Gerçek Kendiliği Ararken
Uygun
- Psikologlara, psikoterapistlere ve psikoloji öğrencilerine
- Kendisinde ya da yakınlarında tekrarlayan ilişki ve iş sorunları görüp kökünü anlamak isteyenlere
- Nesne ilişkileri kuramına erişilebilir bir giriş arayanlara
Uygun değil
- Güncel, kanıta dayalı psikoterapiler (DBT, şema terapi) hakkında bilgi arayanlara
- Psikanalitik terminolojiden yorulan okurlara
- Kendine tanı koymak için kitap arayanlara — profesyonel değerlendirmenin yerini tutmaz
Masterson girişte mesleğinin bir dönemini dürüstçe anlatıyor. Uzun yıllar psikiyatristler nevrotikten ağır, psikotikten hafif görünen hastalara «borderline» (sınırda) tanısı koyuyordu. Yazarın deyişiyle bu «çöp kutusu terimi» hastanın sorunundan çok hekimlerin cehaletini anlatıyordu. Psikiyatristler bunu bir tür şizofreni sanıyor, klasik analistler ise ödipal evreden kaynaklanan bir nevroz gibi tedavi ediyor ve sonuç alamıyordu. Yavaş yavaş bu hastaların «tedavi edilemez» olduğu düşüncesi yayılıyordu.
Yazar bu düğümün nasıl çözüldüğünü anlatıyor. Hastaneye yatırılmış ergenlerle yaptığı izleme araştırması, Margaret Mahler'in anne-çocuk gözlemleri ve nesne ilişkileri kuramı bir araya gelince şu sonuca varıyor: borderline bozukluk, gerçek kendiliğin pre-ödipal dönemdeki gelişiminin «duraklamasından» kaynaklanır. Bu tez 1975'te Mahler onuruna düzenlenen sempozyumda sunuldu. Masterson bunu iki kayma olarak özetliyor: belirtileri betimlemekten psikodinamiğe, ödipal evreden daha erken döneme geçiş.
Birinci bölümün gücü klinik portrelerde. 35 yaşındaki aktris Jennifer dizide güçlü iradeli bir kadını oynuyor, ama gerçek hayatta birbiri ardına «güvenilir» görünen, aslında soğuk erkeklere yapışıyor, daha çok sevgi istiyor, erkek geri çekiliyor, ilişki dağılıyor. Üniversiteyi panik atakları yüzünden bırakan Pam yatağa uzanıp çocukluk masallarından gelen tuhaf hayallere kaçıyor. Martha depresyon ve aşırı yeme döngüsüne düşüyor. 34 yaşındaki June ise on sekiz yıldır «hiçbir şey gerçek görünmedi» diyerek kendinden üçüncü şahıs gibi söz ediyor.
Masterson bu öyküleri ortak bir örüntüye bağlıyor: bu insanlar sorunu «oralarda», dışarıda — doğru adamda, mükemmel kadında, daha iyi bir patronda, doğru diyette — arıyor, kendi kurdukları kendilik-yıkıcı döngüyü göremiyorlar. En etkileyici örneklerden biri 56 yaşındaki iç mimar Beverly: Beşinci Cadde'de yürürken birden mutlak bir özgürlük duygusu yaşıyor, sonra panikliyor, eve koşuyor ve yemeye başlıyor. Metroda yıllar sonra ilk şiirini yazdığında ise korkup onu yırtıyor. Yazar buradan şaşırtıcı bir sonuç çıkarıyor: özgürlüğe tapınan bir kültürde çoğumuz ondan gizlice dehşete düşüyoruz.
Kitabın kuramsal çekirdeği «terk depresyonu»: gerçek kendiliği zayıf kalan kişi kendini bağımsız olarak ifade etmeye çalıştığında terk edilme korkusu, boşluk ve depresyon yaşar. Sahte kendilik bu duygulardan korunmak için kurulur, ama karşılığında kişiyi anlamlı bir hayattan yoksun bırakır. Fikir güçlü ve pek çok okur kendini tanıyacak. Ancak bugün kitabın zayıf yanları da görünüyor: borderline bozukluğun oluşumunda annenin rolü çok öne çıkarılıyor, genetik ve biyolojik etkenlere az yer veriliyor. Sonraki on yıllarda ortaya çıkan kanıta dayalı tedaviler (örneğin diyalektik davranış terapisi) ise kitapta yok.
Türkçe baskı Psikoterapi Enstitüsü'nün eğitim dizisinde çıktı. Çeviri içeriği doğru aktarıyor, ama cümleler sık sık İngilizce söz dizimini izliyor ve ağır okunuyor. Kitap, yazarın kendi deyişiyle hem genel okura hem de uzmanlara sesleniyor. İlki için klinik öyküler, ikincisi için terapi bölümleri daha faydalı.
- Canlı, roman gibi okunan klinik portreler
- Karmaşık psikanalitik kuramı gündelik hayat örnekleriyle anlatma
- Sanatçıların hayatı üzerinden yaratıcılığın iyileştirici rolünü gösterme
Çocuklukta «gerçek kendiliğin» kaybı üzerine kısa ve etkileyici bir klasik
Borderline bozukluğa genel okur için yazılmış daha güncel bir giriş
Narsisistik bir ailede büyümenin uzun vadeli izleri
Kitabın kuramsal çekirdeği «terk edilme depresyonu»dur: gerçek benliği zayıf kalan kişi kendini bağımsız ifade etmeye çalıştığında terk edileceği korkusu, boşluk ve depresyon yaşar. Sahte benlik bu duygulardan korunmak için kurulur, ama karşılığında insanı anlamlı yaşamdan yoksun bırakır.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.