Seni Beklerken
Uygun
- Kipling'in “Kim” ve “Orman Çocuğu” dışındaki eserlerini merak edenlere
- Viktorya dönemi Londra'sı, ressamlık çevresi ve savaş gazeteciliği okumak isteyenlere
- Erkek dostluğu ve sanatçının şöhretle sınanması temalarını sevenlere
Uygun değil
- Romantik, mutlu sonlu bir aşk hikâyesi bekleyenlere
- Kadınlara yönelik önyargılı 19. yüzyıl yargılarından rahatsız olanlara
- Çeviri ve metin kalitesine duyarlı okurlara
Roman sert bir çocukluk tasviriyle açılıyor. Dick on yıl boyunca koruyucusu Bayan Jennett'in elinde: kadın ona hiç sevgi göstermiyor, dövüyor, bir kez dayaktan kaçmak için yalan söylediğini görünce onu “uslanmaz bir yalancı” sayıyor. Kipling burada kendi çocukluğundan — Southsea'de geçirdiği ağır yıllardan — aldığı anıları kullanıyor ve sonuç acı: çocuk yalnızca gerektiğinde, akla yakın yalanlar söylemeyi öğreniyor. Bu eve öksüz Maisie geliyor ve daha ilk gün Bayan Jennett'e “Bana dokunursanız avukatıma yazarım” diyor — Dick'in hiç yapamadığı bir başkaldırı.
Kumsal sahnesi romanın temel simgelerini kuruyor. İki çocuk paralarını biriktirip eski bir Belçika tabancası alıyor, Maisie'nin keçisi Ammoma kurşunları yiyor, Maisie'nin ateşlediği kurşun Dick'in yüzünün hemen yanından geçiyor ve yüzü barut tanecikleriyle kararıyor. Tam bu dumanın içinde Dick aşkını itiraf ediyor, Maisie “söz veriyorum” diyor. Dick ilerde ne olacağını bilmiyor, öğretmenlerin karikatürlerini çizdiğini söylüyor; Maisie ise “O zaman ressam ol” diyor. Karanlıkta evin kapısında Dick fısıldıyor: “Sana tapıyorum, Maisie.”
İkinci ve üçüncü bölümler Kipling'in en güçlü sayfaları. Olay 1880'lerin Sudan Seferi'ne geçiyor: Hartum'da kuşatılmış General Gordon, Nil boyunca ilerleyen gemiler, muhabirler, çölde perişan askerler. Torpenhow yıkıntılar arasında sakin sakin ölülerin eskizini çizen genci görüyor ve onu ajansa yerleştiriyor. Çarpışma sahnesi sert ve sinematografik: kare düzenine giren tabur, sarı toz, kılıç darbesiyle başından yaralanan Dick. Gece ateşler içinde yatan Dick Nil'e bakıp durmadan “Maisie” diye yalvarıyor, Torpenhow ise başında bekliyor.
Londra'ya dönen Dick bir ay açlık çekiyor, sonra Torpenhow'un yardımıyla bir atölye tutuyor. En akılda kalan sahnelerden biri ajans müdürüyle hesaplaşma: müdür Dick'in yüz elliye yakın eskizini sözleşme olmadığı için kendi malı sayıyor, Dick ise adamı düpedüz dövüp resimlerini geri alıyor. Bu sahne hem komik hem rahatsız edici: Dick artık dünyayı kendisine borçlu sayan, şöhretle sarhoş olmuş bir adam.
Beşinci bölümde sanat üzerine asıl tartışma başlıyor. Dick bir dergi için yaptığı “Son Kurşun” tablosunu gösteriyor: ilk eskizde kan ve korku vardı, şimdi ise askerin yüzü tıraşlı, miğferi parlatılmış, yüzünde “derin bir huzur” var — çünkü seyirci böyle istiyor ve iki kat para ödüyor. Torpenhow bunun tehlikeli olduğunu söylüyor: kolay kazanılan para insanı sarhoş eder ve farkına varmadan kötü iş yapmaya başlarsın. Kipling'in kendisi de o yıllarda hızlı bir şöhret kazanmıştı; bu diyalog yazarın kendisiyle tartışması gibi okunuyor.
Altıncı ve yedinci bölümler ise daha zayıf. Maisie birkaç cümleyle “özgürlüğünü” isteyen, Dick'in duygularına soğuk, yalnızca onun sanat öğütlerine ihtiyaç duyan bir kadın olarak çiziliyor; kızıl saçlı izlenimci arkadaşı ise neredeyse bir karikatür. Romanın kadın ressamlara dair yargıları — “Kadın elinden çıkma sanat eseri!” — bugün hoş durmuyor.
- Sudan çarpışmasının sert, sinematografik anlatımı
- Dick ile Torpenhow arasındaki inandırıcı erkek dostluğu
- Sanat ile ticaret arasındaki tartışmanın canlı diyalogları
Yazarın en olgun ve en ünlü romanı
Aynı yıllarda yazılmış, sanatçı ve ahlaki çöküş üzerine bir roman
Her şeyi sanat uğruna feda eden bir ressamın hikâyesi
Çocukluktaki kumsal sahnesinden sonra Dick ile Maisie ayrılıyor, Maisie eğitim için başka bir yere gidiyor. Sudan'dan ve açlık aylarından sonra, Londra'da başarı kazanmış Dick sisli bir gün Westminster Köprüsü yakınında Maisie ile karşılaşıyor. Maisie Slade'de ve Kami adlı bir hocanın atölyesinde okumuş, yazları Fransa'da çalışıyor, Paris'te sergi açmayı hayal ediyor. Dick hemen ona aşkını hatırlatıyor, ama Maisie “Onlar çocukluktu” diyor; özgür kalmak istediğini, yine de Dick'in ona sanatta yol göstermesini istediğini söylüyor. Ayrılırken kendi kendine fısıldıyor: “Bu korkunç bir bencillik, ama ona ihtiyacım var.”
Haftalar boyunca Dick her pazar Maisie'nin Hyde Park'ın kuzeyindeki küçük evine gidiyor, resimlerini eleştiriyor, kendi kurallarını değil, Torpenhow'un sanat kurallarını öğretiyor. Bir kez Maisie'ye “Bir tablo yapayım, sen imzala” diye öneriyor ve Maisie bunu hakaret olarak algılıyor. Arkadaşı Maisie'ye “Bu adam seni öyle seviyor ki” dese de Maisie bunu dostluk sayıyor. Torpenhow ise Dick'i uyarıyor: dikkatli ol, başına ağır bir ders gelecek — nereden geleceğini bilmiyorum, ama hak edeceksin.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.