Mutluluk Endüstrisi
Uygun
- Pozitif psikolojiye ve "mutluluk endüstrisi"ne eleştirel, iktisadi-sosyolojik bir perspektiften yaklaşmak isteyen okurlara
- Kurumsal "wellbeing" programlarının, meditasyon uygulamalarının ve nörobilim temelli pazarlamanın ardındaki güç dinamiklerine ilgi duyanlara
- Neoliberalizmin eleştirel bir analizini seven, akademik temelli ama erişilebilir bir dille yazılmış kurgu dışı eser arayanlara
Uygun değil
- Mutluluğu artırmak için pratik teknikler/tavsiyeler arayan okurlara — bu, aksine, "mutluluk teknikleri" endüstrisinin kendisini eleştiren bir kitap
- Pozitif psikolojiye ve meditasyona olumlu yaklaşan, bu alanların eleştirisine açık olmayan okurlara
- Basit, hızlı bir okuma isteyen, iktisadi-sosyolojik argümantasyona (Aristoteles, Nietzsche göndermeleri, siyasi iktisat bağlamları) sabrı olmayan okurlara
Davies, Dünya Ekonomik Forumu'nun 1971'den bu yana küresel ekonominin "ruh halini" yansıttığını hatırlatıyor -1970'lerde üretim verimliliği, 1980'lerde piyasa serbestleşmesi, 1990'larda internet, 2008 sonrasında ise eski düzene dönüş tartışılmış. 2014'te ise beklenmedik bir konuk beliriyor: her sabah delegelerle meditasyon yapan Budist rahip Matthieu Ricard.
Ricard sıradan bir rahip değil -eski bir biyolog, Dalai Lama'nın Fransızca çevirmeni, TED konuşmacısı ve Wisconsin Üniversitesi'nin nörobilim araştırmasında "-0,45" puan alarak "dünyanın en mutlu insanı" resmi unvanını kazanmış biri. Onun Davos'taki varlığı, kurumsal dünyanın önceliklerindeki daha geniş bir değişimin simgesine dönüşüyor.
Konferans yalnızca sohbetlerle sınırlı kalmıyor -tüm delegelere vücut faaliyetini izleyen, telefonlarına sürekli bildirim gönderen "wellbeing" cihazları dağıtılıyor. Davies, eskiden yalnızca laboratuvar ya da hastane gibi uzmanlaşmış kurumlarda elde edilebilen bilgi türlerinin artık Davos'ta gezinirken bile toplanabildiğini belirtiyor.
Davies temel tezini açıklıyor: bu eğilim tesadüfi değil, yıllardır siyasetçileri ve yöneticileri "ağına çeken" bir gündem -ABD, İngiltere, Fransa gibi ülkeler artık resmi "ulusal esenlik" raporları yayınlıyor, büyük şirketler "mutluluk amirleri" istihdam ediyor. Açık bir soru soruyor: mutluluğa karşı çıkmak mümkün mü? Aristoteles'in ahlaki nihai amaç olarak gördüğü, Nietzsche'nin ise şüpheyle yaklaştığı bu kavram artık ölçülebilir, yönetilebilir teknik bir değişkene dönüşmüş durumda -Davies'in temel iddiası, bu "bilimselleştirmenin" aslında belirli iktisadi ve siyasi çıkarlara hizmet ettiği.
- Davies akademik tezini somut, canlı bir sahneyle (Davos'taki Budist rahip) açarak, soyut iktisadi eleştiriyi erişilebilir bir anlatı biçimine dönüştürüyor
- Yazar açıkça kendi konumunu "mutluluğun ahlaki değerini küçümsemek" değil, "umut ve neşenin ölçüm/kontrol altyapılarıyla iç içe geçirilmesini" eleştirmek olarak tanımlıyor -nüanslı, tek taraflı olmayan bir eleştirel duruş
Site arşivinde bulunan, "mutluluk/başarı teknikleri" türünün tam olarak Davies'in eleştirdiği türüne popüler bir örnek
Site arşivindeki, bireysel bir "öz destek alışkanlığı" öneren, Davies'in kitabının eleştirdiği eğilimle karşılaştırılabilecek başka bir popüler eser
Kitabın ana kısmı "nasıl hissettiğinizi anlamak" teknolojilerinin (ruh hali izleme uygulamaları, duygu analizi algoritmaları) tarihini inceliyor, ardından "hazzın fiyatı" bölümünde nöropazarlamanın tüketici davranışını nasıl şekillendirdiğini gösteriyor.
"Psikosomatik işçi" ve "toplumsal optimizasyon" bölümleri iş yerindeki esenlik programlarının, çalışanların içsel duygusal durumunu bile verimlilik metriğine dönüştüren bir kontrol biçimine nasıl dönüştüğünü inceliyor, kitap bu "laboratuvarda yaşama" durumuna eleştirel bir bakışla sona eriyor.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.