İyi İnsanlar Neden Kötü Şeyler Yaparlar
Uygun
- Jungcu psikolojiye, "Gölge" kavramına ilgi duyanlara
- İnsan davranışının çelişkili yanlarını (neden "iyi" insanlar bazen yıkıcı davranır) anlamak isteyenlere
- Yoğun, edebi-felsefi referanslarla (Freud, Platon, İncil, şiir) zenginleştirilmiş kurgu dışı metinleri sevenlere
- Kendini tanıma ve kişisel sorumluluk konusunda rahatsız edici sorulardan kaçınmayanlara
Uygun değil
- Hızlı, "5 adımda" formatında pratik tavsiye arayanlara — kitap somut reçetelerden çok kavramsal bir çerçeve sunuyor
- Jung terminolojisine (arketip, kompleks, persona) aşina olmayıp kolay bir giriş arayanlara — kitap bu kavramları açıklasa da yoğun yazılmış
- Bilimsel/ampirik araştırmaya dayalı psikoloji kitapları bekleyenlere — bu kitap klinik örneklerden çok edebi-felsefi argümantasyona dayanıyor
Kitap Hollis'in temel teziyle açılıyor: "Ben" dediğimiz şey tek, bütün bir varlık değil, aksine sürekli bölünmüş, çok sayıda "parçalanmış benlik"ten oluşuyor — bu bölünmüşlük Jung'un "Gölge" adını verdiği alan.
Giriş bölümünde Hollis soruyu gerçek, tanıdık örneklerle somutlaştırıyor: bir vakfın parasını zimmetine geçiren saygın muhasebeci, eşcinsel haklarını sertçe eleştiren ama sonradan kendisi eşcinsel çıkan politikacı, komşusunun çamura düşmesine gülmekten kendini alamayan kiliseden çıkan kadın, çocuğunun üniversite birikimini kumar için çalan eğitimci.
Yazar bu paradoksu Platon'un "Gyges'in Yüzüğü" mitiyle ilişkilendiriyor — görünmez olan bir çoban ahlaklı kalır mı? Hollis, Eflatun'un iyimser cevabını (insan sonuçları tam kavrasa ahlaklı davranır) saflık olarak değerlendiriyor ve çağdaş filozofların bunu "Sokratik yanılgı" diye adlandırdığını belirtiyor.
Freud ve Jung'un tarihsel bağlamında Gölge kavramı açıklanıyor — Freud'un "bilinçdışı" keşfinden, Jung'un Gölge'nin sadece kötü değil, yaratıcı, "altın" bir potansiyel de taşıyabileceği fikrine geçiliyor (Jung'un çocukluk rüyası — gökten düşen altın dışkının katedral kulesini yıkması — örnek veriliyor).
1. Bölüm, Gölge'nin dört tezahür biçimini sunuyor: bilinçdışında kalması, başkalarına yansıtılması, bilinci tamamen ele geçirmesi ve tanınıp bütünleştirilmesi. Yalnızca ilki — bilinçdışında kalması — bu bölümde ele alınıyor; Shirley, Edwina, Charles ve Elena gibi tanıdık karakterlerle örnekleniyor, bunlar kendi "gölgelerinin" farkına varmadan başkalarına zarar veriyor.
Bu bölüm kitabın yöntemini gösteriyor: klinik vakalardan çok, tanıdık gündelik karakterler, edebi referanslar (Hawthorne, Kumin) ve Jung'un kendi sözleriyle argüman kuruluyor.
- Jungcu terminolojiyi (Gölge, kompleks, arketip) edebiyat, şiir ve gündelik hayat örnekleriyle birleştiren yoğun, deneme tarzı bir üslup
- Her bölüm bir epigrafla (Jung'dan, İncil'den, şairlerden) açılıyor, akademik tonu kişisel, hatta zaman zaman esprili bir üslupla birleştiriyor
- Somut "vaka" yerine arketipsel, tanıdık karakterler (Shirley, Edwina, Charles) kullanılıyor ki okur kendini tanısın
- Yapı, bireysel Gölge'den başlayıp giderek toplumsal, kurumsal, kozmik düzeylere genişleyen "daireler" biçiminde kurgulanmış
Jungcu psikolojinin temel kavramlarına (Gölge dahil) daha geniş, görsellerle desteklenmiş bir giriş
Gölge kavramına daha kısa, şiirle zenginleştirilmiş alternatif bir yaklaşım
Sonraki bölümlerde Hollis bireysel Gölge'den (3. Bölüm, "Kendimizle Karşılaşmak") başlayıp, yakın ilişkilerdeki gizli gündemlere (5. Bölüm), toplu/toplumsal Gölge'ye (6. Bölüm) ve kurumsal Gölge'ye (7. Bölüm) kadar genişliyor.
Kitabın son kısmı daha felsefi konulara geçiyor — modernizmin Gölgesi, "Tanrı'nın Gölge yönü" (Jung'un en tartışmalı fikirlerinden biri) ve nihayet "Olumlu Gölge" ile bitiyor: Gölge'nin sadece yıkıcı değil, yaratıcı bir potansiyel de taşıyabileceği fikri, kitabı Gölge ile bilinçli bir "çalışma" çağrısıyla tamamlıyor.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.