Kalbinin Korsanı
Uygun
- Deniz macerasını ve korsan temasını romantizmle birleştiren genç roman sevenlere
- Olay örgüsünün hızlı ilerlediği, diyaloglu ve kolay okunan bir kitap arayanlara
- Distopik fonda cesur kahraman kız hikâyelerini sevenlere
Uygun değil
- Esir alan ile esirin yakınlaşmasına mesafeli olanlara: bu romantik hat kitabın temelini oluşturur
- Dünyanın ayrıntılı ve gerçekçi kurulmasını bekleyenlere: kuraklık ve yasaklar yalnızca fon rolünde
- Silahla tehdide hassas olanlara
Kitap, Roza'nın birinci tekil kişiden anlattığı bir açılışla başlar: «Şiirler aşktan, romanlar korkudan bahsederdi. Keşke âşık olsaydım…» Roza çocukken evin arkasındaki nehrin dalgalarını parmaklarında hissettiğini hatırlar; şimdi nehir kurumuş, toprak çatlamıştır. Olaylar 1984'te, Moğala ülkesinde başlar. Roza büyükbabasından kalan malikâneye son kez bakar ve evi terk etmeye hazırlanır.
Dünya birkaç sayfada kurulur. Su kıtlığı üç yıl önce ciddileşmiş, tarım ve üretim durmuş, okyanusla çevrili ülkeye yardım haftalarca gelmiş, okyanusa açılanların çoğu geri dönmemiştir. En son karar «yeni bir karara kadar çocuk doğurmak yasaktır» olmuş; su haftada iki kez açılmaktadır. Roza bu karara katılır: geleceği belirsiz bir ülkeye çocuk getirmek istemez. Babası eski bir bürokrattır; bağlantıları sayesinde tatlı suyu olan, az insanın gideceği gizli bir yer bulmuştur. Roza ayrıcalıklı olduğu için utanç duyar.
Karakterler hızla çizilir: şikâyet edecek bir şey bulan ve lüksten vazgeçmeyen anne, tasasız ve yolculuğa meraklı on yedi yaşındaki Layla, ağırbaşlı baba. Roza kendisi yalnızlığı seviyor, insanlarla mesafeli, İngiltere'de okumuş, İngiliz edebiyatı okumuş ve yakın arkadaşı yok. Elena yardımcıdır, beş yaşındaki oğlu Alvin ise anlatıcının en çok sevdiği çocuktur. Babanın «yalnız beş kişi götürme hakkımız vardı» demesine rağmen Roza «tüm sorumluluğu ben alırım» diyerek çocuğun da gelmesini sağlar. Bu sahne kızın karakterini gösterir: inatçı, haksızlığa dayanamaz, bazen düşünmeden konuşur.
Gece yola çıkarlar, dolunay ışığında «Eros» gemisine binerler. Baba arabanın anahtarını gemiye yardım eden adama verir; Roza «bir daha o arabaya binebilecek miyiz?» diye düşünür. Kabinler birbirinden ayrıdır, yarım saat sonra teras katındaki yemek masasında kaptan bilgi verecektir. Masada on beş kişi oturur. Geminin sahibi Adam yolculuğun gizli ve zor olacağını söylerken üç silahlı adam terasa girer; mavi gözlü biri sandalyeyi çekip masanın başına oturur, Adam arkadaşları tarafından kollarından tutulup götürülür, kaptan telsize uzanınca «yardımcı kaptanın durumu iyi değil» denerek geri gönderilir.
Sahnenin merkezinde Roza'nın ayağa kalkışı durur. Silah babasına doğrulunca ayağa fırlar, «Sen kimsin?» diye sorar ve «Ben kaptanınım. Gemi ikinci bir emre kadar benim, Roza» cevabını alır. Roza polisi aramayı talep eder; adam ise «denizin ortasında polise ulaşacağını mı düşündün? Üstelik gizli ve yasak bir yolculukta?» der. Masadaki erkeklerin hiçbiri kalkmadığı için Roza onları utandırır, biri «Sen bir korsan mısın?» diye sorar, adam doğrular. Adı Elvis'tir; yoldaşları Ares ve Martin'dir. Kadınlara silah doğrultmayacağını, çıkarları sağlandığında gemiyi ve yolcuları serbest bırakacağını söyler.
