Doktor Shimamura’nın Tilkileri
Uygun
- Tarihî romanda kesin olgudan çok ironi, mizah ve tuhaf bir atmosfer sevenlere
- Psikiyatri ve nörolojinin tarihine, histerinin 19. yüzyılda nasıl «gösteriye» dönüştüğüne meraklı olanlara
- Belleğin, hastalığın ve aile bakımının karanlık ama ince mizahla yazıldığı kısa bir romanı sevenlere
Uygun değil
- Düz, hızlı bir olay örgüsü arayanlara: roman zaman katları arasında sıçrıyor ve gerçeği bilerek bulanık bırakıyor
- Gerçek Shimamura Shunichi'nin tarihsel biyografisini bekleyenlere: kitap biyografi değil, ona dayanan kurmaca bir roman
- Kadın bedeni ve histeri gösterilerinin betimlenmesine hassas olanlara: birkaç sahnede yarı çıplaklık ve cinsel çağrışımlı betimlemeler var
Kitap üç mottoyla açılır: 1892'de Le Temps gazetesinde Salpêtrière amfisinde Charcot'nun gösterisine getirilen «genç Japon»un tasviri, Yasuo Okada'nın 1992 tarihli makalesinde «Shimamura'nın hastalığı neydi? Araştırdım, yanıt bulamadım» cümlesi ve Breton'un histeri üzerine dizeleri. Bu kısa açılış romanın tonunu belirler: gerçek bir tarihî şahsiyet hakkında ama kurgusal, alaycı ve parçalı bir biyografi.
Asıl hikâye 1922 Şubatı'nda, Kameoka'daki evde başlar. Kyoto Tıp Fakültesi'nin emekli nöroloji profesörü Shimamura Shunichi verem hastasıdır (ya da adı olmayan başka bir şeydir), ateşi yükselir, düşünceleri karışır. Uzun yıllardır «Veya-Projesi» adını verdiği, bellek üzerine hiç yazılmamış büyük eseri düşünür. Hastane müdürü olarak en çok hatırlanan şey duvarlarına yaptırdığı kalın şiltelerdir; şimdi aynı şiltelerle kendi odasına iki duvar ördürüp ailesini kendinden ayırmak istiyor.
Dört kadın onu bekler: karısı Sachiko, annesi Hanako, kayınvalidesi Yukiko ve hastaneden getirdiği, adı Anna ya da Luise olan hizmetçi kız. Hanako ile Yukiko'nun sesleri birbirine o kadar benzemiştir ki Shimamura fısıldayanın kim olduğunu ayırt edemez; Sachiko ise «prizmatik, kristalleşmiş» bir gölgedir. Skopolamin iğnesi onu uyutarak yedi yaşına döndürür; babasının hattatlığını, annesinin kulak temizlemesini hatırlar. Bu bölümlerde mizah kurudur ama yazar kahramanıyla alay etmez, hasta yaşlı adamın yalnızlığını öne çıkarır.
Geri dönüş 1891'e, genç Shimamura'nın Shimane vilayetine gönderilmesine aittir: Profesör Sakaki ona «tilki tutması» salgınını incelemesini söyler, ona on beş-on altı yaşında, çok konuşan bir öğrenci yardım eder. Sefer iki hafta yayan, tahtırevanla ve çekçek arabasıyla geçer; ama ne bir nörolojik belirti ne kesin bir tanı bulunur, yalnızca verem, grip ve başka hastalıklar çıkar. Kahramanın hastalara «tilki» yazıp göndermesi fikri profesörün şakasının anlamını açar. Yazar «kap» denilen insanların tilki barınağı olarak satılmasını ayrıntılı ve iğrenerek anlatır.
Üslup kuru, ironik ve bellek oyunlarıyla doludur: Shimamura yaşlıyken Almanca düşünür, adını hatırlamadığı öğrenciyi, Japonca sözcükleri ve Avrupa anılarını karıştırır. Notlar folklorik kavramları açıklar (kitsunetsuki). Zayıf yanı olayların zaman katmanları arasında sık sık sıçraması ve okura hiçbir şeyin açıklanmamasıdır; hafif okuma arayanlar yorulabilir.
- Ton kuru ve ironiktir: kahramanın nörolog olarak titizliği ile gülünç durumlar art arda çarpışır
- Üç zaman katmanı (1891, 1892–1894, 1922–1923) kesik kesik gelir; belleğin yanıltıcılığı biçim olarak da işler
- Mottolar ve notlar (Le Temps, Okada, Breton, Griesinger) kurguyla gerçek tarihi karıştırarak konuya ironik mesafe koyar
- Dil hafif, ölçülü ve kısa cümlelerle yazılmıştır; abartı ve parodi (kap, tilki ruhu, Veya Projesi) derin duyguları gizler
Yazarın tarihî kişiyi kurmacaya çeviren başka bir romanı
Kendi anlatıcısıyla alay eden, mizahlı bir Japon klasiği
Salpêtrière ve Charcot döneminde histeri gösterilerine bakan tarihî bir kitap
Shimamura iki hafta Shimane'nin cehennem sıcağında dolaşır, her yerde tilki «işareti» görür ama hiçbir kadında nörolojik belirti bulamaz. Dört verem, bir menenjit, üç basit grip ve çeşitli felç vakasından sonra kendine acır ve durduk yere bir kişiye «Aziz Vitus hastalığı», bir kişiye de «gebelik psikozu» tanısı koyar. Öğrenci hastalarla kucaklaşıp ellerine tükürür, Shimamura bunun ne demek olduğunu sormak istemez.
1922'de ise skopolaminden sonra uykuya dalar, bir sözcüğü tekrar eder — «Fuchsgeist» («tilki ruhu»), onu Viyana ağzıyla söyler. Bu sözcük hem tilki tutması temasının hem belleğin başlangıcıdır.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.