Afrika Uygarlıkları — Mısır, Nubya, Kush
Uygun
- Geleneksel Afrika dinleri hakkında kısa ama sistemli bilgi arayanlara
- Nubya, Kerma ve Kush Krallığı hakkında az bilinen olgularla ilgilenenlere
- Antik Mısır hanedanlarının kronolojisini tek yerde görmek isteyenlere
- Serinin diğer uygarlık kitaplarını okuyanlara
Uygun değil
- Arka kapakta vaat edilen ortaçağ Afrika imparatorluklarını ve sömürgecilik tarihini bekleyenlere — kitapta bunlar yok
- Antik Mısır hakkında hikâyeli, canlı bir metin isteyenlere — Mısır bölümü adlar ve tarihler listesine benziyor
- Güncel, yenilenmiş bilimsel bilgi arayanlara
Giriş Afrika'yı «ilk medeni insanların kıtası» olarak sunuyor: ilk taş aletlerin 3,3 milyon yıl önce bugünkü Kenya'da kullanıldığını, bilinen en eski Homo sapiens kalıntılarının Fas'ta bulunduğunu ve yaklaşık 300 bin yaşında olduğunu, Kuzeydoğu Afrika'da tarımın MÖ 10–8 bin yıllarında başladığını hatırlatıyor. Kıtanın büyüklüğüne dair canlı bir karşılaştırma da var — Cape Town'dan Tanca'ya yol 12 bin kilometreyi aşıyor. En çarpıcı ayrıntı ise 1897'de İngiliz seferinin Benin'de Oba'nın sarayını yıkıp 900'den fazla bronz heykeli yağmalaması; kitap Batı Afrika uygarlığının dünyaya ilk kez bu yağmayla tanıtılmasını «ironik ve semptomatik» buluyor.
Birinci bölüm kitabın en ciddi kısmı. Geleneksel Afrika dininin bir kurucusu ve kutsal yazısı olmadığını, tarihinin halkların kendi tarihinden ayrılmadığını ve araştırmanın asıl güçlüğünün tam da yazılı kaynak yokluğu olduğunu açıklıyor; tropikal iklimde türbeler, maskeler, kutsal iskemleler birkaç nesilden fazla dayanmadığı için bugün bir buçuk yüzyıldan eski dinî nesne çok az. Dinin coğrafyası, İslam ve Hristiyanlıkla karşılıklı etkileşim, yerel inançların iki dinin içinde nasıl yaşamayı sürdürdüğü açık ve saygılı bir dille betimleniyor.
Bölümün merkezinde inanç sistemi var: bütün Afrika toplumlarının kabul ettiği tek, yaratıcı, görünmez Tanrı (hiçbir Afrika halkının Tanrı'yı resmetmediği vurgulanıyor); ilahlar — doğa güçlerinin kişileşmiş hâlleri ve Tanrı'nın elçileri; ruhlar ve özellikle «yaşayan ölüler» — yakın zamanda ölmüş ve hâlâ hatırlanan atalar. Kitap önemli bir düzeltme yapıyor: atalarla temas için yapılan libasyon, dua ve kurbanları «atalara tapınma» diye adlandırmak yanlış, çünkü Afrika halkları Tanrı için yaptıklarıyla atalarına yaptıklarını açıkça ayırıyor.
Ardından hayat döngüsü geliyor: doğum, erginlenme, evlilik ve defin ayinleri. Evliliğin dinî ve ailevi bir yükümlülük sayılması, çocuksuzluğun topluma karşı bir kusur olarak görülmesi, çok eşlilik ve ölmüş kişi adına evlilik gibi adetler yargılamadan betimleniyor. Bölümün en güzel cümlesi akrabalık anlayışını özetleyen ünlü Afrika sözü: «Biz var olduğumuz için ben varım ve ben var olduğum için biz varız.» Ölüm sonrasıyla ilgili kısım da ilginç: geleneksel dinde cennet ve cehennem yok, ölü hatırlandıkça «yaşayan ölü» olarak kalıyor, unutulunca adsız bir müşterek ölümsüzlüğe geçiyor.
Bölümün zayıf yanı yaşı. Metin açıkça onlarca yıl önce yazılmış ansiklopedik bir makaleye dayanıyor: dinin coğrafyası anlatılırken 1984'ten beri Burkina Faso adını taşıyan ülke hâlâ «Yukarı Volta» olarak geçiyor, Hristiyanlığa geçiş oranları gibi rakamlar ise hiçbir tarih ve kaynak gösterilmeden veriliyor. Kitapta dipnot yok, yalnızca sonda bir kaynakça var. Dördüncü bölümde de benzer özensizlikler görülüyor — örneğin Kıptice «Eski Nubyaca» ile karıştırılıyor.
Sonuçta kitabın değeri eşit dağılmamış: geleneksel dinler bölümü ve Kerma–Kush bölümü (yüzden fazla insanın kurban edildiği dev tümülüs mezarlar, Mısır'ı fetheden Kush kralı Piankhy, Meroe ile Roma arasındaki barış) okunmaya değer, ortadaki büyük Mısır bölümü ise daha çok hanedanlar ve firavunlar listesi. Serinin diğer ciltleri gibi bu kitap da başlangıç için; konuyu derinleştirmek isteyen okur daha ayrıntılı kaynaklara geçmeli.
- Dört bölüm, alt başlıklarla sistemli bölümleme
- Renkli harita ve görseller, kenar sütunlarda kısa notlar
- Sonda yazar ve çevirmen kaynakçaları
Aynı seriden, Mısır'la aynı dönemde yükselen başka bir nehir uygarlığı üzerine — sitemizde incelemesi var
Aynı seriden, Kuzey Afrika'daki Kartaca ve Roma ile — sitemizde incelemesi var
Aynı seriden, başka bir temel uygarlık üzerine — sitemizde incelemesi var
Bölümde yaşam döngüsü gelir: doğum, ergenlik, evlilik ve cenaze ayinleri. Evliliğin dinsel ve ailesel bir görev sayılması, çocuksuzluğun topluma karşı günah olarak görülmesi, çok eşliliğin ve ölenin adına evlilik gibi geleneklerin varlığı yargılamadan betimlenir. Bölümün en güzel cümlesi akrabalık anlayışını özetleyen ünlü Afrika düşüncesidir: «Biz var olduğumuz için ben varım».
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.