Yaşamak İçin Bir Nedeni Olan
Uygun
- İnsanın Anlam Arayışı'nı okuyup Frankl'ın düşüncesini ayrı ayrı makaleler üzerinden daha geniş tanımak isteyenlere
- Psikoloji, psikiyatri ve felsefenin kesişimiyle ilgilenenlere
- Yas, kayıp ve anlamsızlık duygusunun bilimsel ve klinik dille nasıl açıklandığını görmek isteyenlere
Uygun değil
- Pratik, adım adım kendi kendine yardım kitabı arayanlara: metinler kuramsal ve akademiktir
- Frankl'ın yaşam öyküsünü bütünlüklü bir anlatı olarak okumak isteyenlere: kitap kronolojik anı değil, makale derlemesidir
- Ağır konulara hassas olanlara: kamp temel denemelerden birinin konusudur
Deneme, kamp psikolojisinin yöntemsel sorusuyla açılır: kampta yaşayan gözlemci tarafsız kalabilir mi? Frankl iki tehlikeyi gösterir: dışarıdan bakan çok mesafelidir ve empati kuramaz, «tam ortasında» olan ise çok az mesafeye sahiptir. Cohen ve Gilbert gibi yazarlara atıfla bu dünyayı yaşamayanın anlayamayacağı söylenir. Frankl kendi deneyimini Auschwitz, Dachau ve Theresienstadt kamplarına dayandırır ve tutsağın tepkisini üç aşamaya ayırır: kabul şoku, uzun süreli kamp yaşamının karakter değişimleri ve salıverilme aşaması.
İlk aşamada, kabul şokunda, Cohen «kişiliğin belirgin bölünmesini», özne-nesne ayrılmasını anlatır: sanki söz konusu olan kendisi değildir. Frankl yeni gelenlerin trenle Auschwitz istasyonuna ulaşmasını anlatır: vagonda seksen kişi, «Burada bir tabela var… Auschwitz!» feryadı, dikenli tel, gözetleme kuleleri. Kamp tutsakları gülerek vagona dalar, iyi beslenmiş görünürler; Frankl bunu idamdan hemen önce affedilme umudu taşıyan mahkûmun «affedilme sanrısı»na benzetir. Sonra Frankl «seçme»ye (Selektion) varır: SS subayı işaret parmağıyla «bir sola, bir sağa, çok daha fazla sola» gösterir; Frankl sağa yürür ve akşam nakledilenlerin yaklaşık %90'ının ölüme mahkûm olduğunu öğrenir.
Frankl genç arkadaşı P.'nin nerede olduğunu sorduğunda eski tutsak tütmekte olan bacayı gösterir: «Orada arkadaşın gökyüzünde yüzüyor». Sonra Frankl paltosunun cebindeki el yazmasını — «yaşamımın eseri» — eski tutsağa gösterip saklamak istediğini söylediğinde, yanıt tek bir sözcükle gelir: «Kahretsin!» Bu anda o, «tüm yaşamına bir çizgi çektiğini» yazar. Çaresizlik, günlük ölüm tehlikesi çoğunu intihar düşüncesine götürür («tellere koşmak»); ama Auschwitz'te buna gerek bile yoktu. Kabul şokunun sonunda duyarsızlık koruyucu zırh gibi ortaya çıkar.
İkinci aşama — uyum — Dostoyevski'nin «insan her şeye alışan bir varlıktır» düşüncesiyle açılır. Cohen ve Bettelheim intihar edenlerin sayısının tutsakların sayısına oranla çok az olduğunu belirtir: Lederer'e göre Theresienstadt'ta 1941–1944 arasında 32.647 ölümden yalnızca 259'u intihardı. Frankl duyarsızlığı ruhun kendini koruma mekanizması sayar: duygusal hayat «en alt seviyeye demir atar», talepler yalnızca en acil ihtiyaçlarla sınırlanır, günlük amaç tektir — hayatta kalmak. Akşamları kampa dönerken duyulan iç çekiş: «İşte, bir gün daha hayattayız!»
- Kitap bütünlüklü bir anlatı değil, altmış yıllık dönemi kapsayan makale ve konuşmalar derlemesidir; her metin kendi konusu ve üslubuyla ayrıca okunur
- Deneme bir yandan kişisel tanıklık, bir yandan başka araştırmacılardan (Cohen, Bettelheim, Lederer) toplanmış klinik verilerle kurulur
- Frankl kendi deneyimini «experimentum crucis» (belirleyici sınav) olarak sunar ve bunu kuramının kanıtı olarak kullanır
- Metinde Latince, Almanca ve psikiyatri terimleri çoktur ve açıklamasız bırakılmamıştır
Aynı yazarın kamp deneyimi ve logoterapi üzerine en bilinen, daha derli toplu kitabı
Logoterapinin kuramsal temellerine dair aynı yazarın başka bir kitabı
Yaşamın anlamlı olması konusuna başka bir psikolojik yaklaşım
Okunan kısmın sonunda Frankl duyarsızlığı ruhun koruyucu zırhı olarak tanımlar: duygusal hayat «en alt seviyeye demir atar», talepler yalnızca en acil ihtiyaçlarla sınırlanır ve kampta günlük amaç tektir — hayatta kalmak; akşamları yorgun tutsakların ağzından duyulan: «İşte, bir gün daha hayattayız!» Bundan sonrası bu incelemenin kapsamı dışındadır.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.