Yaşama Hırsı
Uygun
- Hayatta kalma edebiyatını, insan-doğa çatışmasını seven okurlara
- Kısa, yoğun, her cümlesi işlevsel klasik öyküler arayanlara
- Jack Londonun "Vahşetin Çağrısı"nı sevip aynı yazardan daha kısa bir eser denemek isteyenlere
- İnsan psikolojisinin sınır durumlarda (açlık, umutsuzluk) nasıl değiştiğini izlemeyi sevenlere
Uygun değil
- Karmaşık olay örgüsü, çok sayıda karakter arayan okurlara — öykü neredeyse tek karakter üzerine kurulu
- Şiddet ve fiziksel acı betimlemelerine karşı hassas okurlara
- Modern dille yazılmış, hızlı tempolu bir eser arayanlara — 1907 üslubu ağır ve betimleyicidir
Öykü, tekdüze, neredeyse olaysız bir açılışla başlar: iki adam yamaçtan iner, çayı geçer, hiçbir isim anılmadan. London daha ilk satırlardan bu iki adamın haftalardır süren yorgunluğunu, kelimelerin bile artık anlamsız kaldığı bir sessizliği hissettirir.
Kahraman ayağını burktuğunda, Billin ona hiç cevap vermeden, arkasına bile bakmadan gitmesi öykünün ahlaki merkezini bir anda ortaya koyar — bu, kötülükle yazılmış bir ihanet değil, ekstrem koşullarda içgüdünün her bağı nasıl kestiğinin sert bir kanıtıdır.
Kahraman yalnız kaldıktan sonra Londonun betimlemesi giderek daha fiziksel, daha bedene odaklı hale gelir: ayakkabıların içindeki ıslaklık, dizlerin yara olması, dilin kuruması. Okur neredeyse her adımı bedenen hisseder.
En sarsıcı anlardan biri kahramanın "başka bir adamın izlerine" rastlamasıdır — sürünen izler, ardından kurtların didiklediği kemikler ve kendisininkine benzeyen bir deri heybe. Bu, Billin akıbetinin sessizce açıklanmasıdır: Bill de ölmüştür, üstelik ağırlık yapan altın yükünü sonuna kadar üzerinden atmamıştır — London bununla "altın" ile "hayatta kalmak" arasındaki ironiyi tek bir cümleye sığdırır.
Bu andan sonra kahraman artık altınını çoktan atmış, yalnızca hayatta kalmakla meşguldür — London kontrastı bilerek kurar: Bill altınla öldü, kahraman ise ondan vazgeçerek hayatta kalma şansı kazanır.
Hasta, ölmekte olan bir kurdun onu izlemeye başlaması öykünün en tanınmış imgesine götürür — iki ölmekte olan varlık, biri diğerinin ölümünü bekleyerek, aynı yönde sürünür. London bunu hiçbir metafora ihtiyaç duymadan, yalnızca fiziksel gözlemle yazar ve tam da bu yüzden daha güçlü etki bırakır.
- London cümleleri kısa, betimleyici ve tekrarlayıcı tutar — bu, kahramanın tükenen bilincinin ritmini yansıtır
- Öyküde neredeyse hiç diyalog yoktur (ilk sahneden sonra) — bu, Londonun hayatta kalma düzyazısının ayırt edici üslup özelliğidir
- Coğrafi kesinlik (Büyük Ayı Gölü, Kanada Barrens bölgesi) Londonun kendi Klondike deneyiminden gelir, salt kurgu değildir
- Öykü 1907de "The Century Magazine"de yayımlanmış, ardından "Love of Life and Other Stories" derlemesinin adını taşıyan öykü olmuştur
Aynı yazarın Klondike altın arayışı dönemine adanmış, daha uzun ve tanınmış eseri
Aynı derlemeden, insan-doğa çatışmasını daha keskin, daha kısa formda işleyen başka bir öykü
Kısa cevap: Kahraman burkulma yüzünden topallamaya başlayınca yol arkadaşı Bill tarafından yalnız bırakılır; açlıktan ve yorgunluktan aklını yitirecek hale gelir ve denize doğru sürünür. Hasta bir kurt onu günlerce izler; kurtla son yüzleşmeden sonra balina gemisi «Bedford»'un bilim insanları onu kıyıda bulup kurtarır.
Yolda kahraman Bill'in izlerine rastlar; bir yerde kurt izleriyle karışmış taze sıyrılmış kemikler ve kendisininkine benzeyen, kurt dişleriyle delinmiş geyik derisi bir heybe bulur. Bu Bill'e ait olabilirdi; kahraman önce «son gülme hakkı onundur» diye güler, sonra bu pembe-beyaz kemiklerin Bill'in olabileceğini düşünüp susar. Bill'in altınlarını da kemiklerini de almaz, oradan uzaklaşır.
Bu sırada hasta, gözleri çapaklı bir kurt günlerce onu izler, öleceğini bekler. Kahraman da sürünür; ikisi de zayıf, birbirini avlamaya çalışan iki yarı ölü varlık olarak betimlenir. Sonunda kurdun dili kahramanın elini yalar, dişleri hafifçe bastırır. Kahraman uzun zamandır beklediği anda elini hayvanın çenesine kapar ve bütün ağırlığıyla üstüne yığılır. Yarım saat sonra boğazında sıcak bir ıslaklık hisseder, sırtüstü dönüp uyur.
«Bedford» balina gemisinde bilimsel inceleme yapan bir heyet vardır. Bilim insanları kıyıda tuhaf bir yaratık görürler: kör, şuursuz, muazzam bir solucan gibi toprakta kıvranan, saatte belki on metre ilerleyen bir varlık. Onu gemiye alırlar.
Üç hafta sonra kahraman gemide yatağında gözlerinden yaşlar akarak kim olduğunu ve başından neler geçtiğini anlatır, aynı zamanda annesinden, güneşli Kaliforniya'dan ve portakal ağaçları arasındaki bir evden söz eder. Sonra yemek masasında bol yemeğe bakıp başkalarının ağzına giren her lokmayı derin bir üzüntüyle izler, yiyecek tükenecek korkusuyla aşçıdan, kamaracıdan, kaptandan sürekli erzak mevcudunu sorar. Günden güne şişmanlar; tayfalar gülümser, çünkü nedenini bilirler: kahvaltıdan sonra tayfalardan dilenci gibi ekmek ister. Bilim insanları odasını aradıklarında yastığın, şiltenin, her köşenin ekmekle dolu olduğunu görürler. Öykü, «Bedford» San Francisco körfezine inmeden bundan da kurtulduğunu belirterek biter.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.