Devlet
Uygun
- Felsefeye ilgi duyan, Batı siyasi düşüncesinin temellerini orijinalinden okumak isteyen okurlara
- Sokratik diyalog biçimini (soru-cevap, kademeli argümantasyon) sevenlere
- "Adalet", "ideal devlet", "mağara alegorisi" gibi kavramların ilk kaynağını arayan öğrencilere
Uygun değil
- Hızlı, kolay okunan bir kitap arayanlara — metin yoğun, kademeli olarak katmanlaşan argümanlarla dolu
- Roman/öykü bekleyenlere — bu, diyalog biçiminde felsefi bir incelemedir, olay örgüsü yoktur
- Antik felsefe terminolojisine (Yunan kavramları, tarihsel bağlam) hiç aşina olmayanlara — geniş önsöz/dipnot gerekebilir
Sokrates birinci ağızdan anlatıyor — Ariston oğlu Glaukon'la birlikte bir tanrıçaya adanmış bayramı izlemek için Pire'ye (Atina'nın limanı) gitmişti. Eve dönerken Polemarkhos onları durdurur ve yaşlı babası Kefalos'un evine konuk olmaya davet eder.
Kefalos yaşlılık ve servet üzerine düşüncelerini paylaşır — gençliğin şehvet ve tutkudan azade olan yaşlılığın sükûnetini över, servetin asıl değerinin insanı "yalan söylemek ya da birine borçlu kalmak" zorunluluğundan kurtarması olduğunu savunur. Bu, diyalogda adaletin ilk (basit) tanımına -"herkese borcunu ödemek ve doğru söylemek"- götürür.
Sokrates bu tanımı hemen bir karşı-örnekle sarsar: bir silahı arkadaşına verip sonra o kişi aklını yitirdiğinde silahı geri istemek adil midir? Kefalos sohbeti oğlu Polemarkhos'a bırakıp bir kurban törenine gider, Polemarkhos ise tanımı "dostlara iyilik, düşmanlara kötülük etmek" şeklinde geliştirmeye çalışır.
Bölüm, Trasimakhos adlı bir sofistin sabırsızca söze karışmasıyla keskinleşir — herkesin "çocuk gibi" konuştuğunu ileri sürerek ünlü tezini ortaya atar: "adalet yalnızca güçlünün çıkarıdır." Bu, kitabın geri kalanında Sokrates'in yanıtlayacağı temel meydan okumayı oluşturur.
- Diyalog biçimi — Sokrates soruyla, karşı-örnekle muhatabının tanımını adım adım sarsır, kendi tanımını ise hiçbir zaman doğrudan vermez
- Sahne ve karakterler (Kefalos'un yumuşak başlılığı, Polemarkhos'un gençliği, Trasimakhos'un saldırganlığı) argümanın kendisi kadar özenle kurulmuş
Aynı yazarın, Sokrates'in yargılanmasını anlatan daha kısa diyaloğu
Adalet ve iyi yaşam konusunu sürdüren, Platon'un öğrencisi tarafından yazılmış eser
Kısa cevap: Sokrates, adaletin herkesin kendi işini yapması olduğunu gösterir — hem devlette hem de ruhta. Adil insan en mutlu, adaletsiz tiran ise en mutsuz sayılır; adalet de getirisinden bağımsız olarak kendi başına değerlidir.
II. Kitap'ta Glaukon ve Adeimantos, Thrasymakhos'un görüşünü daha güçlü biçimde geri getirirler. Glaukon, görünmez kılan Gyges'in yüzüğü öyküsünü anlatır: böyle bir yüzüğü ister adil ister adaletsiz kişi takarsa, ikisi de aynı şeyleri yapacakmış. Adeimantos ise adaletin genellikle yalnızca itibar ve ödüller için övüldüğünü söyler. Sokrates adaleti önce büyük ölçekte, devlette, sonra küçük ölçekte, insanda aramayı önerir.
IV. Kitap'ta devletin üç sınıfı ayrılır. Adalet, bu sınıfların her birinin kendi işini yapması, birbirinin işine karışmamasıdır. Sokrates aynı yapıyı ruhta da bulur: akıl, öfke-yürek kısmı ve arzular. Adil insanda akıl yönetir, öfke ona yardım eder, arzular ise egemenlik talep etmez. Adaletsizlik, bu üç parçanın birbiriyle çekişmesidir.
V–VII. Kitaplarda devletin bekçi kadınları, erkeklerle birlikte savunmayı üstlenir; onlara yalnızca daha hafif işler verilir. Sonra Sokrates, filozoflar kral olmadıkça ya da hükümdarlar gerçek filozof olmadıkça devletlerin mutsuzluğunun sonu olmayacağını söyler. İyi İdeası'nı Güneş'e benzetir: Güneş görünen şeylere görünme olanağı veriyorsa, iyi İdeası da bilginin ve hakikatin nedenidir. Mağara benzetmesinde zincirlenmiş insanlar gölgeleri gerçek sanırlar. Zincirleri çözülen biri yukarı çıkıp Güneş'i görür; geri döndüğünde ise ona gülerler, hatta öldürmeye bile kalkabilirler. Eğitim, ruhun bütünüyle iyiye doğru döndürülmesidir; filozoflar yukarıda kalmak yerine aşağıya dönmeye zorlanmalıdır.
VIII–X. Kitaplarda Sokrates bu ideal düzenden başka devlet biçimlerini sıralar: Girit ve Sparta düzeni, oligarşi, demokrasi ve en ağır hastalık sayılan tiranlık. Demokrasi oligarşiden, tiranlık ise demokrasiden doğar. Her düzene karşılık gelen bir insan karakteri vardır. Sonunda hüküm şöyle verilir: kral gibi kendine hâkim olan insan en mutlu, tiran ise en mutsuzdur. X. Kitap'ta Sokrates, taklit eden şiir sanatını devlete kabul etmez. Kitap Er Miti ile biter: Er savaşta ölür, on ikinci gün dirilince ruhların yargıçlarca yargılandığını, sağdaki yoldan göğe, soldaki yoldan yer altına yönlendirildiklerini anlatır. Sokrates, ruhun ölümsüzlüğüne inanmayı ve hayatı adalete adamayı öğütler.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.