Mutlu Olma Sanatı
Uygun
- Felsefeye kısa, yoğun ve pratik bir giriş arayanlara
- Mutluluk, kıskançlık ve kendini tanıma üzerine soğukkanlı bir bakış okumak isteyenlere
- Can Klasik gibi küçük boy felsefe kitaplarını sevenlere
Uygun değil
- Motivasyon, «olumlu düşünme» ve iyimser öneriler arayanlara: metnin tonu karamsar ve mutluluğu acının yokluğu olarak tanımlıyor
- Hemen uygulanacak alıştırma ve adım adım plan isteyenlere: kitap bir aforizma ve yargı derlemesi
- Alıntısız, ağır notsuz yalın bir metin isteyenlere: sayfalarda Yunanca, Latince alıntılar ve çok sayıda açıklama var
Girişte Schopenhauer «hayat bilgeliği»ni eudaemonia ile neredeyse eşanlamlı sayar ve ondan ne Stoacı yoksunluk ne de Makyavelizm bekler: ilki sıradan insan için çok zordur, ikincisi başkalarının mutluluğu pahasınadır ve sıradan insanda bunun için gereken akıl yoktur. Eudaimonia'nın yeri ikisinin arasındadır — büyük bir feragat olmadan, olabildiğince az acıyla yaşamayı öğretmektir. Temel önerme: mutlak mutluluk mümkün değildir, yalnızca «nispeten daha az acı çekilen» bir durum beklenmelidir; ama bu konudaki kavrayışımız hayatın izin verdiği mutluluğa erişmeye yardım edebilir.
Yazar mutluluğun ana unsurlarını sıralar: birincisi neşeli mizaç, ikincisi beden sağlığı, üçüncüsü iç huzuru, dördüncüsü ise küçük ölçüde dışsal şeyler (Epikuros'un «doğal ve gerekli / doğal ve gerekli olmayan / ne doğal ne gerekli» gruplandırması). Hayat kuralları iki gruba ayrılacaktır: kendimize karşı davranış ve başkalarına karşı davranış. Schopenhauer kendisi itiraf eder: bu kuralları önce «gelişigüzel» yazıp sonra başlıklar altında toplamak daha kolay olacaktır — kitabın parçalı karakteri de buradan gelir.
Kural No. 1 — «Hepimiz Arkadia'da doğduk»: dünyaya mutluluk ve zevk beklentisiyle gelir, kader bize her şeyin ona ait olduğunu (kolumuz, burnumuz bile) gösterene kadar bu umudu koruruz. Deneyim bize mutluluk ve zevkin uzaktan gösterilen bir illüzyon, acı ve ıstırabın gerçek olduğunu öğretir. Bu yüzden akıllı insan «hoş olanın değil, acı vermeyenin peşindedir»; hayatın en iyi şeyi acısız, sakin, tahammül edilebilir bir varoluştur, bunu hayalî zevklerin özlemiyle ve kaderin elindeki geleceğe ilişkin endişeyle mahvetmemek gerekir. Kural No. 2 kısadır: kıskançlıktan kaçınmak; «kıskançlık kadar uzlaşmaz ve acımasız bir şey yoktur, üstelik biz sürekli onu uyandırmaya çalışırız». Seneca'dan alıntılarla: «senden mutlu olanlar seni rahatsız ettikçe asla mutlu olamazsın».
Kural No. 3 «Edinilmiş karakter» en geniş kısımdır. Kant'ın «ampirik ve kavranabilir karakteri»nden sonra, yalnızca hayat deneyimiyle kazanılan üçüncü bir karakter. İnsan ne istediğini ve ne yapabildiğini bilmedikçe «panayıra gelen çocuklar gibi her şeye el atar», zikzaklar çizer, hiçbir şeye ulaşamaz. Schopenhauer der: yalnızca kendine uygun olanı seçip geri kalan her şeyden vazgeçen karakter gösterir; «balıklar suda, kuşlar havada, köstebek toprağın altında rahat olduğu gibi» herkes yalnızca kendi atmosferinde rahattır. Başkasının niteliklerini taklit etmek «başkasının kıyafetlerini giymekten çok daha onur kırıcıdır». Üslup sert, sıkı ve aforizmalıdır; her cümle klasik bir kaynağa (Seneca, Aristoteles, Homeros) gönderme yapar ve okurdan dikkat ister.
- Parçalı «kurallar» biçimi her kuralı ayrı okumaya imkân verir
- Aforistik üslup: kısa cümleler ve ani benzetmeler (kafesteki fil, sudaki balık)
- Yunan ve Latin alıntıları (Aristoteles, Seneca, Sophokles, Ovidius) metne felsefi çerçeve verir
- Yazar kendi yarımlığını açıkça söyler: kuralları önce gelişigüzel yazıp sonra sıralamak niyetindedir
Aynı yazarın hayat bilgeliği üzerine daha geniş derlemesi
Stoacıların iç huzuru üzerine kişisel notları
Felsefenin gündelik acılara nasıl iyi geldiğini anlatan modern kitap
Kural No. 3'ün sonunda Schopenhauer şu sonuca varır: «edinilmiş karakter» kendi güçlü ve zayıf yanlarını net bilmektir. Bundan sonra insan göstermeye değil yapabildiğine göre yaşar; güçlerini geliştirir, yeteneğinin az olduğu işten kaçınır, bu yüzden hayal kırıklığına uğramaz ve en büyük ruhsal acı olan «zayıflığın hatırlatılması»nı nadiren yaşar. Değişmez zorunluluğun kavranması en büyük tesellidir: «kafese kapatılmış, günlerce tepinip sonra boynunu boyunduruğa uzatan fil gibiyiz». Bunu Ovidius'un «göğsünü saran zincirleri kırıp sızlanmayı kesen kimse ruhunun en büyük kurtarıcısıdır» dizeleriyle bağlar.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.