Psikoloji Diyor Ki: Duygularının Kölesi Olmayan Hayatının Efendisi Olur
Uygun
- Psikoloji konularına ilk kez ilgi duyan, kısa ve hafif metin arayan genç okurlara
- Sosyal medyadaki motivasyon paylaşımlarının üslubunu sevenlere
- Günde bir iki sayfa okumak için bağımsız bölümlerden oluşan bir kitap isteyenlere
Uygun değil
- Bilimsel temelli, kaynakları gösterilmiş bir psikoloji kitabı arayanlara
- Projektif testlerin kendi kendine tanı için kullanılmasına şüpheyle yaklaşanlara
- Anne-çocuk ilişkileri hakkında deterministik, suçlayıcı bir tondan rahatsız olanlara
Önsöz kitabın ana imgelerini kuruyor: bastırılmış duygular «düdüklü tencere gibidir, havası boşaltılmazsa patlar»; duygular «evinizin tuğlalarıdır», çocuklukta yaşanmamış duygular ise duvardaki eksik tuğlalardır. Bu metaforlar akılda kalıcı ve yazarın «geçmişi değiştiremezsiniz ama nehrin dibindeki büyük taşları çıkarabilirsiniz» mesajı okura umut veriyor. Ancak «duyguları boşaltmak» (katarsis) modeli çağdaş psikolojide ciddi biçimde sorgulanıyor — araştırmalar, örneğin öfkeyi «boşaltmanın» onu azaltmadığını gösteriyor; kitap ise bu fikri hiçbir çekince koymadan sunuyor.
Birinci bölüm duyguları fizyolojik, nörolojik ve bilişsel teoriler üzerinden, çekmecede örümcek gören öğrenci Ahmet örneğiyle açıklıyor — bu, kitabın en iyi, didaktik açıdan en net kısmı. Darwin'in evrimsel bakışı, duyguların karar verme, ilişki ve ifade işlevleri sade bir dille sıralanıyor. Bazı iddialar ise abartılı: Durham ve Lancaster üniversitelerindeki ultrason araştırması «duyguların anne karnında yaşandığını kanıtlamak» gibi sunuluyor, oysa fetüsteki yüz hareketleri duygusal deneyimin kanıtı değil.
İkinci ve üçüncü bölümler kitabın en sorunlu kısmı. Pip Wilson'ın «Blob ağacı» görseli okura test olarak veriliyor ve seçilen figürlerin numaralarına göre kişilik yorumları sıralanıyor («7 numaranın kendine güveni tamdır», «13 ve 21 numara olumsuzluklara odaklanır»). Ardından Karl Koch'un ağaç çizme testi geliyor: ince gövde «hassasiyet», büyük çizim «gurur ve kibir», dalsız ağaç «bilişsel sorunlar» anlamına geliyor. Yazar «sonuçların kesin doğru çıkacağı söylenemez» notunu eklese de projektif testlerin uzman denetimi olmadan böyle basit anahtarlarla yorumlanması bilimsel olarak güvenilmez ve okuru yanlış sonuçlara götürebilir. Çizimlerin «uzman değerlendirmesi» için e-postayla gönderilmesi önerisi ise daha da düşündürücü.
Dördüncü bölüm en faydalı kısım: duygusal yoksunluk üç biçime ayrılıyor — bakım, empati ve korunma yoksunluğu — ve her biri için okura somut sorular soruluyor («Ağladığınızda yanınıza gelip sizi sakinleştirdi mi?», «Küçükken güvenebileceğiniz bir sığınma kaynağı var mıydı?»). Her partide kızını güzelce giydiren ama evde onunla ilgilenmeyen «narsist anne» örneği — «yalan sevgi göstergesi» fikri — iyi seçilmiş. İnişli çıkışlı romantik ilişkiler, değersizlik hissi ve onay bağımlılığı gibi sonuçlar açıkça anlatılıyor.
Beşinci bölüm «duygusal annenin yokluğuna» ayrılmış ve burada ton değişiyor: «şefkatten yoksun bir çocuk için bu eksikliğin telafisi yoktur», annenin yokluğu «kalbinizde hiç iyileşmeyecek bir yara açar». Böyle deterministik ifadeler hem psikolojik dayanıklılık araştırmalarıyla çelişiyor hem de çalışan anneleri suçluyormuş gibi bir izlenim bırakabiliyor; yazar sonradan işe gitmek gibi zorunlu ayrılıkları ayrı tutsa da genel mesaj ağır kalıyor.
Genel olarak «Psikoloji Diyor Ki» sosyal medya üslubunda yazılmış, okunaklı, yer yer faydalı bir kitap: kısa bölümler, akılda kalan metaforlar ve her bölümün sonundaki alıntılar onu geniş bir kitle için çekici kılıyor, bu da kitabın on baskıya ulaşmasını açıklıyor. Ancak kaynakların azlığı, Buda'ya atfedilen kaynaksız alıntı gibi doğrulanmamış bilgiler ve özellikle kendi kendine tanı için önerilen testler onu bilimsel bir psikoloji kitabı olarak önermeyi zorlaştırıyor.
- 42 kısa, bağımsız bölüm
- Her bölümün sonunda «Psikoloji diyor ki:» başlıklı alıntı kutusu
- Öz değerlendirme testleri ve soru listeleri
Duyguları tanıma ve yönetme konusunda daha bilimsel temelli bir klasik
Duygusal ihmalin yetişkinlikteki sonuçlarına daha derin ve sistemli bir bakış
Kendini sevme ve kabul konusunu araştırmaya dayanarak ele alan kitap
Beşinci bölüm «duygusal annenin yokluğu»na ayrılmıştır ve burada ton değişir: «şefkatten yoksun çocuk için bu eksikliğin telafisi yoktur», annenin yokluğu «yüreğinizde asla iyileşmeyecek bir yara açar». Bu tür belirleyici ifadeler dayanıklılık araştırmalarıyla çelişir.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.