Psikolojik Sağlamlık — Çocuktan Yetişkine Her Yaşta
Uygun
- Zor bir dönem — kayıp, afet, büyük değişim — yaşayan ve bilimsel temelli destek arayan yetişkinlere
- Çocuğunun duygusal sağlamlığını güçlendirmek isteyen ebeveynlere
- Psikoloji öğrencilerine ve öğretmenlere anlaşılır bir giriş olarak
Uygun değil
- Adım adım çalışma kitabı türünden pratik bir program bekleyenlere
- Klinik travma tedavisi arayanlara — kitap psikoterapinin yerini tutmaz
- Konuda derin akademik çözümleme isteyenlere
Selçuk önsözde kitabı 6 Şubat 2023 depreminden sonra yazmaya karar verdiğini söyler ve konuya tuhaf ama etkileyici bir yerden girer: yaşam bize en baştan bırakabilmeyi öğretir. Annenin memesinden, kendi yatağımızdan, evden ayrılmak — bunların hepsi ileride gelecek büyük ayrılıklar için «pratik»tir. Eğer erken ayrılıklar çok korkutucu olmuşsa, çocuk bilinçsiz bir karar alır: «Yakınlık eninde sonunda acı getiriyorsa bir daha yakın olmayacağım.» Yazara göre bu karar yetişkinlikte de bizi yeni bağlardan uzak tutar, ama acıdan kaçmak mutlu deneyimlerden de yoksun bırakır.
Kitabın ana metaforu bisiklettir: mutlu eden ve üzen şeyler hayatta bir aradadır, biri ağır bastığında denge bozulur. Bazen birkaç çabuk hamleyle dengeyi toparlarız, bazen düşeriz; yaranın ağırlığı düşüşün açısına, önceki yaralara, dalgınlığımıza bağlıdır. Selçuk açıkça kitabın «hikâyemsi» görünebileceğini ama bilimsel temelli bilgilerden oluştuğunu, yalnızca dilinin bilimsel olmadığını söyler. Bu vaat büyük ölçüde yerine gelir: teknik terimler açıklanır, araştırmalara atıf yapılır.
«Bugün Neden Bu Kadar Önemli?» bölümü modern dünyanın stres kaynaklarını sıralar: COVID-19 salgını (DSÖ'nün Nisan 2023 verilerine göre 762 milyonu aşkın vaka, 6,85 milyonu aşkın ölüm), hibrit çalışmaya geçiş, küresel ısınma ve göç, uzayan ömür ve dijitalleşme. Bu kısım biraz genel kalıyor ve bir haber özetini andırıyor. Daha ilginç olan yazarın vurgusu: sağlamlık yalnızca olumsuz olaylarda gerekli değildir. Çok istenen bir okula girmek, yeni bir pozisyon, evlilik ya da ilk çocuk da stres ve kaygı yaratır; mutluluk–mutsuzluk ile stres–kaygı farklı duygu eksenleridir.
Kitabın en yararlı kısımlarından biri duygu ile düşünce arasındaki farkı anlatır. «Baba olarak kendimi yetersiz hissediyorum» diyen Ali aslında bir duyguyu değil, bir yargıyı ifade eder; «oğlumun gösterisini izleyemediğime çok üzüldüm, yetersiz olduğumu düşündüm» cümlesi ise düşünce ile duyguyu ayırır. Selçuk bunu Türkiye'nin toplulukçu kültürüyle ilişkilendirir: toplu duygular (düğün, askere uğurlama, ölüm) açıkça paylaşılır, bireysel duygular ise «topluluğun huzurunu bozmasın» diye çoğu zaman bastırılır. Bu kültürel gözlem pek çok okura tanıdık gelecektir.
Dan Siegel'in «tolerans penceresi» kavramı da açıkça anlatılır: ideal uyarılmışlıkta duygularımızı yönetebiliriz, fazla uyarılmışlıkta stresli, tepkisel ve öfkeli oluruz, az uyarılmışlıkta ise harekete geçirecek bir motivasyon oluşmaz. Fırtınadaki tekne benzetmesi — dalgayla savaşmak da onu görmezden gelmek de tehlikelidir; rüzgârın yönünü anlayıp yelkeni ayarlamak gerekir — akılda kalıcıdır.
Zayıf yanı, konu yelpazesinin çok geniş olmasıdır: küresel ısınmadan bir Honda hikâyesine, Stoacılıktan dine kadar pek çok başlık kısa bölümlerde geçiliyor ve bazıları derinleşmeden kalıyor. Buna rağmen Türkçede bu konuda yazılmış en güvenilir ve yerel bağlama en uygun kitaplardan biri.
- Kısa başlıklı bölümler, gündelik örnekler ve benzetmeler
- Araştırma bulgularına atıflar, terimlerin açıklanması
- Yetişkinler ve çocuklar için ayrı kısımlar
Aynı konuda pratik bir çalışma kitabı — sitemizde incelemesi var
Kitapta atıf yapılan Siegel'in çocuklarda duygu düzenleme üzerine kitabı
Öğrenilmiş çaresizlik ve ondan çıkış yollarının klasik kaynağı
Okunan kısım Dan Siegel'in «tolerans penceresi» kavramının açıklamasıyla biter: ideal uyarılma halinde duyguları yönetebiliriz, aşırı uyarılmada stresli, tepkisel ve öfkeli oluruz, az uyarılmada ise hiçbir eyleme motivasyon oluşmaz. Fırtınada tekne benzetmesi: dalgayla savaşmak da onu yok saymak da tehlikelidir, rüzgârın yönünü anlayıp yelkeni ayarlamak gerekir.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.