Kitabda Nə Var? Kitabda Nə Var?
Görünüm
Bize katıl
Kitapta ne var? Tartışma Hakkımızda
Azərbaycan English Русский Türkçe ✓
← İncelemeler
Roman

Aylaklar

Türkçesi: Aylaklar
Melih Cevdet Anday
İnceleyen: İdris Muxtarzadə05 Ekim 20261 dk okuma
Garip şiirinin kurucularından Melih Cevdet Anday'ın ilk romanı, Erenköy'de çökmekte olan bir paşa köşkünü ve orada yaşayan, hiçbiri çalışmayan bir aileyi anlatıyor. Komik, ironik ve çok hüzünlü bir roman: Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişin kırıntıları arasında yaşayan insanların portre galerisi. Dili temiz ve keskin, karakterleri unutulmaz. Zayıf yanı olay örgüsünün çok yavaş ilerlemesi: roman olaylardan çok insanların hayat hikâyelerinden oluşuyor.
Bu kitap kime uygun?
Uygun
  • Aile sagalarını ve eski İstanbul atmosferini sevenlere
  • Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişin toplumsal tarihine ilgi duyanlara
  • Kara mizahla yazılmış psikolojik portrelerden hoşlananlara
Uygun değil
  • Hızlı olay örgüsü ve gerilim arayanlara
  • Açık erotik sahnelerden rahatsız olanlara
  • Eski Türkçe ifadelerle dolu dilden yorulanlara
Okuyucular nasıl değerlendiriyor
Mizah 3.9/5 Çok komik
Tempo 2.3/5 Yavaş
Karakterlerin canlılığı 4.3/5 Güçlü
41 kişi oy verdi
Birinci–dördüncü bölümler ve beşinci bölümün başı: köşk, aile ve ruhlar
Okunan kısım: romanın ilk dört bölümü tam ve beşinci bölümün başı (s. 5–125) — Kadıköy vapurundaki açılış sahnesi, Şükrü Paşa'nın ve köşkün tarihi, Mürşide, Pakize ve Galip'in geçmişi, Muammer'in çocukluğu, Nesime'nin kaçışı ve dönüşü, ruhçu doktorun seansı. Kitabın yaklaşık üçte biri.

Roman çok güzel bir sahneyle açılıyor: Köprü'den Kadıköy'e kalkan akşam vapurunda yaşlı bir kadın yüksek sesle yakınıyor — hizmetçi kız geline «küçük hanım» yerine «hanımefendi» demiş, oysa evde ondan başka hanımefendi olamaz. Sağır kocası başını sallıyor. Bir yolcu onu «Rüsumat Nezareti'nden Kâzım Bey» sanıyor, kadın hemen düzeltiyor: «Davut Beydir, kocam.» Birkaç sayfada Anday romanın bütün tonunu kuruyor: kibir, duymayan kulaklar, yanlış tanınan insanlar ve kimsenin kimseyi duymadığı bir aile.

En akılda kalan bölüm köşkün tarihi. Şükrü Paşa köşkü bir gün padişahın misafir geleceği umuduyla yaptırıyor, ikinci katı sultanın zevkine göre döşetiyor — ve padişah hiç gelmiyor. Ömrünün sonunda bunamış paşa geceleri ikinci katı dinliyor, «Öksürdü mü?» diye soruyor ve ölümünden bir hafta önce yatağını o katın camlı kapısının önüne seriyor. Bu sahne hem komik hem yürek burkucu ve bütün romanın metaforu: gelmeyecek bir geçmişi bekleyen insanlar.

Davut Bey kitabın en özgün karakteri. Gençliğinde Paris'te Jön Türklerle çalışmış, sonra siyaseti bırakıp «meraklar»a kapılmış: dumansız sigara icat etmek, Argo gemisinin izinden Altın Post'u bulmak, Yuşa tepesine Fatih Sultan Mehmed'in yüz metrelik heykelini dikmek. Köşkün zemin katına balıkçılardan «Argonotlar» topluyor, onlara ders veriyor ve şarap içiriyor. Karısı hastalandığında onu teselli etmek yerine Türkiye'de bir kanser araştırma fonu kurma planını anlatıyor. Anday onu ne gülünç ne kahraman yapıyor — sadece kendine bile yabancı bir insan olarak gösteriyor.

