Hakikat ve Onarım
Uygun
- Psikologlara, sosyal hizmet uzmanlarına, avukatlara ve mağdurlarla çalışan herkese
- «Travma ve İyileşme»yi okuyup devamını arayanlara
- Onarıcı adalet, özür ve affetme üzerine düşünmek isteyenlere
Uygun değil
- Travmadan iyileşmek için pratik bir kişisel gelişim kitabı arayanlara
- ABD hukuk sistemi ve siyasi bağlamıyla ilgilenmeyenlere
- Şu an ağır bir travma yaşayan ve şiddet anlatımlarına hassas olanlara
Herman 1992'de yazdığı «Travma ve İyileşme»de iyileşmeyi üç aşamada anlatmıştı: güvenliği yeniden kurmak, geçmişin yasını tutmak ve insanlarla yeniden bağ kurmak. Yeni kitap buna dördüncü bir aşama ekliyor: adalet. Yazarın temel fikri basit. Travma toplumsal bir sorunsa, iyileşme de yalnızca kişisel bir mesele olamaz. Yarayı sadece fail açmaz. Susan akraba, «beni ilgilendirmez» diyen komşu, mağduru suçlayan çevre çoğu zaman daha derin iz bırakır.
Girişin en akılda kalan kısmı yazarın kendi yolu. 1970'te psikiyatri ihtisasına başlayan genç hekimin ilk iki hastası intihar girişiminde bulunmuş kadınlardır ve ikisi de babalarının istismarını anlatır. O sırada saygın ders kitapları ensest sıklığını milyonda bir olarak tahmin ediyordu. Herman bir meslektaşıyla sadece yirmi vaka toplayıp makale yayımlar ve ülkenin dört bir yanından «yalnız ben olduğumu sanıyordum» mektupları alır. Bu hikâye kitabın yöntemini de açıklar: mağduru dinlemek radikal bir eylemdir, çünkü pratikte neredeyse hiç yapılmaz.
Kitabın duygusal merkezi Sarah Super adlı kadının hikâyesi. Eski sevgilisi ona bıçak zoruyla tecavüz eder, polis dakikalar içinde gelir, fail 20 yıl hapis cezası alır. Yani adalet sistemi «ideal» işler. Ama Sarah'ı en çok yaralayan şey ortak çevrelerinin tepkisi olur: failin ailesi oğulları için destek kampanyası başlatır, tanıdıklar susar. Sarah sonunda Minneapolis'te cinsel şiddet mağdurları için bir anıt diktirmeyi başarır. Herman bu örnekle mahkeme kararıyla toplumsal kabulün farklı şeyler olduğunu ve mağdura çoğu zaman tam da ikincisinin eksik kaldığını gösterir.
Birinci bölüm tiranlığın «kurallarını» sıralar: güçlü istediğini yapar, zayıf boyun eğer, seyirciler ya korkudan susar ya da taraf tutar. Herman, ev içi şiddet üzerine Duluth programının «Güç ve Kontrol Çarkı»nı Kore Savaşı'nda esirlere uygulanan zorlama yöntemleriyle karşılaştırır ve neredeyse aynı olduklarını gösterir: uykusuzluk, anlamsız kuralların keyfi uygulanması, rastgele «ödüller», yalnızlaştırma, aşağılama. En ağır yöntem ise kişiyi kendi değerlerine ihanet etmeye zorlamaktır, çünkü bu korku değil utanç üretir. Utanç üzerine sayfalar bölümün en güçlü kısmı.
2. bölümün başı mağdurun öfkesine değiniyor ve kitabın en ilginç kısımlarından biri. Hukuk sistemi mağduru dışarıda tutar, çünki onun «intikamcı» olacağından korkar. Herman, Orwell'in «İntikam Ekşidir» denemesine ve hukuk felsefecisi Jeffrie Murphy'ye dayanarak tersini savunur: öfke mağdur yalnız bırakıldığında kine, toplum yanında durduğunda ise adalet talebine dönüşür. Mağdurun yargıca yazdığı «etki beyanı» da böyledir. Herman bu metinlerden yüzlercesini okuduğunu ve çoğunun ağır ceza değil, sadece duyulmak istediğini yazar.
Bölümün ikinci yarısı seyircilere ayrılmış. Masha Gessen'e atıfla yozlaşmanın otoriter sistemi nasıl «yapıştırdığı», Michael Rothberg'in «iltisaklı özne» kavramıyla da doğrudan suç işlemesek bile başkasının ezilmesinden fayda görmenin ahlaki sorumluluk doğurduğu anlatılır. Herman haklı olarak mağdurların bu ihaneti çoğu zaman suçun kendisinden daha ağır yaşadığını vurgular. Zayıf nokta da burada: tiranlık kavramı diktatörlükten aileye, oradan bütün patriyarkiye genişledikçe argüman keskinliğini kaybediyor ve bazı yerlerde bilimsel analizden çok siyasi bir manifestoya benziyor. Tamer Tosun'un çevirisi akıcı.
- Yazarın 50 yıllık klinik deneyiminden gelen kişisel ses
- Gerçek mağdurların kendi sözleriyle aktarılan tanıklıklar
- Psikoloji, hukuk ve siyaset felsefesini birleştiren geniş bakış
Bu kitabın dayandığı klasik eser, iyileşmenin ilk üç aşaması
Travmanın beden ve beyne etkisi, Herman'ın yakın meslektaşından
Kitapta alıntılanan mağdurun kendi anıları, yargılama süreci içeriden
2. bölümün başı mağdurun öfkesine değinir. Hukuk sistemi mağduru dışarıda tutar, çünkü onun «intikamcı» olacağından korkar. Herman Orwell'in «intikam acıdır» denemesine ve hukuk filozofu Jeffrie Murphy'ye atıfla bunun tersini savunur: öfke mağdur yalnız kalınca kine, toplum onun yanında olunca adalet talebine dönüşür. Herman yüzlerce «etki beyanı» okuduğunu ve çoğunun sert ceza değil, yalnızca duyulmak istediğini yazar.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.