Kusursuz Dikkat
Uygun
- Telefon ve bildirimler yüzünden hiçbir işi bitiremeyenlere
- Ofiste ya da evden çalışan, işini daha verimli kurmak isteyenlere
- Verimlilik konusuna bilime dayalı ama hafif bir giriş arayanlara
Uygun değil
- Cal Newport'un «Derin Çalışma»sını ya da benzer kitapları zaten okumuş olanlara
- Dikkat psikolojisine derin akademik bir bakış bekleyenlere
- DEHB teşhisi ve tedavisi hakkında bilgi arayanlara
Giriş, Kanada'nın Kingston şehrinde küçük bir lokantada başlıyor. Bailey çevresindeki insanları gözlemliyor: telefonlarını masaya ters çevirip otuz saniyede bir tekrar eline alan iki kız, birbirinden başka hiçbir şeye bakmayan bir çift, dikkati şarkı, sipariş ve kahvaltı arasında bölünmüş bir adam. Yazar bu lokantayı internet bağlantısı olmadığı için seçtiğini söylüyor. Fikir basit: dikkat her yerde ve onu nereye harcadığımızı neredeyse hiç bilinçli seçmiyoruz. Araştırmalara göre bilgisayar başında dikkatimiz dağılmadan ortalama yalnızca kırk saniye çalışabiliyoruz.
Bailey kitaba başlamadan önce yedi pratik öneri veriyor ve bu, kitabın ruhunu iyi yansıtıyor. Telefonunuzu başka bir odaya koyun. Dikkat dağıtan düşünceleri bir deftere yazın ki aklınızdan çıksın. Kitabın okumaya değip değmediğini sorgulayın. Günün geç saati değilse bir kahve için. Kalemle okuyun ve altını çizin. Odağınızın bozulduğunu fark ettiğinizde kısa bir mola verin. Yazar kendi «kötü alışkanlığını» da itiraf ediyor: okuduğu her kitabın ilk sayfasını koparıp ayraç yapıyor, nişanlısı bunu kutsal bir şeye saygısızlık sayıyor.
Birinci bölümün temel aracı «dört görev türü» tablosu. İşler iki ölçüte göre ayrılıyor: verimli ya da verimsiz, ilgi çekici ya da itici. Verimli ama sıkıcı işler «gerekli», verimli ve ilgi çekici işler «amaca yönelik», ilgi çekici ama verimsiz işler «dikkat dağıtıcı», hem verimsiz hem sıkıcı işler ise «gereksiz» işlerdir. Sosyal medya, haber siteleri, boş sohbetler üçüncü gruba girer. Bailey çoğu insanın yalnızca üç dört «amaca yönelik» işi olduğunu ve otomatik pilotta yaşadıkça bunları son güne bıraktığımızı yazıyor. Basit ama işe yarayan bir çerçeve.
İkinci bölüm dikkatin biyolojik sınırlarını anlatıyor ve kitabın en ilginç kısmı. Timothy Wilson'a göre beynimiz duyularımızdan saniyede on bir milyon bit bilgi alıyor, bilinçli olarak ise yalnızca yaklaşık kırk bitini işliyor. Kısa süreli bellekte ise ortalama dört şeyi tutabiliyoruz. Bailey buna «dikkat aralığı» (çalışma belleği) diyor ve bilgisayarın RAM'ine benzetiyor. İlginç bir gözlemi var: Batman ve Robin, olimpiyatlarda üç madalya, «Üç Silahşörler» — kültürümüz bu sınırlı belleğe göre şekillenmiş.
Bölümün pratik sonucu çoklu görevlere daha ince bir bakış. Uzmanlar «aynı anda iki iş yapılamaz» der, Bailey ise netleştiriyor: iki karmaşık iş birlikte yapılamaz, ama alışkanlık haline gelmiş işler, örneğin yürürken sesli kitap dinlemek ya da telefonda konuşurken çamaşır ayırmak, rahatça birleştirilebilir. En iyi kombinasyon bir karmaşık işle bir alışkanlık işidir. Zihnimizin zamanın yüzde 47'sinde başka yerlere kaydığını, bunu fark etmenin («farkında olmanın farkındalığı») ise verimliliği artırdığını da yazıyor.
Zayıf yanı hacimle ilgili. Fikirler net, ama aynı şeyler birkaç kez tekrarlanıyor ve bazı bölümler bir blog yazısı gibi uzuyor. Yazarın «verimlilik uzmanı» olarak kendi hayatından verdiği örnekler bazen faydalı, bazen de kendini tanıtma gibi duruyor. Türkçe çeviride çevirmen bazı uyarlamalar yapmış, örneğin bellek testindeki İngilizce isimleri Türkçe isimlerle değiştirmiş. Bu okura yardımcı oluyor.
- Bilimsel araştırmaları basit tablo ve şemalarla anlatma
- Her bölümde hemen denenebilecek küçük alıştırmalar
- Yazarın kendi üzerinde yaptığı deneylerden samimi örnekler
Dikkat dağıtan bir dünyada derin odaklanmaya daha katı bir yaklaşım
Dikkat dağınıklığına içsel nedenlerden bakan bir rehber
Yazarın bir yıl boyunca verimlilik deneyleri yaptığı ilk kitabı
Kitabın ikinci yarısı birinciye beklenmedik bir ek yapıyor: dikkati her zaman toplamak gerekmez. Bailey zihni bilerek serbest bırakmaya «serbest dikkat» (scatterfocus) diyor. Duşta, yolda, bulaşık yıkarken aklımıza iyi fikirler gelmesinin nedeni bu: beyin bu sırada eski bilgileri yenileriyle birleştirir ve geleceği planlar. Yazar üç mod ayırıyor: «yakalama modu» (zihni serbest bırakıp aklına geleni yakalamak), «sorun tutma modu» (bir sorunu aklın köşesinde tutup düşüncelerin etrafında dolaşmasına izin vermek) ve «alışkanlık modu» (basit bir görevi yaparken gelen fikirleri yakalamak). Araştırmalara göre en güçlüsü sonuncusu. «Noktaları Toplamak» bölümünde ise neyi «tükettiğimize» dikkat etmeyi öneriyor, çünkü beyin yalnızca topladığı noktaları birleştirebilir. Kitap, kusursuz dikkat ile serbest dikkati birlikte kullanarak daha üretken, yaratıcı ve mutlu olmanın mümkün olduğu fikriyle bitiyor.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.