Yazar ağırlıklı olarak sahnenin gerilimiyle çalışır: kısa replikler, alaycı cevaplar, kahramanın öfkeli iç yorumları. Elvis hem tehdit eder hem şaka yapar; kadının broşunu sahibine geri verir, çocuğun yanında yumuşar ama gözleri Roza'ya «içtensiz» görünür. Anlatıcı bu çiftin gerilimini baştan romantik bir tonda kurar: «buz mavisi gözler» defalarca tekrarlanır. Zayıf yanlar da belli: Roza'nın düşünceleri bazen aynı fikri tekrarlar, korsanlara «soytarı», «pislik» gibi sıfatlar çok verilir, kuraklık dünyası yalnızca fon olarak kalır.
- Baskın sahnesi hızlı ve gergin kurulmuş, ilk bölümde okuru doğrudan olayın içine alıyor
- Roza birinci şahıs ağzından anlatıyor, düşünceleri ve kuşkuları açıkça veriliyor
- Kuraklık, kıtlık ve doğum yasağı gibi distopik ayrıntılar kısa ama etkili
- Kahramanın karakteri net: korksa da güçsüzlerin yanında duruyor
- Gemi ortamı kapalı mekânın gerilimini iyi kuruyor
Deniz macerası ve korsan romanlarının klasik örneği
Distopik fonda cesur genç kahraman kız hikâyesi
Güçlü bir kahraman kızı olan gençlere yönelik korsan macerası
Yolcular kabinlere kilitlenir, Roza valizinde üç kitaptan birinin kaybolduğunu görür: onu korsanlar almıştır. Kapı deliğinden babasıyla konuşur, annesi mücevherlerinin alındığını söyler. Roza kız kardeşinin gümüş saç tokasıyla kilidi açmaya çalışır, olmaz. Sabah Elvis ve Ares çay, ekmek ve bal getirir («zehir mehir yok»). Ares tepsiyi almaya geldiğinde Roza onu tepsi ve vazoyla vurup yere serer, anahtarı alır ve Layla ile kaçar; kazan dairesinden geçip mutfağa inerler ama orada Elvis onları karşılar. Roza bıçak tutar, Elvis ise «ikinci kez katil mi olmak istiyorsun?» der: Ares yaşıyordur, ölecek biri değildir. Ares Layla'yı yakalar, Layla onu ısırır, Elvis bıçağı Ares'e fırlatıp refleksini sınar ve ikisi de güler.
Roza ve Layla kabinlerine geri götürülür, babası Roza'yı azarlar. Elvis anahtarı isteyince Roza onu kaybettiğini söyler; Elvis yalan olduğunu anlar ama anahtarın onda kalmasına izin verir — bir şartla: «Bana o kitabı okumanı istiyorum». Üçüncü gece Ares Roza'yı Elvis'in yanına çağırır. Elvis geminin sahibinin çalışma odasında oturup sigara içer; kitap Emily Brontë'nin İngilizce romanıdır ve Elvis İngilizce bilmez. Karşılığında kitabı geri vereceğini ve Alvin'i kabininden çıkaracağını vaat eder. Roza «aileme söyleme» der, Elvis ise «bu bizim özelimiz» diye cevap verir.
Bir sorununuz varsa bize yazın. Yayınevi, yazar, hak sahibi ya da sadece okuyucu — fark etmez. Bu incelemede telif hakkı açısından sorunlu bir şey varsa, inceleme yazarı sitenin kurallarını ihlal etmişse, ya da sadece bir öneriniz ya da şikayetiniz varsa, hey@kitabdanevar.com adresine yazın. Meseleyi mahkemeye taşımadan, kendi aramızda çözmek istiyoruz: başvuruyu 48 saat içinde inceliyor, gerekirse incelemeyi düzeltiyor ya da tamamen kaldırıyoruz.