Sömürgeciliğin Dünya Modeli
Uygun
- Avrupa-merkezci tarih yazımının kök nedenlerini akademik düzeyde anlamak isteyenlere
- Coğrafya ve tarih bilimlerinin ideolojik yönlerini eleştirel bir gözle okumak isteyenlere
- Sömürgecilik ve modernleşme kuramları arasındaki bağlantıyı araştıranlara
- Sert akademik bir dille yazılmış, geniş kaynakça aparatlı kurgu dışı metinlere alışkın okurlara
Uygun değil
- Hafif, popüler tarih okumak isteyenlere
- Yazarın argümanlarına karşı tarafın görüşünü de eşit ölçüde görmek isteyenlere — kitap tek taraflı, polemik bir biçimde yazılmış
- Somut tarihsel olayların ayrıntılarını (savaşlar, tarihler) izlemek isteyenlere — kitap daha çok kuram ve metodoloji eleştirisidir
- Kısa, hızlı okuma arayanlara — yoğun akademik düzyazı yavaş bir tempoda okunuyor
Kitap doğrudan kendi tezini ilan ederek açılır: Blaut, 18. yüzyıldan bu yana Batı tarih yazımının neredeyse tüm temellerinin — Aydınlanmanın, kapitalizmin, hatta demokrasinin neden tam olarak Avrupa'da ortaya çıktığına dair "bilimsel" açıklamaların — aslında "Avrupa-içi" ve "Avrupa-dışı" arasında kurulmuş yapay bir ayrım üzerine oturduğunu iddia eder.
Yazara göre bu bakış açısı, Avrupa'nın ırksal, coğrafi, demografik ve dini özelliklerinin onu "yükselişe mahkûm" ettiğini ileri sürer — "Dışarı"nın geride kalması ise tarihi yalnızca Avrupa'nın taşıyabileceğini "kanıtlar". Blaut bunu yalnızca tarihsel bir hata değil, "folklorik" bir düzeye inmiş ama Batı kültüründe derin kök salmış bir inanç sistemi olarak tanımlar.
"Zaman Tüneli" başlıklı bölümde yazar ilginç bir yöntem seçer: 19. yüzyıl ortasından günümüze Avrupa okullarında tarihin nasıl öğretildiğini aşama aşama gösterir. 150 yıl önce öğrencilere insanlığın tüm önemli olaylarının yalnızca "Büyük Avrupa"da (Akdeniz'den Mezopotamya'ya uzanan "İncil Toprakları" dahil) gerçekleştiği öğretiliyordu — bazı öğretmenler Avrupalı olmayanların "gerçek insan" olup olmadığını bile sorguluyordu.
Blaut, alıntıladığı dönemin ders kitaplarından örnekler verir — Cennet bahçesinin yerini "Hazar Denizi ile Keşmir arasında" ya da "Kafkas dağları yakınında" gösteren farklı kuramlar, "Kafkas ırkı" kavramının tam olarak bu coğrafi konumlandırmadan nasıl doğduğunu açıklar.
Ardından yazar 20. yüzyılın başına geçer — Darwinci evrim kuramı kabul edilse de, tarih ders kitaplarının temel yapısının neredeyse hiç değişmediğini gösterir: ilk "gerçek insan" (Cro-Magnon) yine Avrupa'da yaşar, tarım yine "İncil Toprakları"nda keşfedilir, medeniyet "Şark"tan Atina'ya, Roma'ya, ardından kuzeybatıya doğru "kaçınılmaz biçimde" ilerler.
Blaut'un asıl yöntemsel hamlesi şudur: bu anlatıyı yalnızca eskimiş bir ırkçılık olarak reddetmez, tam tersine 2. Dünya Savaşı sonrası "daha kibar" akademik dilde de aynı yapının — Avrupa'nın tarihsel "merkez", geri kalan dünyanın ise "çevre" olduğu fikri — değişmeden kaldığını, yalnızca açık ırkçı dilin bilimsel terminolojiyle yer değiştirdiğini gösterir.
Bölüm, yazarın kitabın geri kalanında neyi kanıtlamaya çalışacağının ilanıyla biter: Avrupa-merkezci yayılmacılık inancının ne tarihsel ne de coğrafi verilerle yeterince temellendirilmediğini, aslında "folklorik" bir unsur olduğunu gösterecektir.
- Yazar sert bir akademik dille yazıyor, geniş bir dipnot aparatıyla her iddiasını kaynaklarla destekliyor
- "Zaman Tüneli" bölümü somut ders kitabı alıntılarıyla tarihsel örneğe dayalı bir argümantasyon kuruyor, soyut kuramdan daha ikna edici
- Ton polemik — yazar karşı tarafın argümanlarını sunup ardından sistemli biçimde çürütüyor
- Türkçe çeviri (Serhun Behçet) akademik terminolojiyi yerinde koruyor, bazı uzun cümleler orijinalin sözdizimini yansıtıyor
Benzer eleştirel yöntemle Batı'nın "Doğu" tasavvurunun ideolojik bir kurgu olduğunu gösteriyor
Dünya tarihine Avrupa-merkezli olmayan alternatif bir bakış
Farklı bir coğrafyada, benzer eleştirel tarih yazım yöntemi
2. bölüm "Avrupa mucizesi efsanesi"ne ayrılmıştır — ırksal, demografik, iklimsel ve akılcılık temelli açıklamaları tek tek sistemli biçimde eleştiriyor.
3. ve 4. bölümler 1492 öncesi ve sonrası dönemin karşılaştırmalı tarihine geçiyor — Blaut, 1492'de Avrupa'nın diğer medeniyetlere göre içkin bir üstünlüğe sahip olmadığını, Amerika'nın keşfinin salt coğrafi bir tesadüf olduğunu, sonraki Avrupa yükselişinin ise önceden var olan bir üstünlüğün değil, sömürge zenginliğinin sonucu olduğunu kanıtlamaya çalışıyor.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.