, 'biliyorum' sözcüğünü nasıl kullandığıma bir kez daha dikkat etmemi sağladı.
Yoğun yazılmış ama her örnek o kadar ilginç ki okumak zor gelmiyor.