Sistem — Dünyayı Ele Geçiren İnternet Aslında Kimin Elinde
Uygun
- İnternetin nasıl işlediğini ve kimin kontrolünde olduğunu teknik jargona boğulmadan anlamak isteyenlere
- Mahremiyet, veri güvenliği ve büyük teknoloji şirketlerinin gücüyle ilgilenenlere
- Snowden belgeleri, WikiLeaks ve siber savaş konularını takip eden okurlara
- Gazetecilik, hukuk, siyaset ve bilişim alanında çalışanlara
Uygun değil
- Teknoloji iyimseri, «internet her şeyi güzelleştirir» tonunda bir kitap arayanlara
- Protokoller, kod ve ağ mimarisi gibi derin teknik ayrıntılar bekleyen uzmanlara
- Batı dışı, özellikle Avrasya internetinin perspektifini bekleyen okurlara — yazar hikâyenin Batı merkezli olduğunu kendisi kabul ediyor
Ball girişe internetin itibarının nasıl değiştiğini göstererek başlıyor: 1990'ların «çevrimiçi bağımsızlık bildirisi», «Don't be evil» düsturuyla yola çıkan şirketler, WikiLeaks'in süper güce kafa tutması, Arap Baharı'nda sosyal medyanın rolü ve nihayet 2012 Londra Olimpiyatları'nda Tim Berners-Lee'yi alkışlayan on yedi dakikalık dans gösterisi. 2020'ye gelindiğinde ise aynı şirketler yanlış bilgi, sansür ve vergi kaçırmakla suçlanıyor. Yazarın sorusu: internet mi değişti, yoksa onu baştan beri yanlış mı tanıyorduk?
Kitabın ana tezi girişte açıkça ortaya konuyor: çevrimiçi güç aslında çevrimdışı güçtür. İnternet, «bulut» gibi özgür ve doğal görünen, oysa her birinin bir sahibi, finansörü ve düzenleyicisi olan fiziksel kablolar ve veri merkezlerinden oluşan bir ağdır. Ball, gündelik hayatta «internet» dediğimiz dört devi (Amazon, Apple, Facebook, Google) internetin kendisi değil, rayları üzerinde giden lokomotifler olarak nitelendiriyor. Bu benzetme kitabın bütün mimarisini belirliyor.
En güçlü tarihsel paralel demir yolları. 19. yüzyılda demir yolları da bir iletişim teknolojisiydi, ama rayları herkes döşeyemediği için sektör birkaç şirketin ve finansörlerinin eline geçti; «Yaldızlı Çağ» tekelleri, servet uçurumu ve popülizm doğdu. Ball internetin de «başıboş bırakıldığı sürece bir tekel yaratma makinesi» olduğunu ve siyasi irade ile yeni hukuk dalları olmadan sonucun yine aynı olabileceğini savunuyor. Bu paralel hem çarpıcı hem düşündürücü.
Yazar kendini bir «internet çocuğu» olarak tanıtıyor: yedi yaşında AOL'de günde on beş dakika, gençliğinde çevrimiçi oyunlar ve kendi kendine öğrendiği kodlama, ardından teknoloji muhabirliği, WikiLeaks çalışanlığı ve Snowden belgeleri üzerinde çalışan gazetecilik. Bu kişisel geçmiş kitaba hem güvenilirlik hem canlılık katıyor. Ball, internetin hikâyesinin fazlasıyla Batı odaklı ve ataerkil olduğunu ve bunu hesaba katmadan anlatmanın hikâyeyi çarpıtacağını dürüstçe kabul ediyor.
Birinci bölüm «Mimarlar» kesin bir tarihle açılıyor: 29 Ekim 1969 akşamı UCLA'da bir grup genç akademisyen, bugün internet dediğimiz ağ üzerinden ilk mesajı göndermeye hazırlanıyor. Ball, «bağımsız internet» fikrinin aslında hiç göründüğü gibi olmadığını — ilk otuz yılda denetimsiz alınan kararların ve protokollerin baştan beri hükümetlere ve kurumlara daha yakın olduğunu — gösteriyor.
Türkçe çeviri akıcı ve bazı adlar bozulmuş. Kitap 2020'de yazıldığı için yapay zekâ çağının son gelişmelerini kapsamıyor. Yine de her gün kullandığımız internetin ardındaki güç yapısını görmek için mükemmel bir rehber; kitabın sonunda teknik terimler sözlüğü de var.
- Kitap üç kısma (Mekanizma, Para, Savaş) ayrılmış, her bölüm belirli bir aktör grubuna ayrılmış
- Demir yolu gibi tarihsel paraleller soyut konuyu anlaşılır kılıyor
- Yazar kapalı kapılar ardında karar veren insanlarla yaptığı görüşmelere dayanıyor
- Sonda teknik terimler sözlüğü ve ileri okuma listesi var
Arama motorunun ve reklam modelinin internet ekonomisini nasıl şekillendirdiği üzerine — sitemizde incelemesi var
Dijital teknolojilerin iş dünyasını nasıl değiştirdiğine daha iyimser, girişimci bir bakış — sitemizde incelemesi var
Birinci bölüm «Mimarlar» kesin bir tarihle açılır: 1969'un 29 Ekim akşamı UCLA'da bir grup genç akademisyen bugün internet dediğimiz ağla ilk mesajı göndermeye hazırlanır. Ball, «bağımsız internet» fikrinin aslında hiçbir zaman göründüğü gibi olmadığını gösterir — ilk otuz yılda alınan kararlar ve protokoller baştan beri hükümete ve kurumlara daha yakındı.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.