Mavi Trenin Esrarı
Uygun
- Klasik "kapalı çevre" polisiye türünü, Hercule Poirot'nun mantıksal yöntemini seven okurlara
- Mücevher hırsızlığı, sahte kimlik ve kılık değiştirmiş suçlular temalı entrikadan keyif alanlara
- Agatha Christie'nin tüm eserlerini sırayla okumak isteyen, Poirot serisinin erken örneklerine ilgi duyanlara
Uygun değil
- Modern, hızlı tempolu gerilim romanlarına alışmış, 1920'lerin edebi temposuna sabrı olmayan okurlara
- Christie'nin daha sonraki, daha olgun kabul edilen eserlerini (örn. "Doğu Ekspresinde Cinayet") bekleyenlere — bu, yazarın kendisinin bile beğenmediği, aceleyle yazılmış görece erken bir eserdir
- Başkahramanla derin duygusal bağ arayan okurlara — ilk bölümler Poirot dışında, çok sayıda ikincil karakterin tanıtılmasına ayrılmıştır
Roman, Boris Krassnine adlı Rus göçmenin, "Olga Demiroff" adlı ortağıyla birlikte, küçük kahverengi bir kâğıda sarılı esrarengiz kırmızı taşları zengin bir Amerikalıya satmasını betimler. Sahne paranoyaktır — pencereden sokağı izleyen gölgeler, "izleniyoruz" kuşkusu, işlemin hemen ardından ikisinin de farklı yönlere kaybolması.
Alıcı Amerikalı gider gitmez, Olga esrarengiz bir düşünce dile getirir: "Onları kesinlikle bir kadına hediye edecek... Asıl merak ettiğim ondan sonra ne olacağı". Bu kısa replik, okura taşların gelecekteki trajedinin merkezine dönüşeceğini şimdiden (spoiler vermeden) sezdirir.
İkinci bölümde dikkat tamamen başka bir karaktere kayar: aynı gece, sakin, aceleci olmayan adımlarla yürüyen, beyaz saçlı, zarif giyimli bir adam. Yolda tesadüfen "iki sokak serserisinin yaşlı bir Amerikalıyı soyma" girişiminin başarısız olduğunu duyar — bu tesadüfi bölüm, sonradan tüm olay örgüsüyle bağlantılı çıkacaktır.
Beyaz saçlı adam, Paris'in zengin semtindeki nüfuzlu (ama reklamsız çalışan) sarraf D. Papopolous'un evine gelip, yüzünü küçük siyah bir maskeyle örterek kendini esrarengiz "Mösyö le Marquis" adıyla tanıtır. Papopolous'un onu saygıyla karşılaması, bu iki karakter arasında önceden var olan, yasa dışı bir iş ilişkisinin ipucunu verir.
- Christie romanı Poirot dışında, çok sayıda farklı karakter hattıyla açıyor — klasik "herkes aslında başka biridir" yapısının zemini tam olarak bu ilk bölümlerde hazırlanıyor
- Maske, sahte isim ("Mösyö le Marquis") ve gizli kimlik motifi romanın başından itibaren o kadar belirgin veriliyor ki, bu, kitabın ana temasının (herkesin bir maskesi vardır) anahtarı olduğunu sezdiriyor
Aynı "kapalı taşıtta cinayet" formülünün, Christie'nin daha olgun döneminde yazılmış, en ünlü örneği
Sitede daha önce yer almış, benzer bir mücevher hırsızlığı entrikası taşıyan başka bir Christie eseri
Kısa cevap: Ruth Kettering'i öldüren kocası Derek Kettering değildir. Katil, Van Aldin'in sekreteri Binbaşı Richard Knighton çıkar; Ruth'un hizmetçisi Ada Mason ise onun suç ortağıdır ve gerçek adı Kitty Kidd'dir. Poirot ikisini de Mavi Tren'de ifşa eder.
Derek tutuklanır, çünkü dansçı Mirelle onu Lyon İstasyonu'ndan önce Ruth'un kompartımanından çıkarken gördüğünü söyler. Derek ise Katherine Grey'e kompartımana girdiğini ama Ruth'u uyurken görüp sessizce çıktığını anlatır. Poirot tatmin olmaz: kurbanın yüzü tanınmayacak hale getirilmiştir ve bunun neden yapıldığı aklından çıkmaz. Mirelle de sorguda, Lyon'dan sonra Ruth'un artık ölü olduğunu bildiğini ağzından kaçırır.
Poirot'nun kurduğu senaryo şöyledir. Knighton Paris'ten sonra trene biner ve Ruth pencereden dışarı baktığı anda boynuna bir ip dolar. Knighton ve Ada Mason cesedi battaniyeye sarıp yandaki kompartımanda bavulların arasına koyar. Knighton mücevher kutusunu alıp trenden atlar. Lyon Garı'nda Ada Mason, Ruth'un giysilerini giyer, şapkanın altına kahverengi bukleler yerleştirir ve bir yemek sepeti alır. Yatakları yapmaya gelen kondüktöre hizmetçisini Paris'te bıraktığını söyler ve sırtı koridora dönük biçimde pencerenin önünde durur. Böylece Ruth o sırada hâlâ sağ sanılır. Lyon'a varmadan önce Ada cesedi yatağa yatırır, erkek giysileri giyip trenden iner ve Paris'e, Ritz Oteli'ne döner. Knighton'ın onu otelde «gördüğünü» söylemesi onun mazereti olur. Yüzün ezilmesinin nedeni de budur: kondüktör, cesedin kendisiyle konuşan kadın olmadığını fark edemesin.
Knighton, adı sıkça anılan «Marki»dir; tanınmış bir mücevher hırsızıdır. Van Aldin onu yalnızca iki ay önce sekreter olarak almıştır. Knighton, Katherine Grey'e âşık olur ve Derek'in de rakip olduğunu görünce suçu onun üzerine atar. Poirot onu şöyle tuzağa düşürür: Van Aldin ve Knighton'la birlikte yeniden Mavi Tren'e biner. Lyon'da trenden inenin erkek giysili bir kadın, yani Kitty Kidd olduğunu söyler ve Knighton'ın düşürdüğü sigara tabakasını ona uzatır. Bitişik kompartımanda saklanan Fransız polisi de onu «Mösyö le Marquis» diyerek tutuklar.
Sonunda Van Aldin, Poirot'ya minnetini dile getirir. Derek serbest bırakılır ve Nice'ten St. Mary Mead yönüne yola çıkar. Lenox Tamplin, Katherine konusunda yanıldığını itiraf eder. Poirot ona, katilin trende olmayabileceği fikrinin kendisi için gerçeğe giden ilk ışık olduğunu söyler. Roman, uzaktan duyulan Mavi Tren düdüğüyle biter.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.