Dündar Bey ile Davut Bey arasındaki konuşmalar romanın düşünsel çekirdeği. Dündar eski bir Meşrutiyet ihtilalcisi: sürgüne gönderilmiş, idama mahkûm edilmiş, şimdi hiçbir şeyi yok. Davut Bey'e göre siyaset «astronomi ve arkeoloji gibi bir süs», Dündar'a göre ise İttihatçılar memleketi batırmış. Muammer ise ikisine karşı «evrenin insan için hiçbir özel amacı yoktur» diyor ve Hukuk Fakültesine gitmekle gitmemek arasında bir fark görmüyor. Üç kuşağın bu diyaloğu romanı basit bir aile komedisinden daha derin kılıyor.

Kadın karakterler de güçlü. Mürşide annesinin elinde aile tarihini ezberleyen, sokağa çıkmayan, hizmetçilerin bohçalarını arayan ve sonunda içkiye vuran bir kadına dönüşüyor. Pakize bir dans öğretmenine — eski bir Kadiri dervişine — tutulduğu için aceleyle saralı Galip'le evlendiriliyor. Nesime «faziletten bıktığı» için kocasından bir aktöre kaçıyor. Anday onların yazgılarını şefkatle ama hiçbir duygusallığa kapılmadan yazıyor.

Muammer'in çocukluğuna ayrılan sayfalar da çok etkileyici. Leman Hanım torununu «soyun çıbanlarından» korumak için onu evde öğretmenlerle okutuyor, leblebiyi, çekirdeği, oyunu ve çocuk dergilerini yasaklıyor. Okula gittiğinde sınıf arkadaşları onu itiyor, çantasını deliyor, şapkasının içini mürekkepliyor; o ise yalnızca ağlıyor ama onlardan ayrılmak da istemiyor. Lisenin son sınıfında Muammer içkiye başlıyor: «Dünya bana çekilmez geliyor» diyor. Anday burada bir terbiye düzeninin ironisini gösteriyor: çocuğu «nereden geldiğini bilsin» diye büyüten aile ona nereye gideceğini hiç öğretmiyor.

Zayıf yanları da var: olay örgüsü neredeyse ilerlemiyor, roman birbirini izleyen hayat hikâyelerinden oluşuyor ve bazı okurlar için bu yorucu olabilir. ama bunun kitabın kendisiyle ilgisi yok. Yine de «Aylaklar», Türk edebiyatında «konak romanı» geleneğinin en zeki ve en komik örneklerinden biri.

Okuma deneyimi
  • İronik, yoğun ve şiir kadar kesin bir düzyazı
  • Her biri ayrı bir hikâye olacak kadar canlı karakterler
  • Gülmeyle hüznü aynı sahnede birleştiren ustalık
İçerik uyarısı
Alkolizm ve aile içi şiddet sahneleri varBirkaç açık cinsel sahne ve kürtaj konusuRuhsal hastalık ve intihar söylentisi geçiyor
Bunu sevdiysen
RaziyeMelih Cevdet Anday

Yazarın son romanı

Kiralık KonakYakup Kadri Karaosmanoğlu

Eski bir konakta dağılan bir aile ve kuşak çatışması

HuzurAhmet Hamdi Tanpınar

Eski İstanbul, Doğu ile Batı arasında kalmış aydınlar

Spoiler
İlk üçte birde neler oluyor?
⚠️ Mürşide, Pakize ve Nesime'nin yazgıları, ruhçu seansı.

Bir gün köşke uzak bir akraba geliyor. Leman Hanım ile Mürşide bütün akşam ona bira içirerek aile tarihini anlatıyor. Gece Mürşide sarhoş halde gencin odasına giriyor ve onunla yatıyor, sabah ise «yarın gece de gelirim» diyor. Genç sabah erkenden kaçıp gidiyor. Mürşide bir süre sonra hamile kalıyor; Leman Hanım hiçbir şey sormadan çocuğu aldırıyor. Bundan sonra Mürşide tümüyle içkiye veriyor kendini. Pakize ise bir yıllık evliliğin sonunda Muammer'i doğurduktan birkaç gün sonra ölüyor; ölümünün intihar olduğu da söyleniyor.

