Payıma Düşen
Uygun
- 1960-70'lerin İran aile hayatını içeriden görmek isteyen okurlara
- Halid Hüseyni'nin «Bin Muhteşem Güneş»i gibi kadın kaderini anlatan romanları sevenlere
- Sade, içten, birinci ağızdan anlatılan uzun aile destanlarından hoşlananlara
Uygun değil
- Aile içi şiddet ve intihar girişimi sahnelerine hassas olanlara
- Karmaşık, deneysel üslup ve dil oyunları arayanlara
- Kısa, hızlı olay örgüsü isteyenlere — roman 500 sayfayı aşıyor
Roman bir arkadaşlıkla açılıyor: «Arkadaşım Pervane'nin yaptıkları beni hep şaşırtırdı.» Pervane sokakta yüksek sesle konuşuyor, vitrinlere bakıyor, Masume'ye caddenin karşısından adıyla sesleniyor — Kum'dan yeni gelmiş, çadorsuz okula gitmek için babasından söz almış bir kız için bu neredeyse rezalet. Bu ilk sayfalar kitabın anahtarını veriyor: Masume dünyaya iki pencereden bakıyor — ailesinin «ayıp» diyen penceresinden ve Pervane'nin «neden?» diye soran penceresinden.
Sanie'nin en büyük başarısı anlatıcının sesi. Masume ne olayları abartıyor ne de kendini kahraman gibi gösteriyor; Chevrolet ile Fiat'ı karıştıran, radyoda Vigen'in sesini gizlice seven, şiir defterine Sait'in adını kendi uydurduğu alfabeyle yazan on beş yaşında bir kız o. Ailenin portresi de aynı titizlikle çizilmiş: tek anlayışlı insan olan baba, «kız başkasının malıdır» diyen babaanne, oğlunun içkisini «diş ağrısı» diye örten anne, dindarlığıyla övünen Mahmut ve okulu yarıda bıraktığı için kız kardeşinin okumasına katlanamayan Ahmet.
Aşk hikayesi neredeyse sözsüz. Masume ile eczanedeki öğrenci Sait aylarca yalnızca bakışıyor; ilk «merhaba» bir olaya, yere düşen dikiş cetveli bir dönüm noktasına dönüşüyor. Yazar bu masumiyeti gülünç kılmıyor — tersine, ağırlığını hissettiriyor. Çünkü okur Masume'nin bilmediğini biliyor: bu dünyada birkaç mektup bir kızın bütün hayatını değiştirmeye yetiyor.
Mektuplar bulununca roman birden sertleşiyor. Küçük kardeş Ali çantayı battaniyenin altından çıkarıyor, Ahmet mektupları «dünyanın en büyük ödülü» gibi ele geçiriyor, baba ise tek kelime etmeden, paltosunu bile almadan evden çıkıyor — Masume bunun ne anlama geldiğini anlıyor: babası onu diğerlerinin eline bırakmıştır. Şiddet sahneleri ayrıntılı ama sansasyonsuz yazılmış; yazarın amacı şok yaratmak değil, «namus» adına bir ailenin kendi kızına karşı nasıl birleşebildiğini göstermek.
En acı ironi evlilik pazarı kısmında. Masume «satılığa çıkarılıyor», görücüler gelip gidiyor, sonunda komşu Pervin Hanım «beyefendi, iyi eğitimli» bir aday buluyor: Hamit Sultani. Damat düğüne kadar ortada bile görünmüyor; annesi acele ediyor çünkü hacca gitmeden önce oğlunu «bağlamak» istiyor. Masume sonradan anlıyor ki o da kendisi gibi bir zorlamanın kurbanı — Hamit'in de başka bir hayatı, başka bir «davası» var.
Burada roman beklenmedik bir yöne dönüyor. «Yabancı» Masume'nin korktuğu gibi değil: ona dokunmuyor, adını bile bilmiyor, ama «okula gitmek senin hakkın, ben senin gardiyanın değilim» diyor. Masume gece okuluna yazılıyor, hayatına ilk kez «güneş kadar parlak bir ışık» doğuyor. Ancak Sanie bu özgürlüğü de basit göstermiyor: Hamit'in devrimci arkadaşları Masume'nin namazıyla alay ediyor, onun dünyası yine başkalarının ideolojileri arasında sıkışıyor. Yani roman «dindar aile kötü, modern erkek iyi» şeması kurmuyor — iki dünyada da kadın kendi sözünü söylemekte zorlanıyor.
Zayıf yan olarak dilin zaman zaman fazla sade, açıklayıcı olması gösterilebilir; bazı diyaloglar melodram sınırına yaklaşıyor, ikincil karakterler (örneğin Pervin Hanım) biraz tip olarak kalıyor. Güneş Demirel'in çevirisi akıcı ve İran kültürüne ait terimler (korsi, çador, «Hafız falı») dipnotlarla açıklanmış. Ama ilk 150 sayfanın sonunda Masume'nin kaderi o kadar merak uyandırıyor ki bu kusurlar arka plana düşüyor.
- Birinci ağızdan, anlatıcının kendi sade diliyle anlatılan kronolojik hikaye
- Kitabın başında karakterler ve mekanlar listesi
- İran gündelik hayatına ait terimler için çevirmen ve editör notları
Afganistan'da zorla evlilik ve kadın kaderi üzerine aynı duygusal yükte bir roman
İranlı kadınların eğitim ve özgürlük özlemine kurgu dışı bir bakış
Aynı dönemin İran'ını bir kızın gözünden anlatan çizgi anı
Mektuplar bulunduktan sonra Ahmet Masume'yi ağır biçimde dövüyor, Sait'i tehdit etmek için eczaneye gidiyor ve Pervane'nin babasına kapısında hakaret ediyor. Masume günlerce yataktan kalkamıyor; Sait bir daha görünmüyor, Pervane ile görüşmesi yasaklanıyor ve okuldan alınıyor. Aylar boyunca görücüler geliyor; ağabeyleri onu Ahmet'in arkadaşı olan, iki kasap dükkanı sahibi bir adama bile vermek istiyor.
Düğün günü Masume yatağın altına saklanıyor, annesi onu saçından çekerek çıkarıyor. Yeni evde yalnız kaldığı ilk gece ustura ile bileğini kesmeye çalışıyor, ama başaramıyor ve Sait'i «kalbinin en derin köşesine gömmeye» karar veriyor. Hamit ona dokunmuyor, gece okuluna yazılmasına izin veriyor; Masume giderek ona minnet duyuyor. Ancak Hamit günlerce «arkadaşlarıyla» ortadan kayboluyor, onlardan biri — Ekber — Masume'nin namazıyla herkesin önünde alay ediyor, o günlerde de Masume bebeğini düşürüyor.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.