Nesime dört ay sonra köşke dönüyor ve herkesi ağlatan bir hikâye anlatıyor: kaçtığı aktör Naci hiçbir zaman büyük rol alamadığı için içkiye vurmuş, onu otel odasında yalnız bırakmış, bir gece arkadaşıyla «öp!» diye zorlamış. Nesime köşke yerleşiyor. Bir gece Mürşide zemin katta «beyaz, havada uçan bir şey» görüyor; Leman Hanım bunun Pakize'nin ruhu olduğuna karar veriyor. Aynı gece Galip sara nöbeti geçiriyor. Leman Hanım torunu Muammer'le Beyoğlu'nda bir «ruh doktoru»nun seansına gidiyor. Medyum Erenköy köşkünü anlatıyor, ama söylediklerinin hiçbiri köşkte yok. Seansa gelen öğrencilerden biri ise Muammer'in ileride evleneceği Ayla.

Sorumluluk. Bu inceleme, yazarının kişisel değerlendirmesidir ve sorumluluk ona aittir. "Kitapta Ne Var?" platform olarak incelemenin içeriğinden sorumlu değildir. Eserin tüm hakları yazarına ve yayınevine aittir; kapak görseli yalnızca tanıtım amacıyla kullanılır.

Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.
Sen nasıl değerlendiriyorsun?
Bu inceleme karar vermene yardımcı oldu mu?
Yorumlar · 0
Benzer kitaplar
İnceleme
Tartışmalı spiritüel öğretmen Teal Swan'ın kendi kişisel travmasından ve "kitlesel bir yalnızlık salgını" gözleminden yola çıkarak yazdığı bu kitap, yalnızlığı "Ayrılık, Utanç ve Korku" adlı üç "ayağa" bölüp her birini somut bağ kurma egzersizleriyle çözmeye çalışan, sıcak, içten ama akademik destekten çok kişisel gözleme dayanan bir kişisel gelişim eseri.
4.0 / 5
İncelemeİdris Muxtarzadə
Yalnızlığın Anatomisi

Yalnızlığın Anatomisi

Teal Swan · Kurgu dışı
İnceleme
Pozitif psikolojinin kuramsal temellerini ve önemli kavramlarını (empati, minnettarlık, öz-saygı, psikolojik dayanıklılık vb.) 8 bölümde, akademik ders kitabı formatında sunan, Türkiye'de bu alanda nadir yerli kaynaklardan biri olan çok yazarlı bir derleme.
3.8 / 5
İncelemeİdris Muxtarzadə
Tüm Kavram ve Yaklaşımlarıyla Pozitif Psikoloji

Tüm Kavram ve Yaklaşımlarıyla Pozitif Psikoloji

Durmuş Ümmet (editör) ve ortak yazarlar · Kurgu dışı
İnceleme
Uluslararası Uzay İstasyonu'nda (UUİ) 340 gün kalan Amerikalı astronotun samimi, ayrıntılı ve heyecanlı anıları. Kitabın gücü iki çizginin dönüşümlü ilerlemesinde: uzaydaki bir yılın gündelik ayrıntıları ve “kötü öğrenciden astronota” uzanan bir hayat. Yazar ne kahraman pozuna giriyor ne de zorlukları saklıyor: bozulan tuvalet, radyasyon, tuhaf Rus ritüelleri, aileden ayrılık — hepsi açıkça anlatılıyor. Zayıf yanı: kitap uzun ve ortalarda teknik ayrıntılar zaman zaman tekrara düşüyor. Uzay, macera ya da “insan neye dayanabilir?” sorusuyla ilgilenen herkes için çok iyi bir seçim.
4.3 / 5
İncelemeİdris Muxtarzadə
Endurance — Uzayda Bir Yıl, Bir Ömür Boyu Keşif

Endurance — Uzayda Bir Yıl, Bir Ömür Boyu Keşif

Scott Kelly · Kurgu dışı
İnceleme
Steven W. Hook ve John Spanier'in, İkinci Dünya Savaşı'ndan günümüze Amerikan dış politikasını kronolojik sırayla anlatan, yaygın olarak kullanılan akademik ders kitabı.
4.3 / 5
İncelemeRafel Əlizadə
Amerikan Dış Politikası

Amerikan Dış Politikası

Steven W. Hook, John Spanier · Kurgu dışı
Esc — kapat · ↵ — aç
Metin